YZ’nın öcü mü yoksa melek mi olduğu yönündeki tartışmalar görünen o ki daha uzun süre devam edecek. Önceki tüm icatlar gibi ona da şüpheyle bakanlar, temkinli yaklaşanlar gibi sorgusuz sualsiz baş tacı edenler de var. Daha çok yeni gelişecek ama hangi yönde?..
YZ mı kendi algoritmalarına göre bizi şekillendirecek yoksa biz mi onu?
Çok karmaşık bir konu ve yarattığı sancılar da bu yüzden.
YZ da kendinden önceki diğer tüm icatlar gibi insanlığa hizmet olsun diye mi geliştirildi yoksa ticari amaçlarla düşünülen ve giderek o yönde gelişen bir proje mi?
Sisteme yatırım yapanlar daha çok kazanmak istiyor, kamu yararını düşünen makam ve sorumluluk sahibi kişiler ya da kurumlar ise olayın ticari yönünden daha çok olayın sosyolojik, hukuki, tek tipleşme, istihdam, algı operasyonları, güvenlik, kötü niyetli kullanımlar ve en önemlisi de insanı insan yapan değerlerin deforme olmasından tedirginlik duyuyor.
YZ uygulamalarının en hassas olduğu alanlardan birisi de eğitim, dolayısıyla çocuklar, ödevler ve tezler!
Bu konuda AB başta olmak üzerinde dünya genelinde sürekli yeni yaptırımlar ve yasalar geliyor.
Bizde de bu yönde ciddi çalışmalar var.
YZ’ya karşı çıkmak akla, bilime, yeniliğe karşı çıkmaktır!
Tıpkı diğer özgürlükler gibi YZ’nın sınırları da başkalarının özgürlük ya da kazanımlarının başladığı noktaya kadardır. Tartışmaların çoğu da zaten bu yönde!
Hiçbir konuda, hiç kimseye kamusal yararlar çerçevesinde kabul edilebilir sınırlar çerçevesinde zarar vermediği ya da haksız avantaj veya kazanç sağlamadığı sürece eminiz ki giderek artan bir şekilde tartışma konusu olmaktan çıkacaktır.
Örneğin ödev ya da tez yazan değil de yardımcı olan bir role soyunur ya da ona o misyonu yüklersek, ne ödev yapan ya da tez yazanlar kolaycılığa alıştığı için eleştirilebilir ne de YZ tartışmalı hale gelebilir…
Başta mobil oyunlar olmak üzere dijital projeler geliştirenlerin attıkları her adımda eğitimciler, hukukçular, sosyologlar, insan kaynaklarına kafa yoranlar başta olmak üzere hemen her alanının uzmanlarıyla yakın temas içerisinde olmaları gerekiyor.
Kişilerin rakamlardan ibaret olmadığı, dünyanın neresinde olursa olsunlar kendilerine özgü bireysel insani, milli ve manevi değerleri olduğu, her birinin farklı hayalleri bulunduğu ve en önemlisi de tek tipleşmenin değil yaratıcılığın geliştirilmesi gerektiği asla göz ardı edilmemelidir…
Ödev, tez ve rapor yazımı!
Düne kadar olmazsa olmazımız arama motorlarıydı.
Aileleri her ne kadar çocukları için aylarca kupon biriktirip cilt cilt ansiklopedi edinseler de pek çoğunun kapağı bile açılmadı. Çünkü bir tuşa basarak arama motorları sayesinde en zor konularda bile istediğimiz bilgiler birkaç saniyede ulaşmak mümkün hale geldi..
Bilgi kirliliği, kaynakların çokluğu, karmaşıklığı ve pek çoğunun da dezerformasyona yönelik olması dijital dünyaya farklı bakılmasına neden oldu. Kafa karışıklığı yarattı ve büyük bir kolaylık olmasına karşın bilgi ayıklaması ve doğruluğunu araştırma süreci angarya haline gelmeye başladı….
İşte tam da bu aşamada YZ imdadımıza yetişti, ne istersen her şeyi senin istediğin gibi en mükemmel bir şekilde hazırlarım açılımı getirdi…
Getirmeye getirdi ama bizleri memnun edeceğim derken kafası karıştı! Halüsinasyonlar görmeye başladı. En önemlisi de olmayan kaynakları varmış gibi gösterip referans verdi.
Kolaya çok çabuk alışan bir varlık olduğumuz için de yeni ikonumuz YZ oldu…
Her ne kadar destek hizmet olarak tanımlansa da asıl unsur haline geldi. Amacı da doğruluk değil de karşı tarafı memnun etmek şeklinde konumlandırılınca sorunlar da peş peşe gelmeye başladı.
Önemli hem de çok önemli icat ama daha çok yeni. Mutlaka onda da taşlar yerli yerine oturacak, yasalar çıkacak, bilinçlendirmeye daha çok önem verilecek, doğru sonuçlar almak için doğru soruların sorulması gerektiği anlaşılacak ya da gidişata göre bugünkü soruların pek çoğu sorun olmaktan çıkacak ya da dar bir alana sıkıştırılıp kalacak. Bunu da zaman gösterecek!..
Ödevler konusunda yaşananlara yönelik olarak ülkeler ve okullar kendi gelenekleri ve misyonları çerçevesinde çok farklı önlemler alıyor.
Bu arada YZ menşeli kurumsal raporlardan yargıya taşınanların sayısı da her geçen gün artıyor.
Akademik tezlerin geldiği noktada ise tez yaptıran Hocaların tedirginliği de her geçen gün artıyor.
İşte çok sayıda jüride yer alan bir Hocamızın ve diğer pek çok Hocamızın da dile getirdiği sorunlardan bazıları:
. Sahte diploma, sahte doktor falan derken, yapay zekaya yazdırılan tezlerle ile unvan alan, akademik olarak yükselen yeni bir nesil geliyor. Robotların yazdığı ödevleri hocalar yakalamaya çalışıyor.
. Son dönemde özellikle yapay zekaya yazdırılan yüksek lisans tezlerinde patlama olduğu belirtiliyor. İş o kadar zıvanadan çıkmış ki, öğrenciler yapay zekaya yazdırdıkları ödevleri, tezleri okumaya bile gerek duymuyor. Kiminde sahte kaynaklar yer alıyor. Kaynakçadaki isim sahte, dergi sahte, makale sahte. Tamamen yapay zekanın halüsinasyonu.
. En acısı da emekleri ile bir yerlere gelmiş öğretim üyeleri vaktini bunları yakalamak ile geçiriyor. Bazı ödevlerin içinde yapay zekanın öğrenciye yazdığı komutlar var.
Örneğin "Tezini şu şekilde sunarsan daha iyi olur gibi!" Öyle ki yapay zekaya yazdırdıkları tezleri, ödevleri okumadan öylece öğretim üyesine sunabiliyorlar.
. Yapay zeka çılgınlığı, ödev yapmayı rafa kaldıracak gibi. Çünkü hocaların müfettiş gibi sahte kaynak arayarak vaktini geçirmesi mümkün değil. Aksi takdirde, tez ve proje danışmanlıklarından vazgeçmek zorunda kalacak. Ayrıca ileride bunların yapay zeka ile yazdırıldığı ortaya çıktığında hocanın da sorumlu tutulması ihtimal var!
. Uluslararası bilim dergileri bu süreci zımni olarak ifade ediyor ama açık bir biçimde belirtmiyor. İyi dergilerde yayın yapmaya yönelik katıldığım bir konferansta "Dünyada makale enflasyonu başladı, özellikle Türkiye'den makale istilası oldu" diye belirtmiş ve editör olarak ya doğrudan reddediyoruz ya da beklemeye alıyoruz demişti. Benzer söylemleri birkaç yerden daha duydum. Ama dergiler bunu açık bir politika olarak yürütmüyorlar. Bu bir zımni politika!..
Etik kurallar
MEB, YÖK’de ve üniversitelerde de bu konuda ciddi çalışmalar yapıldığı ve üzerine kararlılıkla gidileceği yönünde söylemler var…
Her iki kurumda “Üretken yapay zekâ veri analizi ve araştırma için destekleyici olarak kullanılabilir ama içerik bizzat araştırmacı tarafından üretilip sorumluluk alınmalıdır.”
Yoksa bire bir YZ tarafından hazırlanan ödev ve tezlerin intihal olarak kabul edilebileceği uyarısında bulunuluyor. Şafalığın esas alındığı dile getiriliyor.
Bu yöndeki tüm ayrıntıları her iki kurumun internet sitelerine bulabilirsiniz…

