adscode

Ara tatiller, kitap ve dayatmalar!..

En kolay çözülebilecek sorunları bile içinden çıkılamaz hale getirmekte üzerimize yok.

aguclu@milliyet.com.tr




Ara tatiliniz umarız keyifli geçmiş, verilen molaya değmiştir. Kim kaç kitap okudu, öğrencilerin, öğretmenlerimizin kaçı sinemaya, tiyatroya, tatile gitti, ne kadarı mutluydu, ne
kadarı ne gereği vardı ruh hali içerisindeydi. En önemlisi de kaçı dinlenebildi?..

En kolay çözülebilecek sorunları bile içinden çıkılamaz hale getirmekte üzerimize yok.
Ara tatiller de onlardan birisi.
Tıpkı yaz saati uygulaması gibi üzerinde yeterince konuşmadan “biz yaptık oldu” denildi ve öylece devam ediyor!
Bu konuda çok enteresan bir anekdot var:
Bir komutan yeni atandığı askeri birliği denetlerken, kel alaka bir yerde nöbet tutan bir asker görür. Çok yıllar öncesine kadar araştırır ve her komutan bizden önce de vardı, devam
ettirdik der. En sonunda birisi tamam hatırladım, o nöbetçiyi oraya, yeni boyadığımız banklara hiç kimse oturmasın ben görevlendirmiştim der ve olay çözüme kavuşur…
Eğitimdeki pek çok uygulama da çok uzun yıllardır bu şekilde devam ediyor!..
Atalarımızın “Böyle gelmiş, böyle gider” demesi de galiba bu yüzden!..
Daha da vahimi herşeyi sürekli öteliyoruz ya da hiç olmadık anda, hiçbir hazırlık yapmadan
yeni kararlar alıyoruz. Sözler veriyoruz, gereğini yerine getirmiyoruz. Oysa zamanında
yapılmayan her ayrıntı, bir süre sonra sırtımızda ya da beynimizde artık taşınamayacak bir
yük haline geliyor!
Zaman yönetimi, sorumluluk, sorun çözme, sorma, sorgulama, araştırma, inceleme konularında keşke çok daha donanımlı nesiller yetiştirebilseydik.
Aslında eğitimin en önemli amaçlarından birisi de bu ama kime anlatacaksınız!..
Kitap okuyan kaldı mı?
Eskiden tatil demek okumak, daha çok okumaktı demekti.
Haftasonu, bayram, yarıyıl ve yaz tatilleri için kitap setleri vardı. Oku oku bitmezdi.
Peki ya şimdi?..
Alışkanlıklarımız bu konuda da değişti. Hem de çok değişti.
İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte evlerimize günlük gazete girmez oldu.
Kitap okumak, ansiklopedi karıştırmak, iki satır bir şey yazmak hele ki kütüphaneye gitmek tarih oldu!
Yakında aktif anlamda okuma yazmayı, konuşmayı olduğu gibi yapay zeka ile düşünmeyi de unutursak hiç şaşırtıcı olmaz!
140 karakterle yazmak, bir kaç yüzü aşmayan kelime ile konuşmak, kısa videolar izlemek en
makbul olanı.
Artık her şey akıllı telefonlarda, akıllı makinalarda.
O yoksa hayat bitiyor!
Onsuz bir dünya pek çoğumuz için adeta yaşanılmaz hale geliyor!
Bu konuda şikayetçi olma ya da karalar bağlama yerine hep birlikte kafa yoralım ve başta çocuklarımız olmak üzere herkesi kitapla yani okumayla yeniden barıştıralım…
Yeni dünya düzeni bu.
Yeniliklere karşı çıkmak en büyük yanlışlardan birisi olur. Bilişim çağının ürünlerini geçmişle harmanlayarak yola devam edelim. Ama okumaktan da asla vazgeçmeden…
Sınavlar nedeniyle kitap okumada dahil her şeyi rafa kaldıran öğrencilere, velilere ve öğretmenlerimize bir hatırlatmada bulunmak istiyoruz:
Okumak, çok okumak sınavlarda ki başarının da altın anahtarıdır! Bunu asla göz ardı edilmemelidir.
İşte bu yüzden test sorularının yerine biraz da şu tür sorulara kafa yarmalıyız:
. Çocuklara kitabı yeniden nasıl sevdirebiliriz?
. Kitap okumayı sürdürülebilir hale nasıl getirebiliriz?
. Çocuklarımızı dijital bağımlılıktan nasıl kurtulabiliriz?
. Yazma alışkanlığını nasıl kazandırabiliriz?
. Kütüphanelerimizi “Okuma / Yazma Evleri” haline nasıl dönüştürebiliriz?
. Münazaraları yeniden nasıl canlandırabiliriz?
. Dijital kitaplar basılı kitapların yerini tutuyor mu?
. Çocuklarımızın düşünce ve hayal dünyalarını 4, 5 seçeneğin ötesine nasıl geçirebiliriz?
. Armağanlar sırasının en tepesine kitapları yeniden nasıl çıkartabiliriz?
Önümüzde öğretmenler günü ve yılbaşı var. Aklımıza gelen en güzel armağan neden kitap olmasın!..
Ara tatiller?
Ara tatiller öğrenci ve öğretmenlerimiz çok yoruldular biraz dinlensinler diye mi veriliyor yoksa arkasında başka nedenler mi var?
Ara tatillerin, ekonomiye katkılarının ötesinde eğitime yönelik artıları ve eksileri de yeterince konuşuluyor, tartışılıyor ve ona göre yeni düzenlemeler yapılıyor mu?
Evet demek mümkün değil.
Görünen o ki okul günleri gibi tatil günleri de en verimli şekilde değerlendirilmiyor. Kimileri için hoş bir tatil olarak anılan bu günler, kimileri için eziyete dönüşebiliyor.
Madem ki memnuniyet oranı çok yüksek değil, daha iyi değerlendirilmesi içinkafa yormak
gerekmez mi? Örneğin gelecek tatiller için!..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)