Eğitim sadece sınavlar için değil yaşamın sürdürülebilirliği, yaşam kalitesi, üretim ve en önemlisi farkındalık yaratmak içindir. Örneğin yaz aylarında çektiğimiz susuzluğu hatırlayıp yağan yağmuru barajlarda topluyor, fazlasını da toprakla buluşturuyor muyuz?
Bütün kentlerimiz beton yığını haline geldi.
Sadece dikine değil yatay betonlaşma da aldı başını gidiyor.
Eskinin o güzelim Arnavut kaldırımlarının yerini beton ve asfalt yollar, kaldırımlar aldı.
Koca şehirlerde yağan yağmurun toprakla buluştuğu alanların oranı her geçen gün daha da azalıyor. Yeraltı kaynaklarının azalması, kuyuların kuruması bu yüzden.
Önce yeşil alanları yok ettik, bu yüzden yağışlar azaldı, sonra yağan yağışları toplayamadık, tasarruflu kullanamadık, en önemlisi de onsuz bir hayatın sürdürülebilir olmadığını anlayamadık.
Eğitim sistemlerinin öncelikli görevi iyi insan, iyi yurttaş yetiştirmektir.
İyi bir insan ve iyi bir yurttaş da kendisinin, ailesinin, ülkesinin, dünyanın sürdürülebilir yaşam koşullarına sahip olmasını ve konuda elinden gelen her çabayı göstermeyecek de yapacak?
Eğitim sistemimizi yeniden dizayn eden yönlendiriciler her şeyden önce iyi insan ve iyi yurttaş konusuna kafa yormalılar. Bunu yapmadıkları sürece tarih önünde başarı sayılamazlar.
Felaketler yüzyılında yaşıyoruz. Felaketlerin biri bitiyor, diğeri başlıyor. Uzmanlar çoğu doğal olan bu felaketlerin önüne geçilmeyeceğine göre onlarla yaşamayı öğrenmeli ve ona göre önlemler almalıyız diyorlar.
Alınacak önlemlerin ilk sırasında da iyi insan, iyi yurttaş, sorumlu bireyler yetiştirmek geliyor…
Geçenlerde en ünlü teknik üniversitelerimizden birinin önünde geçerken insanı fazlasıyla rahatsız eden döküntü bir görüntü ile karşılaştım. Hemen her gün önünden onbinlerce geleceğin mühendisi ve hocaları geçiyor ve görünen o ki bu tablo hiç birini rahatsız etmiyor! Etmediği için de depremlerde binalarımız yerle bir oluyor!
Eğitim sistemimizin ve yurttaşlık bilincimizin en önemli eksikliği işte tam da bu!
Gören, duyan, sorumlu, duyarlı, çözüm odaklı işin erbabı vicdanlı bireyler yetiştiremiyoruz!
Öyle olmasaydı yaz sıcaklarında, daha da vahimi gelecekte yaşanacak kuraklığı, kıtlığı hatırlayıp her damla suyun hesabını yapıyor olmaz mıydık?..
Ve hala sınav ve diploma odaklı bu sisteme yönelik bu ısrar niye anlamak mümkün değil!..
Güle can suyu verecek bir damla su bile yoksa gerisi hikaye değil de nedir!..

