adscode

Sınavlar, Okul Öncesi, Öğretmenler, Farklı Öneriler

Koronanın yarattığı engeller nedeniyle eğitim kazanı fokur fokur kaynıyor. Kaynamayan kazan mı var ki diyenler çıkabilir ama eğitim de en az ekmek, su kadar önemli! Özellikle de fırsat eşitliğine dayalı adil bir eğitim!..

aguclu@milliyet.com.tr





20 milyon öğrenci, 30 milyon veli ve iki milyona yakın öğretmen, akademik personel ve eğitim çalışanı var. Yani 50 milyon fazlamız için eğitim eğitim, evimizin huzuru demek!

Eğitimde sıkıntı varsa, evde de, ülkede de ciddi anlamda sıkıntı var demektir.

Eğitimin sancısı uzun sürer, anlık tepki vermese de yarattığı sorunlar, çok uzun süreli travmalar yaratabiliyor!..

Eğitimi ve öğretmene saygı, çocuklarımıza, ülkemize ve geleceğe saygı demektir.

İşte bu yüzden bu konuda çok ama çok duyarlı olmalıyız!..

İşte son günlerin bir kaç sıkıntılı konusu:

Müfredat Değişmeli!
. “Merhaba Abbas Bey, MEB çocukların LGS'de bütün müfredattan sorumlu olduğunu açıkladı.

Müfredat 40 dakikaya göre planlandığı için 30 dakikalık ders için müfredattan konu eksiltmeleri gerekirdi. Uzaktan eğitimin zorlukları bir yana sırf ders saati süresinin az olması bile müfredatı en az %25 daraltılması gerekliliğine neden olur. Biz veliler olarak gerçekten çocuklarımıza bakanlığın vermediği eğitimin karşılığını istemesinden dolayı çok üzgünüz. Sesimizi duyarabirseniz çok seviniriz…”

- Müfredat kesinlikle uzaktan eğitime göre yeniden düzenlenmeliydi!..

Okul Öncesi Eğitim!
. “Okul öncesiyle hiç bu kadar oynanmamıştı. 3 günde, 4 kere kapanıp açıldık. Akşam alınan karar, sabah bozuldu. Açıksınız dendi yazı yok, kapalısınız dendi yazı yok. ‘Sizi kapsamıyor’ demek nasıl bir cümle? Valilik kararında kapalı ibaresi geçerken MEB’ten farklı açıklamalar geldi”

- Bu konudaki tüm yakınmalarda haklılık payı var. Çünkü MEB, okul öncesi eğitim konusunda hala ciddi bir politika oluşturamadı. Okul öncesi, tümüyle MEB’in kontrolü altına girmedikçe bu sıkıntılar yaşanmaya devam edecek. Devlet okullarında ana okulları ve kreşler kapalıyken, farklı kurumlarda açık olmalarının mantığını anlamak mümkün değil.

Ya hepsi açılmalı ya da hepsi kapanmalı? Biri için sakıncalı olan durum diğerleri için sorun yaratmıyor mu?

Öğretmenlere Haksızlık mı?
. “Öğretmenler okula niye gidiyor? Altmış öğretmeni bir günde okula çağırıyorlar. Sınıf defteri doldurtmak için. Öğretmene güvenmeyen bir zihniyet. Salgın akılla önlenir. Toplumun en dinamik yerini işgal edenler altmış öğretmeni okula topluyorlar siz gerisini düşünün artık. Sırf sınıf defteri doldurtmak için. Bahaneleri de şu: Sınıf defteri resmi evrakmış eve gitmezmiş.

Lütfen bu konuyu gerekli yerlere iletin. Bizim gücümüz bu duyarsızlığa yetmiyor .

. MEB, bu konuda daha doyurucu ve inandırıcı bir açıklama yapmalı. Hiç kimse öğretmenlerin görevden kaçtığını söyleyemez. Evde uzaktan eğitim için verdikleri mücadele takdire şayan!..

Öğretmene Neden Ayrıcalalık Tanınsın ki?
. “2 Aralik tarihli yazınızda "Ögrenciler için söz konusu olan risk, ögretmenler için söz konusu degil mi?" demişsiniz. Dikkatimi çekti ve merak ettiğim bir hususu paylaşmak istedim.

Bildiğimiz kadarıyla ögretmenlerin iş yeri okullardır, haftada bir gün öğretmenlerin iş yerlerine çağırılmasının ne gibi bir sakincası var ki de çocuklarla koca insanlar arasında covide yakalanma riski açısından bir kıyaslama yapıyorsunuz?

Devletin tüm personeli sağlıkçısı , polisi vs salgında risk açısından ön saflarda yer almalarına rağmen hala görevlerinin başındayken (zorunlu sebeplerden evden calışanlar hariç) haftada bir gün ögretmenlerin okula çağırılması çok mu önemli bir konudur? Ögretmenleri salgın sürecinde diğer tüm çalışanlardan ayıran en önemli özellikleri nelerdir ki bir gün iş yerlerine gitmeleri sağlıklarını diğer tüm insanlardan daha fazla riske atmaktadır?

Bu konuyu köşe yazınıza dahi taşıdığınıza göre bir kamu personelinin haftada bir gün iş yerine çağırılmasının çok önemli sakıncaları olsa gerek…”

- Böylesi bir ortamda vurun abalıya diyebileceğimiz en son kişiler sağlıkçılar ve öğretmenler olmalı! Elbette tüm sektörler canla başla mücadele veriyor ama birilerini savunurken, diğerlerini kırmayalım. Bilim Kurulu ve MEB, her gün okula gitmeyi uygun görmedi ki okullar kapandı. Bir günlük okula gitme konusunda da inandırıcı ve gerekli gerekçeler ortaya konulursa eminim ki tüm öğretmenler koşa koşa okula gidecektir. Onların eleştirdiği niye gittikleri değil, gittiklerinde ne yapıldığı!..

Bu Yıl Sınav Yapılmasın!
. “Merhaba, Abbas bey ülkemizde eğitim konusunda yıllardır hiç bıkmadan verdiğiniz mücadeleyi takdirle takip eden bir okurunuzum. Benim sizinle paylaşacağım konu, pandemi sürecinde eğitim meselesi ile ilgili. Bu konuya artık gerçekçi bakmamız şart oldu.

Tüm tahminler sonbahara girerken salgının artış göstereceği ve bu kışın çok zor geçeceğini öngörüyordu ve öylede oldu. Ben ekim ayından beri, bu eğitim döneminin bir pekiştirme yılı olarak kabul edilmesi 1.sınıftan 12.sınıfa kadar tüm sınıfların bu yılı geçmiş ders konularının pekiştirmesini yaparak ve ek olarak sizinde önerdiğiniz gibi değerler eğitimine yönelerek bu seneyi bu şekilde değerlendirirsek çok daha verimli olur diye düşündüm. Öğrenciler bu dönemde 12 yılda değil de 13 yılda liseden mezun olsunlar ve bu sene özellikle değerler eğitim ve pekiştirme dersleri ile kazanca dönüştürülsün. Bilim insanları bu kışın çok zor geçeceğini ve nisan ayına kadarda vaka ve vefat sayılarının düşmeyeceğini öngörüyor. Nisanda da umulan aşının yaygınlaşarak uygulanıyor olması şartıyla elbette. Görüldüğü kadarıyla en geç 6. ayda aşının yaygınlaşmasıyla pandemi baskılanmış olacak, diyor bilim insanları. Bu durumda bu kış okulların açılması pek imkan dahilinde görülmüyor, açılsa da bu sefer veliler göndermekte ciddi tereddütler yaşayacaklar. Altyapısı oluşturulmayan uzaktan eğitimle ise eğitimde yaşanan eşitsizlik iyice artmış durumda. bu ortamda gerçekçi çözüm şu olabilir, 2020-2021 yılı pekiştirme senesi ilan edilerek, öğrenci gelecek sene 2021-2022 eğitim yılında aynı sınıfı tekrar etmeli, ve 2021 senesinde lise giriş ve üniversite giriş sınavları yapılmamalı. Yani bu dönem gerçekçi bir bakış açısısıyla pas geçilmeli.

Böylece çocuklarımıza eşit şartlarda eğitim ve eşit şartlarda sınav imkanı yeniden sunulabilir. Ama günü kurtaran bir bakış açısıyla değil gerçekçi olarak bu sorunu görmeli ve kökünden çözecek tedbiri devreye sokmalıyız. Benim aklıma gelen çözüm bu. Size ve ailenize sağlık diliyorum.”

- Enteresan bir öneri ama ne kadar kabul görür işte o tartışılır. Hiç kimse hayatından bir yıl çalınsın istemez. Şu anki durumun sıkıntı yaratacağı kesin ama çözümü bu mu olmalı?

Üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi gereken bir konu!..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Ders kitapları?
MEB Yine Tornistan Yaptı?
Öğretmen Olmak!..