Teknoloji ve özellikle de yapay zeka yaşamımızı derinden etkiledi. Etkilenenlerin en başında da çocuklar, gençler ve eğitim geliyor. Koruyucu önlemlere her gün bir yenisi ekleniyor. Bu da tartışmaları beraberinde getiriyor…
Chicago, New York ve Yale Üniversiteleri gibi ABD’nin önde gelen üniversiteleri,
. öğrencilerin derste dikkatinin dağılmasını önlemek,
. yüz yüze etkileşimi artırmak,
. yapay zekâya bağlı kalmadan eleştirel düşünebilmelerini desteklemek
. ve zorlu metinleri doğrudan analiz etme becerilerini korumak amacıyla belirli derslerde dizüstü bilgisayar, tablet ve cep telefonu kullanımını yasaklayan bir “cihazsız sınıf” politikası uygulamaya koydu.
Ancak Birleşik Krallık’taki uzmanlar ve bazı akademisyenler, teknolojinin dil çevirisi ve kaynak paylaşımı gibi süreçlerde eğitime önemli katkılar sağladığını belirterek, genel yasaklara karşı çıkıyor.
Benzeri tartışmalar çok yönlü olarak sürüyor. Teknoloji kullanımını ısrarla destekleyenlerin yanı sıra her türlüsüne ve aşırıya kaçılmasına şiddetle karşı çıkanlar da hızla artıyor.
Peki doğrusu ne?
Bunu zaman gösterecek.
Yararlı yönleri elbette inanılmaz boyutlarda. Peki ya olası yan etkileri?
Örneğin sosyal medya sosyalleşmeyi artırdı mı yoksa yok olma noktasına mı getirdi?
Örneğin yapay zeka öğrencileri daha başarılı ve verimli bir noktaya mı getirdi yoksa artan bir şekilde tembelleştiriyor mu?
Örneğin mobil akıllı telefonlar ve yapay zeka, okumayı, yazmayı, konuşmayı, düşünmeyi, araştırmayı geliştiriyor mu yoksa köreltiyor mu? Farkındalıkları ortadan kaldırıp bireyleri tek tipleştiriyor mu?
Bu konuda daha onlarca soru sıralamak mümkün. Özellikle de sosyolojik konularda.
Kimi sadece bardağın dolu kısmını görüyor kimi de sadece boş kısmını!
Yapılan araştırmalar da maalesef yeterince inandırıcı ve objektif değil.
Peki o zaman neye, kime inanacağız?
Dayatmalara mı, yaratılan algıya mı, yoğurdu üfleyerek yiyenlere mi?
İşimiz zor hem de çok zor. Tabi eğer yaşamı ve gelişmeleri ciddiye alıyorsak!..

