adscode

“Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuştur”

Sanat, hayatımızın olmazsa olmaz renklerinden birisidir. Onsuz bir yaşam, onsuz bir eğitim, onsuz bir gelecek düşünülemez. Keşke MEB de aynı görüşte olsaydı! Spor gibi sanatı da görmezden geliyor. Estetik yoksunluğumuzun sorumlusu MEB’tir!

aguclu@milliyet.com.tr




“Sanatsız Kalan Bir Milletin Hayat Damarlarından Biri Kopmuştur”Sınav odaklı eğitim, maalesef şuranın gündemine giremedi. Satır aralarında geçiştirildi o kadar.
Hiç kimse de çıkıp neden olimpiyatlara gönderecek sporcu bulunamadığını, sanat, kültür, yazın hayatımızın neden bu kadar kısırlaştığını, Ortak Türk Tarihi, Türk Dünyası Coğrafyası ve Ortak Türk Edebiyatı derslerinin neden seçmeli hale getirildiğini sorgulamadı, sorsa da cevabını alamadı...


Şuralara yapılmak istenenleri dikte ettirmek için değil, yeni bir vizyon için yapılır ama sanki dağ fare doğurdu...


Neden Sanat?


Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği gibi, sanat bir lüks değil, en temel ihtiyaçtır. Bir kişiyi, bir toplumu, bir ülkeyi sanatsız bırakmak, onun köklerinden koparmak, hayat suyunu kesmektir...


Şu kesinlikle unutulmamalı ki sanat sevgisi olmayan toplumların insana da, doğaya da saygısı olmaz. Olsa da bir noktaya gelir tıkanır...


Sınav odaklı eğitim yüzünden Sanat Tarihi dersi adeta yok oldu. Görsel Sanatlar ve atölyeler ise yok olma noktasına geldi.


İşte bir öğretmenimizin gözüyle gelinen son nokta:

Neden, Neden, Neden?..

“Bir branş var ki yıllarca gözardı edilmiş ve istihdam konusunda yeterli pay verilmeyerek ailelerinde endişe etmesiyle sanat eğitiminden çocukları uzak tutulmuş.
Sorunlar sadece bu kadar değil.
Görsel Sanatlar dersine ve öğretmenlerine yapılan ders saati haksızlığı da bir türlü giderilememiştir.

 Haftada bir saat ders yüzünden maaş karşılığını zor dolduran öğretmenler olarak birden fazla okula gelip gitmekte güzel bir şey değil.
Farz-ı muhal 30 saati olsun ( ki hiç bir zaman olmamıştır.Nadir durumdur.) bu seferde 30 ayrı sınıf demektir Bu kadarcık sürede öğrenciyi tanıma ve değerlendirme olanağı yoktur.

Bir Matematikçi , Fen'ci veya Türkçeci ek ders -DYK ve bilmem nesi diyerek bilumum adlar oluşturularak 40 saat ders alırken bir sınıfada rahat 6 -8 saat arasında girerek ders yapabiliyorlar ve öğrenciyi tanıyorlar.


Ders verdikleri öğrenci mevcudu 250-300 arası .30 sınıf tek branş girsek bin öğrenciyi geçer. Bir saat için şükredin diyen yöneticiler var.

Üstelik kasıtlı mı yapılıyor bilmiyorum ama Görsel Sanatlar atölyelerinin açılmaması bu dersin sınıf ortamından çıkamaması demektir.

Uygulama dersi bir beceri geliştirmedir. Bunun yeri de atölyedir.

Sanat eğitimi ile çocuğun hayatında unutulan ders ezberlerini değil yaratıcılığını katan becerileriyle ben değerliyim duygusunu kazandırmak önemlidir.

Anne baba ders çalış dedikçe çocuk çalışmıyor çünkü iletişim yok.

Çocuk kendisiyle ilişkiyi kurduğunda sanat eğitimiyle o zaman kendini keşfetme yolculuğuna çıkıyor. Bu da merak duygusunu tetikliyor. Merak yoksa öğrenme de yok.

Bu yüzden atölyeler büyülü mekan yerleri gibi çocukların keşif alanı haline getirilmelidir.

Kendi yapıp, etmeleriyle başaracaktır. Gelecek kaygısı azalacak ve sizin ders çalış demenize bile gerek kalmayacaktır...”


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)