Üniversite mezunu işsiz ve öğrenim gördüğü alanla hiç ilgisi olmayan alanlarda çalışan sayısı milyonlara ulaşınca hemen herkes şu soruyu sormaya başladı:
“Üniversiteyi bitirenlerin hali ve harcanan onca emek, zaman ve kaynak ortadayken, okula başlayan her öğrenciyi üniversiteye yönlendirmek ne kadar doğru? Başka seçenekler söz konusu olamaz mı?..”
Okullara yönelik şiddet ve akran zorbalığı arttıkça en çok tartışılan bir başka konu ise okula gitmek istemeyen öğrencilerin 12 yıllık zorunlu eğitimin tamamını okulda geçirip, geçirmemeleri!
Zor hem de çok zor konular!..
Ne hiç bir öğrenciye “Üniversite senin neyine” demek ne de “senin yerin okul değil sanayi, tarla ya inşaatlar” demek
mümkün!..
Peki o zaman dengeler nasıl sağlanacak?..
Gelişmiş ülkeler bu konuda ne yapıyor?
Eğitimin öncelikli görevlerinden birsi de öğrencilerin ilgi, yetenek, beceri ve diğer yetkinliklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesidir.
Peki bunu hakkıyla yapabiliyor muyuz?
İşte bu noktada akla gelen ilk soru da şu oluyor:
“Herkes için üniversite şart değilse, ilgi, yetenek, akademik başarı ve hayaller doğrultusunda nasıl bir yönlendirme yapılmalı?..”
Gelişmiş ülkeler bu konuyu erken yönlendirme ile çözmüş. Akademik başarısı yüzde 25,30 öğrenciyi üniversiteye yönlendiriyor, kalanını da ilgi ve yetenekleri çerçevesinde mesleki eğitime kanalize ediyor…
Doğru sorular sormadan, ne doğru cevaplar bulabiliriz ne de doğru yol haritası da çizebiliriz!..
Peki bunu yapmaya hazır mıyız?
Yoksa gündemimiz çok daha farklı mı?..
Eğitimin geleceğine yönelik sorular sormaya devam edelim:
. İnsan gücü planlaması çerçevesinde, istihdam odaklı bir eğitim mi yoksa sınav ve diploma odaklı eğitime devam mı?..
. Sorun, velilerin, öğrencilerin ve öğretmenlerin sorunlarını dile getirmek için izledikleri yol, yöntem ve yol arkadaşlarında mı yoksa yaşadıkları sorulara çözüm üretilmemesinde mi?
Kabahatli aramak için harcadığımız zamanı ve enerjiyi keşke çözüm için harcasak…
Gelin hep birlikte şu soruları olaya nereden baktığınıza ve oturduğumuz koltuğa göre değil vicdanımıza göre samimiyetle cevaplamaya çalışalım:
. Kimilerinin iddia ettiği gibi gençlerimiz iş mi beğenmiyor yoksa tüm arayışlara rağmen iş mi bulamıyor?
. İşverenlere göre maaşlar yüksek peki ya çalışanlara, yeni bir yaşam kurmaya hazırlanan göre?
. Eğitimli olmak, eğitim için dirsek çürütmek günümüz koşullarında avantaj mı dezavantaj mı?
. Herhangi bir alanda kalifiye elaman az mı çok mu? Mesleğinin hakkını veren bir usta bulmak mümkün mü?
. İnsan gücü planlaması var yok mu? Bir yanda milyonlarca işsiz öte yanda milyonlarca yabancı çalışan ve asla bulunamayan donanımlı personel iddiaları varsa nedenleri neler?
. İstihdam odaklı eğitim mi gözde sınav odaklı eğitim mi?
Sınav ve diploma diye diye geldiğimiz yarım asırlık tablo ortada!
Ve şimdi gelin en can soruya yine hep birlikte cevap arayalım:
Eğitime aynen devam mı yoksa sorgulama zamanı geldi de geçiyor mu?. .

