adscode

Türkiye’nin Sınavlarla İmtihanı

Görünen o ki yeni öğretim yılında da sınavlardan kurtulamayacağız. 8 ve 12. sınıflara yönelik kararlar, bunun en somut göstergesi. Peki bu sistemin kazananı var mı, varsa kim? Öğrenci, veli ve ülkemiz olmadığı kesin.

aguclu@milliyet.com.tr




Sınavların kazandırdığı kamusal yarar, yarattığı enkazdan daha fazla değilse, o zaman bu emek ve kaynak savurganlığı niye ve daha ne zamana kadar devam edecek?

MEB ve ÖSYM’nin yaptığı sınavlara hemen her yıl 10 milyonun üzerinde aday giriyor. Yarattığı ekonomik sirkülasyonun ise 10 Milyar Dolar’ın üzerinde olduğuna ilişkin araştırmalar var.

Peki attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değiyor mu?

Örneğin:
. Adaylar ilgi, yetenek ve hayalllerine göre doğru yönlendiriliyor mu?
. Adil mi?
. Güvenilir mi?
. Seçici mi?
. Belirleyici mi?

Yapılan her sınav, kimileri için hemen her konuda “mükemmel” özelliklere sahip gibi görünse ve bu yönde bir algı yaratılsa da, memnuniyet oranının yüzde 20’nin üzerine çıktığı bügüne kadar görülmedi.

Evet, sınavlar, duran saatlerin bile günde iki defa doğruyu gösterdiği gibi arada bir doğru adayları seçiyor. Peki ya diğerleri?

Her sınav dönemi sonrası ortaya çıkan tabloya bir göz atalım:
. Senden hiç bir şey olmaz dercesine değersizleştiriler öğrenci ve mezunlar,
. Yaşanmayan çocukluk ve gençlik yılları,
. Havaya savrulan milyarlar,
. Ömür törpüsüne dönüşen, biri bitip diğeri başlayan sınavlı yıllar,
. Adaylar ve aileleri üzerinde yarattığı travmalar,
. Hayallere veda,
. Önünü görememe,
. İnsan içine çıkamama,
. Sürekli ötelenen beklentiler,
. Plansız, programsız insan gücü planlaması,
. Boş kalan kontenjanlar,
. Sürekli değişen sınav sistemleri,
. Dersane, özel ders ve test kitaplarına yönelik giderek artan bağımlılık…

Ülke olarak 70’li yıllardan itibaren sınav odaklı eğitimin dozunu giderek artırdık. Hem de her seferinde, “bu beladan bir an önce kurtulmamız” gerekir derken…

Sınavsız, daha doğrusu ölçme değerlendirmeniz bir eğitim sistemi elbette düşünülemez ama asgariye indirmek her zaman için mümkün.

Dünyanın hiç bir yerinde doğan her çocuk üniversite önüne yığılmaz, hepsi sınava girmeye mecbur hale getirilmez…

Çözüm isteniyorsa, çözüm çok ama bunu önce anne babaların, sonra da Ankara’nın istemesi gerekir.

Sınav odaklı eğitim, bırakın sosyal adaleti sağlamayı, aradaki derinliği daha da artırıyor. En kötüsü de çocuklarımızı değersizleştiriyor ki, buna da hiç ama hiç kimsenin hakkı olmamalı!..

Umut tacirliği, daha nereye kadar çanımızı yakmaya devam edecek?..


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)