Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 2.030 sanayi ve teknoloji koleji açılacağını, mesleki eğitimin cazibesinin artırılacağını, girişimcilik fonlarına ek olarak AR-GE tasarım merkezleri ve teknoparkların destekleneceğini açıkladı.
Güzel hem de çok güzel bir haber. Çok geç kalınsa da yeni çağın, yeni teknolojilerini yakalamak için çok önemli bir adım.
Bu noktada asıl önemli olan bu okulların doğru konumlandırılmaları ve amaca yönelik hizmet vermeleri.
Bu okullar sanayimizin kalifiye ara insan gücünü yetiştirmek için mi kurulacak yoksa üniversiteye öğrenci hazırlamak için mi? Önce buna karar vermemiz gerekir.
Her iki amaca da uygun olacak denilirse önceki benzer okullar gibi hayal kırıklığı yaratmanın ötesine geçemezler…
Gelin önce bu konudaki habere bir göz atalım, sonra daha önceki uygulamaları hatırlayalım, sonra da neler yapılabilir ona bakalım:
“ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, milletvekillerinin TBMM'deki soru önergelerine yanıt verdi. Kacır, OSB'lerde nitelikli iş gücü yetiştirmek ve genç istihdamını artırmak için 48 özel, 33 devlet olmak üzere toplam 81 meslek lisesi ile 26 meslek yüksekokulunun faaliyet gösterdiğini bilgisini vererek sanayi ve teknoloji kolejlerine değindi.
Kacır, "Halihazırda meslek liseleri, meslek yüksekokulları ve mesleki eğitim merkezlerinde yaklaşık 160 bin öğrenci eğitim görmektedir. Bu model vasıtasıyla mesleki eğitimin cazibesinin artırılması, genç işsizliğinin azaltılması ve özel sektörün nitelikli eleman ihtiyacının büyük ölçüde karşılanması hedeflenmektedir. Buna ilaveten 2.030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi ile fen, teknoloji ve meslek eğitimine odaklı Sanayi ve Teknoloji Kolejlerinin kurulması da planlanmaktadır" ifadesini kullandı
Milliyet'in haberine göre Kacır, bakanlık tarafından oluşturulan girişimcilik fon mekanizmasına ek olarak, teşviklerden yoğun biçimde yararlanan Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknopark firmalarının belirli oranlarda ayırdığı kaynaklardan oluşan fonun teknoloji girişimlerine sermaye olarak aktarıldığını belirtti.
Bu sayede genç girişimcilerin finansmana erişiminin önemli ölçüde kolaylaştığını ifade eden Kacır, söz konusu uygulama kapsamında teknoloji girişimlerine 2025 yılı sonu itibarıyla 15 milyar liranın üzerinde sermaye desteği sağlandığını kaydetti!..”
Neye dikkat etmek gerekir?
Bakan Kacır’ın dikkat çektiği teknoloji kolejlerinin tamamına yakını kuruluş amaçlarından daha çok üniversitelere öğrenci hazırlayan akademik liselere dönüştü.
Açılması düşünülenlerin de aynı akıbete uğramaması için bir dizi önlem almak şart.
İşte onlardan bazıları:
. Öğrenciler LGS sınavı ya da diploma ortalamasına göre değil beceri ve mülakatla alınmalı. Öğrenciler mutlaka ama mutlaka iyi bir meslek elemanı olmayı hayal eden ve bir an önce hayata atılmayı düşünenler arasından seçilmelidir...
. Üniversiteye gitmek isteyenlerin önün elbette kesilmemeli ama bu okullardan mezun olanlar en az üç yıllık bir saha tecrübesinden sonra üniversiteye yönelmeliler. Bu da YKS ile değil yine sanayideki tecrübeleri, performansları ve öğrenim gördükleri, çalıştıkları alanlarla ilgili olmalıdır.
. Sınavlarla eşitliği sağlıyoruz derken hem eşitliği sağlayamadık ama çok önemli ayrıntıları kaçırdık. Söz konusu okullar da bu yanlış sistemin kurbanı olmamalılar.
. Açılacak bölümler, müfredat programları, mezunların istihdamı, ilgili sanayi ve ticaret odalarıyla birlikte planlanmalı ve bu okullara giren her öğrencinin bursu, stajı, istihdamları dünya genelinde olduğu gibi yine onlar tarafından karşılanmalıdır.
. Söz konusu okullarda modüler sistem uygulanmalı temel eğitimin dışında artı eğitim almak isteyenlerin önü hep açık olmalı. Örneğin otomotiv okuyan bir öğrenci farklı bölümlerden de ders alabilmeli ve öğretim süreleri esnek hale getirilmelidir.
. Eğitim ve öğretim MEB’in uhdesinde olsa da ilgili Bakanlıklar da tıpkı ilgi odalar gibi öğrenci alımından işe yerleştirilmelerine kadar koordineli bir şekilde hareket etmelidir
. Ülkemiz eğer aynı zamanda bir turizm ve tarım ülkesi ise bu sektörlerin kalifiye insan gücü de en üst düzeyde karşılanmalıdır!
. Teknoparklara gelince öylesine samimi amaçlarla kuruldu ve öylesine büyük destekler sağlandı ki birkaçı dışında neredeyse tamamı hayal kırıklığ yaratmanın ötesine geçemedi. Onların da sil baştan yeniden ele alınmalarında sonsuz yarar var!
Daha onlarca ayrıntıya girebiliriz. Önemli olan mesleki eğitime bakış açısının ciddiye alınması, tüm tarafların ortak aklıyla günün ve özellikle de geleceğin koşullarına göre yeniden yapılandırılması ve istihdam garantisinin verilmesidir.
Gençler mezun olduklarında işleri hazır olursa eminiz ki mesleklerine dört elle sarılacaklardır…
En iyisi bekleyip görmek ve umarız bu kez günü değil, geleceği kurtarmak için kollar sıvanır!..

