adscode

Hani, hani, hani?

Gençlerimizi sınavlarla doğduklarına pişman ettik.

aguclu@milliyet.com.tr




Hani onlar bizim en değerli varlığımızdı? Hani onlar ülkemizin geleceğiydi? Hani en büyük zenginliğimiz genç nüfusumuzdu? Hani onlar yeter ki istesinler biz onlara her kapıyı açacaktık? Hani onlar hemen her konuda bizden çok daha akıllı ve çok daha donanımlıydı?..

Gençlerimizi sınavlarla doğduklarına pişman ettik.
Her yıl bu ucube sınavlar yüzünden küskünler, kırgınlar, değersizleştirenler kervanına yeni yüzbinler ekleniyor!

Bu kadarını hak ediyorlar mı?
Kesinlikle hayır!

Yaşananlar hiç kimseyi mutlu etmiyor, aksine kahrediyor ama maalesef geldiğimiz nokta ortada!..

Eğitimin en temel görevlerinden birisi de her öğrencinin ilgi, yetenek, beceri ve hayallerini tek tek keşfedip onların geliştirilmesini sağlamaktır.

Her tercih dönemleri geldiğinde görüyoruz ki bıkan başkalarını çocuklarımızın bizzat kendileri, aileleri ve öğretmenleri bile onların ilgi, yetenek ve hayallerinden bir haber!

Günümüzde gençlerde aranan en önemli yetkinlik farkındalık yaratmak.

Peki biz ne yapıyoruz?

Farkındalıklarını yok edip tüm çocuklarımıza tek tip elbise giydirmeye çalışıyoruz…

Okula başlayan her öğrenciyi üniversite kapısına yığan, bununla da yetinmeyip, puanları dibe indirerek herkesi üniversiteli yapan ve hatta mezun eden başka bir ülke bulamazsınız.

Ülke olarak üniversiteleri işsizler sıralamasında açık ara birinci olmamız bu yüzden!..

İşin garibi bunu daha düne kadar gençlerimizi ülkemizin en büyük zenginliği sanıyor, ayakta alkışlıyorduk

Ne zaman ki şapka düştü kel göründü, milyonlarca diplomalı işsiz kıvranmaya başladı, işte o zaman Hanyayı Konyayı anladık.

Peki ders aldık mı?
Evet demek mümkün değil.

Hala önemli olanın diploma değil herhangi bir alanda yetkinlik kazanmak yani mesleki bir beceriye sahip olmak olduğunu anlayamadık.
Anlayacağımız konusunda da maalesef en ufak bir umut ışığı görünmüyor.

Gelişmiş ülkelerin tamamında ülkesine göre değişen 6, 7, 8, 9 yıllık temel eğitimden sonra öğrencinin performansına göre bir yönlendirme yapılıyor.

Kimi üniversiteye devam için akademik liselere, kimileri sanat ve spor alanlarına, hayata erken atılmak isteyen büyük çoğunluğu da mesleki eğitime yönlendiriliyor.

Bu oran genelde yüzde 30, 35 üniversite, yüzde 65, 70’te mesleki eğitim yönünde oluyor. Sonuçta mesleki eğitime yönelenler de mutlu olur üniversite gidenler de…

Umut tacirliğinden vazgeçip bunu başarmak o kadar zor mu?

Kesinlikle hayır. İstersek başarırız…

En vahimi de lise, üniversite ve meslek seçimi konusundaki bilgisizlik, bilinçsizlik ve kararsızlık.

Çocuklarımıza günde 500 test çözdürüyoruz ama kendisi için en doğru lisenin, üniversitenin ve en önemlisi de kendisini başarılı ve mutlu edecek en doğru mesleğin hangisi olduğuna yönelik donanım sağlamıyoruz.

Son günlerde yaptığımız sohbetlerde üniversite adaylarına ısrarla hangi mesleği seçeceklerini sorduk. Ya bu konuda hiçbir ön hazırlıkları yoktu ya da kararsızlardı.

Yine pek çoğu tercihleri son dakikaya bırakacak ve el yardımıyla seçtikleri liseleri, fakülteleri kazanacak, bitirecek ve işsizler ve mutsuzlar kervanına katılacak!

Peki istediğimiz bu muydu?..

MEB, YÖK, ÖSYM, sevgili anne babalar, medya, sivil toplum örgütleri ve ülkeyi yönetmeye talip olanlar, çocuklarımızı değersizleştiren bu öğütücü sistemin çarklarına su taşımaya daha ne kadar devam edeceğiz?..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
runtobet runtobet giriş runtobet güncel runtobet runtobet güncel runtobet giriş tophillbet tophillbet güncel giriş tophillbet mobil güncel tophillbet tophillbet giriş tophillbet güncel myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş myhitbet myhitbet güncel myhitbet giriş yesmorebet yesmorebet güncel yesmorebet giriş