adscode

Cezalar eğitmek için mi yoksa?..

Eğitimi ve okulları ile alalım disiplin cezaları öğrenciyi yeniden kazanmaya yönelik mi yoksa hepten “harcanmalarına” mı yol açıyor?

aguclu@milliyet.com.tr




Eğitimde, ekonomide, adliyede, trafikte, işyerinde, okulda, evde ya da başka bir yerde ceza yağmuru var. Ödül vermeyi, takdir etmeyi, teşekkür etmeyi çok tercih etmesek de eleştirmeyi, cezalandırmayı seviyoruz. Peki amaç hasıl oluyor mu?

Eğitimi ve okulları ile alalım disiplin cezaları öğrenciyi yeniden kazanmaya yönelik mi yoksa hepten “harcanmalarına” mı yol açıyor?

Ekonomide esnaflara, şirketlere, üreticilere, usulsüzlüğün ve sahteciliğin her türlüsüne yapanlara verilen cezalar en çok kimleri etkiliyor? Alın teri dökenleri mi yoksa vergi kaçırmayı, sahteciliği alışkanlık haline getirenleri mi?.

Hapishaneler tıka basa doluydu, 50 binine af çıktı, bir 50 bin için de çalışmalar varmış!
Salı verilmelerinin nedeni suç işlemeye yönelik alışkanlıkları değiştiği için mi yoksa çok daha farklı nedenler mi? Ne kadarı tekrar suç işliyor ne kadarı için ikinci bir şans oluyor. Yeterince araştırılıyor mu?
Disiplinle, baskıyla, şiddetle caydırıcılık modeli çok eskilerde kaldı gibi görünse de hala en çok başvurulan yöntem maalesef bu. Oysa Batılı ülkelerde hem eğitimde hem de farklı alanlarda takdirin, ödüllendirmenin, ilgi ve yetenekler doğrultusunda yönlendirmenin kişiler üzerinde daha etkili olduğu göz önünde bulundurularak ona göre hareket ediliyor…


Trafik cezaları

En çok tartışılan cezalardan birisi de trafik cezaları.

Sistemin iyileştirilmesi, sürücülerin eğitilim disipline disipline edilmeleri ve kurallara uyum sağlanmasından daha çok “tahsilata” yönelik olduğu dillendiriliyor.

Bu konuda TBMM gündemindeydi ve işte Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın, Karayolları Trafik Kanunu Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmadan bazı satır başları:

. Bu düzenleme caydırıcılık değil, yoksulluğu cezalandırma anlayışıdır!

. Trafik doğrudan insan hayatıdır. Bir annenin evladına kavuşabilmesidir, bir işçinin direksiyon başından sağ salim eve dönebilmesidir, bir emeklinin yolda kalmama endişesidir. Caydırıcılığın ölçüsüz cezalarla sağlanamaz!

. Asgari ücretin 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığının ise 18 bin 938 lira buna karşın kanun teklifinde 90 bin liradan başlayıp 200 bin liraya kadar çıkan trafik cezalarının öngörülüyor!

. Bir asgari ücretli üç aylık maaşını tek bir trafik cezasına nasıl versin? Bir emekli neredeyse bir yıllık gelirini bir anlık ihlalle kaybedecek durumda. Bu mudur caydırıcılık, yoksa bu vatandaşı ekonomik olarak hayattan men etmek midir?

. Zengin için rahatsız edici olan bir yaptırım, dar gelirli için yıkıcı bir sonuca dönüşüyorsa burada adaletten söz edemeyiz!

. Bir anlık hata aylarca sürecek borca dönüşüyor, ehliyet kaybı iş kaybına, ceza aile bütçesinin çökmesine yol açıyor. Bu psikoloji adalete olan güveni zedeliyor.

. Trafik cezası yüzünden bir ailenin hayatını kilitlemek mi güvenlik? Ehliyetine el koyup bir insanı işsiz bırakmak mı düzen?

. Önce insan, önce can, önce yaşam hakkı diyoruz. Ceza en son gelir; ölçülü, orantılı ve ödenebilir olur. Direksiyon başındaki yurttaş ekonomik krizin faturasını ödeyecek bir tahsilat kalemi değildir...


Kış’ın söylemlerine karşı çıkanlar da olacaktır, ekleme yapanlar da ama ortada bir gerçek var ki ceza konusunun pedagojik, psikolojik ve sosyolojik boyutları da ayrıca enine boyuna araştırılmalıdır.

Araştırılmalı ve ona göre hareket edilmeli ki hedef bütçeye ek katkı değil kural ihlallerinin yeniden yaşanmaması olsun.

Yok eğer bu yöndeki algı yanlış ise onun değiştirilmesi için çaba harcansın!…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Değişim?..
Kitaba dair…