Dünya öylesine hızlı değişiyor ki, bu değişime ayak uyduramayanlar ya yok oluyor ya da nal topluyor. Değişimin altın anahtarı ise eğitim, eğitim, eğitim. Peki ama nasıl bir eğitim? Sınav ve diploma odaklı olan mı yoksa insani değerleri, bireysel ilgi ve yetenekleri, sanatı, sporu, yetkinliği öne çıkartan mı?
Değişim rüzgarı yapay zekâ ile bambaşka bir boyuta taşındı. Sosyal medya ile sosyalleşiyoruz derken hepten yalnızlaştık. Sanattan, spordan, sokaktan, beceri geliştirecek ortamlardan, tabiattan koptuk.
Peki eğitim sistemimiz ve insan gücü planlama reflekslerimiz bu değişim hızına yeterince ayak uydurabiliyor mu?
Keşke gönül rahatlığı ile evet diyebiliyor olsaydık…
Örneğin sanatı, sporu ele alalım.
Sanat, hayatımızın olmazsa olmaz renklerinden birisidir. Onsuz bir yaşam, onsuz bir eğitim, onsuz bir gelecek düşünülemez.
Keşke MEB de aynı görüşte olsaydı!
Spor gibi sanatı da görmezden geliyor. Bu yüzden, estetik yoksunluğumuzun sorumlusu öğrenciler değil sınav odaklı eğitim sistemidir!
Sınav odaklı eğitim ülke gündemine maalesef hala giremedi. Herkes şikayetçi ama başka bir çare yokmuş gibi yanlış olsa da bu sisteme su taşımaya devam ediyoruz.
Hiç kimse de çıkıp neden olimpiyatlara gönderecek sporcu bulunamadığını, sanat, kültür, yazın hayatımızın neden bu kadar kısırlaştığını, Ortak Türk Tarihi, Türk Dünyası Coğrafyası ve Ortak Türk Edebiyatı derslerinin neden seçmeli hale getirildiğini sorgulamadı, sorsa da cevabını alamadı…
Atatürk’ün, “Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuştur” sözleriyle işaret ettiği gibi, sanat bir lüks değil, en temel ihtiyaçtır. Bir kişiyi, bir toplumu, bir ülkeyi sanatsız bırakmak, onun köklerinden koparmak, hayat suyunu kesmektir…
Şu kesinlikle unutulmamalı ki sanat sevgisi olmayan toplumların insana da, doğaya da saygısı olmaz. Olsa da bir noktaya gelir tıkanır…
Sınav odaklı eğitim yüzünden Sanat Tarihi dersi adeta yok oldu. Görsel Sanatlar ve atölyeler ise yok olma noktasına geldi.
Anlayacağınız Beden Eğitim dersleri ve spor salonlarının, iş bilgisi dersleri ve iş atölyelerinin, bilişim dersleri ve bilişim sınıflarının ve özellikle de sosyal bilimlerin başına gelenler onların da başına geldi.
Bakalım sırada daha neler var ve bu bakar körlük daha nereye kadar devam edecek!..

