adscode

Milyonlarca evde karne heyecanı!

Milyonlarca evde karne heyecanı yaşanıyor. Sevinen de çok, üzülen de. Takdir ve teşekkürler havalarda uçuşuyor. Eğitim, bir günlüğüne de olsa yine siyasetin gündemine girdi. Karne mesajları, peş peşe geliyor. 

aguclu@milliyet.com.tr




Bugün, havada uçuşan o karneler, aslında öğrencilerden çok bizim karnemiz ama bunun ne kadar farkındayız?..

 

Karnelerdeki başarı ya da başarısızlıklar, öğrencinin mi, öğretmenin mi, MEB’in mi, velilerin mi, sistemin mi, yoksa hepimizin mi?

İyiyse hepimizin, kötüyse öğrencilerin.

Batılı eğitim sistemleri, öğrenciyi kazanma ve hayata kazandırma üzerine kurgulanmıştır.

Başarısızlıkları değil, başarıyı dikkate alır.

Ve en önemlisi de her öğrencinin başarılı olacağı bir alanın mutlaka olduğuna inanılır.

Yani karnesindeki 5 zayıfa değil, başarılı olduğu diğer 5 derse bakıp, o yönde ilerlemesi sağlanır.

Bizde ise sanki herkes doktor, mühendis, avukat ya da bilim insanı olacakmış gibi belli dersler dayatılır ve onlardan başarılı olan omuzlarda taşınır, diğerleri 'tü kaka' ilan edilir. Adeta harcanır!

Ülkemizde, sporun, sanatın, ara insan gücü ve sosyal bilimlerin geri kalması ya da tesadüflere bağlı olması biraz da bu yüzden değil mi?..

Önemli ya da önemsiz ders yoktur.

Ama biz de tam tersi!
Sınavda çok soru çıkan dersler önemli, az sorulan ya da hiç soru sorulmayan dersler, hiç kimsenin zerre kadar umurunda değil.

İşte bu yüzden, spordan, sanattan, estetikten, zerafetten uzak nesiller yetiştiriyoruz…

Milyonlarca öğrenci, karne tatilinde bile hızlandırılmış kurslara gidip, yarış atı gibi koşuşturmaya devam ediyorsa, bunun sorgulanması ve hatta yasaklanması gerekir.

Yoksa tatil, tatil olmaz!..


Değişen bir şey yok

 

Hemen her karne günü, aynı şeyleri yazıyoruz ama hâlâ değişen bir şey yok.

Aslına bakılırsa, artık eski karne heyecanı da kalmadı.

Çünkü okullarda yer kalmadığı için sınıfta kalma yani sınıf tekrarı artık yok gibi!..

Şimdi ona bir de ödevsiz tatil eklendi!

Popülizm, popülizm, popülizm...

Peki, sınıfta kalmanın yok denecek düzeye indirilmesi iyi mi, kötü mü?

Öğrenci, veli ve MEB açısından baktığınızda her şey yolunda.

Çocuklar boş yere yıl kaybetmiyor, MEB de yeni okullar açmak zorunda kalmıyor, veli de çocuğum sınıf geçti diye seviniyor...

Peki ya madalyonun öteki yüzü?


Sorumlu kim?

 

Peki, eğitimde lime lime dökülmemizin sorumlusu kim?

Elbette, öğrenciler biraz daha çalışsa çok daha iyi notlar alabilirlerdi.

Aynı şekilde ülkemizin genel eğitim çıtası çok daha yükseğe çıkabilirdi.

Bu kesinlikle doğru.

Peki, ama o motivasyonu ve ortamı, veliler, öğretmenler ve millet olarak kendilerine sağlayabildik mi?

Bu konuda kendisini sorgulayan hiç oldu mu?

Aslında dün öğrencilerin aldıkları karneler, sadece onların değil, velisiyle, öğretmeniyle, okul müdürüyle, Milli Eğitim Bakanlığı, iktidarı ve muhalefetiyle hepimizin karnesi.

Ve tabii medyanın da.

Hangi biri eğitime ne kadar yer ayırıyor?

Karne haberlerinin dışında ne yapıyor?..

Doğrular bizim, yanlışlar öğrencinin, başarı bizim, başarısızlık onların, yapılamayanlar iktidarın, yapılacaklar muhalefetin diyemeyiz.

Daha da önemlisi, bu sistemde başarı ya da başarısızlık, kesinlikle gelecek için bir ölçü olamaz.

Çok örneklerini gördük, okul birincileri hayatın içinde kaybolurken, okulu zar zor bitirenler çok başarılı konuma gelebiliyorlar...


Ölçme-değerlendirme

 

Eğitim sisteminin can damarı, objektif bir ölçme-değerlendirme sistemidir. Ama ara ki bulasınız.

Ezbere ve sınava dayalı eğitim sistemi yüzünden öncelikler zaten altüst olmuş durumda.

Sistemin tek amacı var, öğrencileri papağan gibi ezberletip, yarış atı gibi koşturmak.

Öncelikli hedef ise iyi bir insan olmak değil, sınavı kazanan yarış atı olmak.

“Karnen iyi değil ve bir de sınavı kazanamadıysan, sen bir hiçsin.”

Verilmek istenen mesaj bu.

Veliler olarak ne olur siz bu tuzağa düşmeyin.

Elbette, karnesinde kırık olanları savunacak değilim ama o kırıklara bakıp çocuklarınızı sorgulamayın, aşağılamayın ve onlardan umudunuzu kesmeyin.

Onların bu dönemde her zamankinden daha çok desteğe ihtiyaçları var.

Morallerini bozmak yerine moral verin ki gelecek yıllarda çok daha gayretli olsunlar.

Yoksa gelecek yıllardaki karneler, çok daha can sıkıcı olabilir.

Keşke öğrenciler gibi bir de bakanından müsteşarına, Talim Terbiye’den bürokratlara, okul müdüründen öğretmenlere yani eğitime yön verenlere de bir karne hazırlansa, işte asıl o zaman görevini layığıyla yapan, yapmayan kim o ortaya çıkar...

Yazının başında da söylediğim gibi, bugün havada uçuşan o karneler, aslında öğrencilerden çok bizim karnemiz!..

Eğitime, çocuklarımıza ve ülkemizin geleceğine ne kadar önem verdiğimizin bir göstergesi.

Göreceli olarak her şey çok güzel ama altı ne kadar dolu işte o tartışılır tartışılıyor da…

 

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)