adscode
adscode
adscode
adscode

Başarısızlığın Sorumlusu Bulundu. Bitişik Eğik El Yazısı!

Milli Eğitim Bakanlığının 1.sınıfta bitişik eğik el yazısı ile yazma ve okuma eğitiminden vazgeçildiğini açıklaması kamuoyunda son haftaların yeni tartışma konusu oldu.

alaaddindincer@egitimajansi.com




Buna göre; 12 yıldır uygulanmakta olan bitişik eğik el yazısı ile yazma ve okuma eğitimi yerine, gelecek yıldan geçerli olmak üzere dik temel harflerle okuma ve yazma eğitimi sistemine geçilecek. Milli Eğitim Bakanı konu ile ilgili yaptığı açıklamada ‘gelecek eğitim yılından itibaren öğretmenlerin şikayeti, öğrencilerin zorlanması, velilerin talebi üzerine ilkokulda bitişik eğik el yazısı ile yazı yazma eğitimi yöntemini kaldıracaklarını, yapılan saha araştırmalarının da bu yönde sonuçlar verdiğini‘ söyledi.

Böylece aynı Hükümetin farklı zamanlarda görev yapmış olan Bakanlarının değişen uygulama örneklerinden bir yenisi ile karşılaşmış olduk. Daha sonra yapılan açıklamalarda ise 3. ve 4.sınıfta bitişik eğik el yazısı uygulamasının 8 saatlik Türkçe dersi içerisinde 2 saat el yazısı olacak şekilde devam edeceği ifade edildi. Kamuoyunda bu tartışmalar sürerken ardında Bakan Yardımcının ‘bitişik eğik el yazısına 3.sınıftan itibaren devam edileceği, birinci ve ikinci sınıflarda dik temel harflerle yazma ve eğitimine eğitimine geçileceği’ açıklaması geldi. TTK Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada ise, gelecek yıldan itibaren ‘Dik Temel Harflerle Ses Esaslı Okuma Yazma’ yöntemine geçileceği kamuoyuna duyuruldu.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Temel Eğitim Genel Müdürü Cem Gençoğlu, bitişik eğik el yazısı yerine dik temel harflerle eğitime geçilmesine ilişkin Gaziantep’te yaptığı açıklamada, "Bu konuda uzun ve kapsamlı çalışmalar yapıldı. Bu asla bir gecede verilen bir karar değildir. Çocuklarımızın çok daha kolay okuma yazma öğreneceğini düşünüyoruz. Üçüncü sınıftan itibaren de el yazısını öğrenecekler. Ortaokula geçtiklerindeyse hangi yazı türünü kullanmak istediklerini, kendi tercihlerine bırakacağız. Bu çalışma, el yazısı seçiminde demokratikleşme olarak kabul edilmelidir."

Yazının çocuğun içine doğduğu kültürle de ilgili bir konu olduğunu ifade eden Gençoğlu, "Çocukların ailelerinden de gördükleri yazıyla karşılaşmaları gerekiyordu. Ne yazık ki şu anda Türk toplumunun kullandığı yazı el yazısı değil. Çocuklarımız hem çevrelerinde bu tarz yazıyla karşılaşmıyorlardı hem de aileler çocuklarına yardımcı olurken bu konuda başarılı olamıyorlardı. Bu nedenle çocuklarımız artık dik temel yazıyı kullanacaklar." dedi.

Yapılan açıklamalar kamuoyunda ‘niyet öyle olmasa da’ uluslararası ve ulusal çapta eğitimde yaşanan başarısızlıkların sorumlusunun bitişik eğik el yazısı olduğu algısının oluşmasına neden oldu. Şimdi haklı olarak toplum şu sorulara yanıt bekliyor.12 yıldır uygulanmakta olan yazma ve okuma yöntemi ile eğitilen çocuklara kayıp kuşaklar mı diyeceğiz? Ailelerin çocuklarına yardımcı olamama ya da çocukların zorlanma gerekçesi bir yazı sisteminden diğerine geçilmesinin nedeni olabilir mi? O zaman bazı ailelerin çocuklarının zorunlu din eğitimi almalarını istememeleri talebi neden değerlendirilmemektedir?

Kullanılan yazı sistemi Türk yazı sistemi değilse, ortaokulda bitişik eğik el yazısı ile yazmayı seçen çocuklar Türk toplumunun kullanmadığı yazı sistemini kullanmış olmayacaklar mı? Bu eğitim sistem ne zaman bir istikrara kavuşacak? Her gelen Hükümet ya da aynı Hükümetin yeni Bakanı eğitim sistemini değiştirmeye devam edecek mi? Bu düzensizlik, birbiri ile çelişen ve çocuklarımızı okula gitmekten soğutan uygulamalar ne zaman sona erecek? Çocuklarımızın deneme tahtası olarak kullanılmasından ne zaman vaz geçilecek?

Halk tarafından eğitim sisteminde yaşanan bu yapboz uygulamalarına yönelik yukarıda yer alan sorulara benzer pek çok soru sorulmakta, zaman zaman yaşananlardan memnuniyetsizlik ifade edilmektedir. Bütün bu anlatılar ve sorular kapsamında önümüzdeki dönemde yaşanacak olası gelişmelerin neler olabileceğine yönelik bir analiz yapmaya gereksinim olduğu anlaşılmaktadır. Bilişim teknolojisinin bütün gelişmiş araçlarına rağmen kalemle yazı yazma ve iletişimde bulunmanın önemini kaybetmeyeceği gerçeğinden hareketle yapılan değerlendirmeler yazının içeriğinde geniş bir biçimde yer almaktadır. Yapılan değerlendirmeler alınan kararı değiştirmek için yeterli olmasa da kararın sorgulanmasına, eğitimde sürüp gitmekte olan ‘yapboz oyununa’ artık son verilmesine katkı sağlayacaktır diye düşünmek istiyoruz.

Yazı Kalıcı Ve Doğru Bir İletişim Sistemidir

Tarih boyunca kullanılan yazı sistemleri farklı yaklaşımlara göre tasarlanmışlardır. Günümüzde kullanılan alfabelerin büyük bir çoğunluğu dillerdeki seslerin tamamını ifade eden ünlü ya da ünsüz harfler kullanılarak yazılır. Böylece harfler yan yana getirilerek kelimeler oluşturulur. Ama her bir nesneyi bir karakterle ifade eden (Çin yazı sistemi) gibi yazı sistemleri de bulunmaktadır. Bu yazı sisteminde kullanılan karakterler bir ya da daha fazla kelimeyi ya da ekleri temsil edebilir. Fakat bu nedenle yazı sisteminde kullanılan karakter sayısı çok yüksek rakamlara ulaşır, binlerle ifade edilir. Yine heceleri ifade eden karakterleri kullanan ve ‘hece alfabesi’ olarak isimlendirilen yazı sistemleri de vardır. Bu alfabelerde kullanılan karakterler tek bir sesi değil heceleri karşılamaktadır. Sonuç itibariyle farklı semboller kullanılarak hazırlanan çok sayıda alfabe bulunmaktadır.

Yazının, sözlü iletişimin mümkün olmadığı durum ve zamanlarda iletişimi kolaylaştırmak, bilgi akışını sağlamak, gelecekte var olma, yarınlarda yaşama kaygısı ve ihtiyacının sonucu olarak ortaya çıkmış olduğunu söylemek mümkündür. Yazı kelimesi Türkçe Sözlük’te şu şekilde tanımlanmaktadır: “Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımından özellik gösteren tür. Harfleri yazma biçimi. Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazı yazmak işi. Düşünceyi tespite yarayan işaretler düzeni, alfabe.” Türkçe Sözlük, 1998, 2418).

Bazı kaynaklarda, yazının var oluşunun temelinde manevî, ilahî faktörlerin olduğu bildirilmektedir. Antik çağlarda yaşayan insanların efsaneleri incelendiğinde, çoğu efsanede bu insanların, tarihin belli dönemlerinde inandıkları tanrıdan yardım aldığı yazılmaktadır. İçinde bulunduğumuz çağın düşünce sistemine göre, bu durum oldukça inanılmaz görünse de güvenilir tarihçilerin görüşlerine göre bu, evrensel bir görüştür ve yazının böylesi kutsal temellere dayandığı hususunda bütün dünya aynı inanış içindedir (Lenormant,http://www.2020site.org/writing/history.html, 2004)

Kökeni ve çıkış sebebi her ne olursa olsun yazı, sadece estetik ihtiyaç değil aynı zamanda vazgeçilmez, doğru ve kalıcı bir iletişim sistemidir. Hiçbir yetenek ya da buluş yazının bulunuşu kadar insanoğlunun medeniyetine katkıda bulunmamıştır.

Günümüzde yazılı iletişim için birçok alfabe kullanılmakta; kolaylık sağlaması için veya estetik kaygılardan dolayı, bu alfabelerdeki harflerin de çok çeşitli sitillerde yazıldıkları görülmektedir. Cumhuriyet dönemi öncesi kullanılan Arap alfabesi için “sülüs, nesih ve rika” yazma stillerine örnek olarak gösterilebilir. Cumhuriyet dönemi öncesinde ilköğretim için hazırlanan “İbtidai Mektepler İçin Eifbâ Kitapları”nın birçoğunda da bu yazma stilleri ile ilk okuma-yazma eğitimi yapılmıştır (Apikyan, 1908). Ülkemizde kullanılan Latin alfabesi için çok bilinen yazma sitillerine örnek olarak ise, dik temel yazı, dik el yazısı veya eğik el yazısı gösterilebilir.

İlkokulda yazma eğitiminin eğik el yazısı harfleri ile mi yoksa dik temel harflerle mi olacağı konusunda, Latin alfabesini kullanan birçok ülkede, günümüzde bile çözüme kavuşturulamayan uzun tartışmalar yapılmış ve hâlâ yapılmaktadır. Ülkemizde 2004-2005 yıllarında yeniden tartışma konusu yapılan bu durum sonunda bitişik eğik el yazısı ile yazmaya geçilmesinin ardından son bulmuştu. Bugün yeniden gündem yapılan ilk okuma yazmaya nasıl başlanacağı tartışmalarının temelinde, uygulanacak ilk okuma-yazma öğretim metodunun bitişik eğik el yazısına mı yoksa dik temel harflere mi daha uygun olduğu, problemi yatmaktadır.

Bu makalede halen 1.sınıfta uygulanmakta olan ve gelecek yıldan itibaren kaldırılmasına karar verilen yazma ve okuma yöntemini güçlü ve zayıf yönlerini içeren görüşlerin neler olduğuna; bu konuya kafa yoran, fikirlerini çeşitli bilimsel araştırma, inceleme ve gözlemlere dayandıran bilim insanlarının ve eğitimcilerin görüşlerine yer verdik. Böylece 12 yıl boyunca yaşanmış yanlış ve doğruların neler olduğunu da anlamış olacağız.

Bitişik Eğik El Yazısını Savunan Görüşler

Okullarda ilk yazma eğitiminde sadece dik temel harflerin kullanılmasının sebebi, sınıf öğretmenlerinin “yazı öğretiminde metot” konusundaki eksiklikleri olabilir. Oysa eğik el yazısı ile ilk yazmaya başlamanın gerek akademik ve gerekse günlük hayatta çeşitli faydalar sağladığı bilinmektedir. Eğitimde, kazanımlar arası olumlu transferin yararları ve gerekliliği tartışmasız çok önemlidir. Kazanılmış eğik el yazısı becerisinin birçok alanda ve derste öğrenciye fayda sağlayacağı muhakkaktır. İlk yazmaya eğik el yazısı öğretimi ile başlanması, uzun dönemde dik temel yazı becerisinin kazanımını da kolaylaştırır. Bu düşünceyi destekleyen bilim insanları ve eğitimcilere göre;

-Öğrenciler, dik temel el yazısından ziyade eğik el yazısını daha kolay öğrenmekte, daha işlek olarak kullanmaktadırlar. (Tarnowski vd. 2002) Eğik el yazısının bilinen karakteristik ve belirleyici özelliği yazının soldan sağa doğru kesintisiz hareketlerle yazılmasıdır (Fitzgerald, 2004). Bu durum bireye yazma sırasında birçok fayda sağlamaktadır. Eğik el yazısında, öğrenci harfleri yazarken, elini hiç kaldırmadan belirli bir noktadan başlayıp yine belirli bir noktada bitirmektedir. Harflerin bu şekildeki kesintisiz akışı, yazının işlek, kıvrak ve devamlı olmasını; dolaylı olarak da öğrencilerin, harfleri ve yazacakları fikirleri yazma esnasında akılda tutmalarını mümkün kılmaktadır (Tarnowski vd. 2002). El, dik temel harflerle yazı yazarken her harfin yazılışından sonra kalktığı için harfler arasında oranlı ve uygun boşluk bırakma problem olabilmektedir. Eğik el yazısındaki kesintisiz akış, dik temel harflerle yazı yazarken karşılaşılan harfler arasında oranlı boşluk bırakma problemini de ortadan kaldırmaktadır.

-Eğik el yazısı, öğrencilerin kelime içindeki harfleri doğru öğrenmesinde de etkili olmaktadır. Çünkü elin doğru hareket etmesi, kelimenin içinde hangi harflerin olduğunu zihnen bilmeyi zorunlu kılmaktadır. Piyanist ya da daktilografın hareketlerinin süreklilik kazanmasından önce tuşları öğrenmesi gerektiği gibi, eğik el yasında harfleri tanımak da aynı şekilde hayatî öneme sahiptir (Blomenfeld, 1997 a; Fitzgerald, 2004).

-İlk yazma eğitiminde eğik el yazısı kullanımı, bazı harflerin simetrik olmasından kaynaklanan harfleri ters çevirme probleminin çözülmesine de katkı sağlayabilir. İlkokulda öğrenciler, “b” ve “d” harflerinde veya “ev” ve “ve” gibi kelimelerde terse çevirme hataları yapabilmektedirler. Eğik el yazısı kullanımında böyle bir terse çevirme problemi nadiren söz konusu olabilmekteyken; dik temel harfler kullanıldığında, bu harflerin veya benzer kelimelerin karıştırılması oldukça kolay olabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, eğik el yazısı ile yazan öğrencilerin dik temel el yazısı ile yazan öğrencilere göre, birbirine benzeyen “b” ve “d” gibi küçük harflerin yazılışında daha az hata yaptıkları görülmüştür (Mosse, 1982 a; Fitzgerald, 2004).

-Blomenfeld (1997)'e göre, eğik el yazısı yazan öğrenciler, harfleri birbirine karıştırmamaktadır, çünkü elin sürekli hareketi bunu imkânsızlaştırmaktadır. Ayrıca, eğik el yazısı kullanımı öğrencilerin kelime tanımasını da olumlu yönde etkilemektedir. Zira eğik el yazısı ile yazmada harflerin birbirine ekleniyor olması, yani yazılı kelimelerin kesintisiz bir bütünlük arz etmesi öğrencilerin kelimeleri bir bütün olarak algılamalarını sağlamaktadır (Tarnowski vd. 2002).

-Eğik el yazısında, yazı el hiç kaldırılmadan meydana getirilmektedir. Bu durum, yazarken geri dönüşleri engeller. Dik temel yazıda bu özellik yoktur. Bunu açıklayabilmek için bir piyanist örnek olarak gösterilebilir. Şöyle ki; piyanist bir parçayı icra ederken yanlış bir tuşa bastığında bu hatasını düzeltmek için bir fırsat bulamayacaktır. Benzer şekilde, öğrenci de bir yazım hatası yaptığında bunu düzeltemeyecek veya tüm kelimeyi silmek zorunda kalacaktır. Bu durumda öğretmen, öğrencinin yaptığı yazım yanlışını veya harfleri kullanma konusundaki kişisel problemleri kolayca tespit edecektir.

-Mc.Innis (1995) araştırmasında, eğik el yazısı kullanımının, öğrencilerin yazılı kâğıtlarından hata analizleri toplama imkanını artırdığını ve bu yolla öğretmenlerin öğrencilerin yazılarını daha kolay ve etkili değerlendirebileceğini ortaya koymuştur (a: Fitzgerald, 2004).

-Eğik el yazısı, dik temel harflerden daha hızlı bir yazma metodudur (Tarnowski vd.2002). Eğik el yazısı kullanan bir öğrenci dik temel harfleri kullanan öğrenciye göre, yazma ödevlerini daha hızlı yapar. Bu durum zamana karşı yapılan yazılı sınavlarda eğik el yazısı kullanan öğrencilere yarar sağlar.

-Eğik el yazısında tüm harfler sadece bir noktadan (alt çizgiden) başlar. Oysa dik temel harflerin yazımı birbirinden farklı dokuz ayrı noktadan başlamakta, bu durum öğrencilerin kelimeleri yazarken defalarca durmasını ve durduğu yerden, dolayısıyla farklı bir yerden devam etmesini gerektirmektedir. Harflerin başlaması gibi yazarken sona erdiği noktalar da eğik ve dik temel el yazısında birbirinden farklıdır. Eğik el yazısında harfler sadece bir noktada tamamlanırken, dik temel harfler birbirinden farklı sekiz ayrı noktada tamamlanır. Eğik el yazısının bu yararları, hem hızlı okumayı hem de hızlı yazmayı sağlar.

-Küçük yaştaki öğrencilerin eğik el yazısını öğrenmesi daha kolaydır. Bu kolaylığın nedeni dik temel harflere göre daha kolay motor beceriler gerektirmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durum göz önüne alındığında ilkokul birinci sınıfta okuyan erken yaşlarda kayıt edilmiş öğrenciler için, eğik el yazısı ile ilk okuma-yazma eğitimi verilmesinin bazı yararlar sağlayabileceğini söylemek mümkündür. Bu yararlar; eğik el yazısı ile ilk yazma eğitimine başlanılması öğretmenlere okuma becerisi kazandırma konusunda yardımcı olur, eğik el yazısı alfabesinin kullanımı özellikle ters okuma ve ters yazmayı önlediği gibi, alfabe seslerinin kazanımını da kolaylaştırır. (Fitzgerald, 2004) Blomenfeld (1997) Bu becerinin okuma sürecine transfer edilebileceğini söylemektedir. Blomenfeld gibi birçok eğitimci eğik el yazısı ile ilk yazma eğitimine başlamanın okuma ve heceleme sürecinde birçok fayda sağladığı görüşündedir.

*A.Beka (2003)'ya göre, harfleri bir araya getirmek suretiyle kelimeler oluşturmak aynı zamanda okumayı da geliştirmektedir. Bu durum kelimeler içindeki harfleri seslendirme becerisini de güçlendirmektedir. Diğer taraftan öğrenciler, eğik el yazısı ile ilk yazma eğitimine başladıklarında diğer stillerde yazılmış yazıları da kolaylıkla okuyabilmektedirler (a: Fitzgerald, 2004).

*Öğrencilerin en azından kendi isimlerinin eğik el yazısı ile yazılışını bilmeleri gerekir, çünkü öğrenciler birer yetişkin olduklarında resmî işlemlerinde imzalarını el yazısı ile atmak zorunda kalacaklardır. Ayrıca, öğrencilerin önce dik temel harfleri sonra da eğik el yazısı harflerini öğrenmeleri gereksizdir. Öğrencilerin önce dik yazıyı öğrenip daha sonra eğik yazıya başlamaları da zihinlerinin karışmasına sebep olabilmektedir (Tarnowski vd. 2002).

-Eğik el yazısını doğru öğrenen ve kullanan öğrencilerin yazma hataları azalırken yazma hızları da artmaktadır. Öğrenciler yazılacak kelimeyi bir bütün olarak zihinlerinde tasarlamak zorunda olduklarından “kelime tanıma” ve “kelime hatırlama” becerileri gelişmekte aynı zamanda harfleri tanıma becerileri de artmaktadır. Eğik el yazısı ile ilk okuma-yazma eğitimine başlamak dik temel harflerin öğrenimini de kolaylaştırırken dik temel harflerle ilk okuma-yazma eğitimine başlayan öğrenciler eğik el yazısı öğretimi sırasında bazı zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Günümüzde “yazma işi” için bilgisayar, daktilo vb. çok çeşitli yazı makinelerinin kullanıldığı düşünüldüğünde; bireye ait, bireyin kimliğini gösteren bir yazıya sahip olmak oldukça önemli hâle gelmiştirBitişik eğik yazıda bir estetik vardır ve bu yazı tipi öğrencide estetik bilincinin gelişmesine katkı sunacaktır. Bitişik eğik yazı insanların karakterini ortaya çıkaracaktır. Bitişik eğik yazıda kesintisizlik olduğu için yazarken zaman kaybını önleyecektir. 21. Yüzyılda zaman çok önemli bir unsurdur. Yapılandırmacı eğitim felsefesine uygun bir yazı tipidir.

-Çocuğun anatomik yapısı gereği kalemi eğik tutması el yazısına ve gelişimine uygundur. Bu durum yazım hatalarını ve geriye dönüşleri azaltır. Bitişik eğik el yazısı çocukların yaratıcı yönleri ile sanatsal becerilerini açığa çıkarmalarına, kendilerine olan güven duygusunun gelişimine, düşünme ve ifade becerilerinin güçlenmesine katkı sağlıyor. Harfleri yazarken çocukta her harfin öncesi ve sonrasının olacağı ön kabulü oluşuyor. Yani küçük l sesini örnek alalım. Çocuğa l sesinin başlama ve bitiş noktası olduğunu, önünde ve arkasında bulunan bağlantı uzantısıyla  devamlılığı bulunduğunu kavratarak ilerlediğinden yazıda işlerlik kazandırmış oluyoruz. BEEY ‘sının asıl önemli kazanımı yazıdaki bütünlüğü ve seri yazılması, akışkan ve görece daha hızlı yazılan bu yazı sistemi çocuğun hayatında daha kalıcı hale gelmektedir. Çocuk yaptığı her davranışın öncesi ve sonrası olacağını ve bağlantılı devamı olabileceğini düşünebilir. Yani hayatının bir parçası olarak algılayabilir. Başka bir önemi de hızlı yazar, hızlı düşünür.

-El yazısının okumada sorun yarattığını düşünmüyorum. Burada belki okumaya geçiş sürecinde kullanılan materyallerin el yazısıyla olması süreci kolaylaştırabilir. Okumanın akıcı olmaması parçadan bütüne gitme yöntemiyle ilişkili olabilir. El yazısında veli şikayetleri ve çocukların başarısızlık korkusu yaşamaları, henüz fiziksel gelişimi yeterli olmayan yaş gruplarının okula başlamalarıyla da ilişkili. Aynı sorunlar düz yazı içinde geçerliydi. El kasları yeterince gelişmeyen çocuklar her iki yazıda da zorluk yaşıyorlardı. Burada ailelerin korumacı tutumları konusunda çalışmak gerekir.

Bitişik Eğik El Yazısını Eleştirenlerin Görüşleri

Bitişik eğik yazı 2005 yılında yapılandırmacı eğitim anlayışı ve programı gereği pilot uygulaması yapılarak 2006 yılında tüm Türkiye’de uygulamaya konuldu. Birinci sınıf öğrencileri bu yazıyı gayet başarılı bir şekilde yazıyorlardı. Ancak ortaokula gelince ne oluyorsa öğrenciler bu yazıdan vaz geçiyorlardı. Çocukların bu yazıdan vazgeçmeleriyle ilgili alandaki gözlemlere göre;

-Öğretmen ve yöneticilere bitişik eğik yazının felsefesi çocuklara ve ülkeye kazanımları iyi anlatılamadı, bu kesimlerin felsefesini bilmedikleri bir yazıyı kabul etmede zorlandıkları görüldü. Öğretmen ve yöneticiler bitişik eğik yazısını bilmiyorlardı bu konuda iyileştirici çalışmalar yapılmalıydı ancak yapılmadı.

-Öğretmen merkezli ezberci eğitim anlayışının sonucu öğrencilere çok fazla yazma ödevi verildi. Bu durum öğrencilerin yazıdan ve yazmadan bıkmalarına neden oldu. Çocuklar 3. Sınıftan itibaren düz yazı yazma hevesine kapılıyorlar. Doğal olarak düz yazı harflerini temelden almadıkları için yazılarında bozulmalar meydana geldi. Özellikle branş öğretmenleri kendi derslerinde bitişik eğik yazı yazmadılar ve öğrencilere bu konuda model olamadılar. 3 ay gibi bir sürede okuma yazma öğretilmeye çalışılması bitişik eğik yazısını öğrenmeyi ve yazmayı zorlaştırmaktadır. (Birinci sınıfta okuma yazma öğrenmede zaman sınırlaması olmamasına rağmen özellikle ikinci dönem tüm derelerin işlenişi okuma yazmayı öğrenmiş olmayı zorunlu kılıyor)

*6 yaş özelikleri dikkate alınmadan hazırlanmıştır. İlkokul kayıt yaşını 60 aya indirip bu yaş gurubuna bitişik eğik yazı ile okuma yazma öğretmek olanaklı değildir. Bazı harflerde bulunan kıvrımlar henüz küçük kaslarını geliştirememiş çocuklar tarafında yapılamamaktadır. Bitişik eğik yazı öncesi programda haftada bir saat olan bitişik eğik yazı uygulamasına bile 9 yaşından sonra geçilmekteydi.

*Birinci sınıfta okuma yazmayı bitişik eğik temel harflerle öğretecek eğitim iş görenleri bu işin eğitimini almamış ve kendileri henüz bu işe hazır değildi. Ayrıca çocuğa evde yardımcı olacak veli de bu konuda çok yetersizdi. Öğretmen ve aileler yaşanan sorunlu yazı örneklerini ve oluşan kaotik tabloyu düzelttirmek yerine işi oluruna bıraktılar. Öğretmen ve ailelerde bitişik eğik el yazısının önemini kavratacak önlemlerin idarece yeterli düzeyde alınmamasının yarattığı boşlukta bu sürecin olumsuz etkilenmesine yol açtı.

-Günlük hayatta karşılığı yok. İnsanları tek bir şablonla yazmayı zorluyor bu da zaman almakta oysa bireyleri kendi tarzına bıraktığında daha hızlı yazabilmektedir. Tüm medya TV ve diğer iletişim araçlarında kullanılmıyor. Öğrenciler 5. sınıfa kadar bitişik eğik yazı öğrenmişken bu sınıftan itibaren hiçbir kuralını bilmediği düz yazıyı kendi kurallarıyla öğrenmektedir. Bu durum garip ve bozulmuş yazı örneklerinin ortaya çıkmasına, bozuk ve karmaşık yazı örnekleri çocuklarda yazı yazmadan uzaklaşmaya, ilgisizlik ve isteksizliğin gelişmesine neden oldu. 444’lük sistemin ortaokul kademesinden itibaren branş öğretmenleri bu olayı kabullenmemiştir. Sadece sınıf öğretmenlerinin sorunu gibi algılanmaktadır. Öğrencilerin program kazanımları elde etmesinde zaman kaybettirdiğine inanmaktadırlar.

Diğer Görüşler ve Yorumlar

Bu bölümde yer alan görüş ve yorumlar alanda saha çalışması, araştırma yapan maarif müfettişleri, bilim insanları ile sınıf ve branş öğretmenlerinin görüşlerden oluşmaktadır.

-Biz her şeyde olduğu gibi bu alanda da kolayı seçtik. Önümüzdeki yıldan itibaren tekrar düz yazı sistemiyle devam edeceğiz. Oysa bitişik el yazısında ısrar edip kullanımı özendirilseydi daha çağdaş olan bu yöntemi kalıcı  hale getirmiş olabilirdik. Bitişik eğik el yazısının dünyanın dönüş yönü ile doğru orantılı olan ilişkisinin çocuğun gelişiminde yaratacağı bilimsel dönüşüm göz ardı edilmemesi gereken önemli bir husustur.

-Bu tartışmaların bir sistem sorunu olduğunu, çocukların unutulduğunu ve mağdur edildiğini, pedegojik tartışmanın ve bilimsel çalışmaların yeterince dikkate alınmadığını düşünüyorum. Bakalım kolaycılık bizi hangi kıyılara doğru sürükleyecek. Program felsefesi olarak; hatırı sayılır ve kontrollü bir pilot uygulama yapmadan doğrudan uygulamaya geçilmesi ve 12 yılın sonunda yanıldık demenin faturasını çocuklarımıza ödeten zihniyetin mutlaka sorgulanması gerekmektedir.

-Bitişik eğik yazı güzel ve lüks bir yazı şeklidir. Doğrudan sektöre hayatın içine katmak yerine estetik, sanat, diplomatik, edebi vb. alanlarda kullanılabilir. Bu yönde çalışmalar yapılmalı, bitişik eğik el yazısının unutulmasının önüne geçilmelidir.

-Akademik çevrelerin açıklamalarına bakıldığında el yazısının, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun olduğuna dair ağırlıklı bir görüş birliğine sahip olduklarını görüyoruz. Bu görüşlerin gerekçeleri toplumun ilgili kesimleriyle yeterince tartışılmadan ve pilot uygulama verileri olgunlaştırılmadan hemen uygulamaya geçilmesini ve yine aynı şekilde kaldırılmasını Bakanlığın aceleci ve toplumun tepkilerini dikkate alıyor görüntüsü altındaki popülist tutumuyla ilişkilendirmek mümkündür.

-Ortak bir anlayışa sahip estetik yönü ağır basan bir yazı hedeflenmesine, yazının toplumsal gelişmeye katkı sağlayacağı iddia edilmesine rağmen, aradan geçen 12 yılda bu yazı sisteminin toplumsal ilerlemeyi geliştirici katkı sağlamadığı görülmüştür. Toplumlar yazının şekli ile kalkınsa idi Çin-Japonya-Kore gibi ülkelerin dünyanın en geri ülkesi olması gerekirdi. Yapılan bilimsel araştırmalar insan beyninin bütünden parçaya (tümdengelim) daha kolay ve hızlı algıladığını gösterirken sırf bitişik eğik yazıyı öğretmek için parçadan bütüne gidilen bir uygulamaya gidilmiştir. Yaşananlar karmaşaya ve kafa bulanıklığına neden olmuştur.

-El yazısı – düz yazı şeklindeki bir tartışma bizim ülkemiz dışında bir ülkede kanımca olmaz. Zira gerçekte düz yazı diye bir yazı çeşidi fikrimce yoktur. Bizim “düz yazı” diye tanımladığımız şey aslında kitabi harflerle yazmaktır. Yani kitapların yazıldığı şekilde yazmaktır. Oysa yazı, özde parmak izi kadar önemli ve özeldir. Zira her insanın bir yazı karakteri olmalı gerçekte. Demem o ki kıta Avrupa’sından Amerika’ya kadar tüm gelişmiş ülkelerde kullanılan yazı tipi bitişik eğik el yazısıdır. Zira el yapısına uygun, karakterli, estetik daha da önemlisi insanın sanatsal yönünü ortaya çıkarabilen bir yazı tipidir. Lakin maalesef ki 12 yılda bu yazıyı biz çocuklarımıza öğretemedik. Öğretemeyince de birbirine girmiş ne olduğu belli olmayan, okunamayan bir yazı türü ortaya çıktı ki bu, veliye de öğretmene de illallah dedirtti.

-Bu yazıyı öğretemeyişimizin değişik nedenleri vardır elbet. Birinci önemli neden birçok projede yapıldığı gibi hiçbir hazırlık yapmadan bunu öğretmenlere dikte etmiş olmasıdır. Bakanlık o kadar hazırlıksızdı ki 12 yılda harfleri öğretme sırasına ya da harflerin yazılış şekline bile karar veremiyordu. Harfleri öğretme sırası 12 yılda iki defa değişti. Örneğin 2016 – 2017 eğitim öğretim yılında r harfinin yazılış şekli yeniden değişti.

-Eğitim hayatı boyunca bitişik eğik el yazısını ders olarak görmemiş öğretmenlerden, bilmedikleri bir yazıyı kılavuz kitaplardan yararlanarak öğrencilerine öğretmeleri gerekiyordu ki, bu oldukça sıkıntılı bir süreçti. Birçok öğretmen de ödevler aracılığıyla bu sıkıntıyı velinin kucağına atma yolunu seçmiştir. Bu durum, bu konuda hiçbir bilgisi olmayan velinin, çocuğuna yardım etmede ciddi sıkıntılar yaşamasına sebep olmuştur. Olansa yazmayı beceremeyen minnacık çocuklara olmuştur. Bir yanda öğretmen baskısı öte yanda işin içinden çıkamayan anne – baba baskısı arasında kendini bulan çocuk; kendini yetersiz, işe yaramaz görmeye başladı ki bu, çocuklarımızın ciddi bir travma yaşamasına sebep oluyordu. İkincisi; sınıf öğretmeni, bitişik eğik el yazısını öğrencilerine öğretebilmek için kendini paralarken, aynı sınıfın başka bir dersine giren branş öğretmenleri (2. Sınıftan itibaren İngilizce mesela) bitişik eğik el yazısını bilmediklerinden tahtaya “düz yazı” ile yazmakta ve hatta çocuklardan kendi derslerinde düz yazıyla yazmalarını istemekteydi. Özellikle ortaokulda bu istek ayyuka çıkıyordu. İstisnasız tüm branş öğretmenleri (ki bunlara Türkçe öğretmenleri de dahil) orta okula gelen bu çocuklardan görmedikleri, öğrenmedikleri bir yazıyla yazmalarını istiyorlardı. Bu sefer de bir harfi diğerine uymayan ucube bir yazı ortaya çıkıyordu ki evlere şenlik. Çocuk, düz yazı ile ilgili alıştırma yapmamış olduğundan bu sefer de çok ama çok yavaş yazmakla da karşı karşıya kalıyor, parmak kaslarının çabuk yorulmasına vesile oluyordu. Dolayısıyla bu işin böyle gidemeyeceği aşikar. Düz yazıya dönülmesi yerinde bir karardır. Zira düz yazıda harfler birbirine bitişik olmadığı için yazı ne kadar çirkin olursa olsun en azından okunmaktadır. Doğru dürüst yazılmamış bir bitişik eğik el yazısı ise kesinlikle okunamamaktadır.

-Bitişik eğik yazının öğrencilerin zihinsel, dil, bedensel gelişimi ve öğretim açısından uygunluğu çok sayıdaki bilimsel araştırmalarla belirlenmiştir. Özellikle öğrencilerin zihinsel ve dil gelişimine çok büyük katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle gelişmiş ülkelerin çoğunda öğrencilere bitişik eğik yazı ile okuma-yazma öğretilmekte ve bütün derslerde kullanılmaktadır. Örneğin İrlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç, Danimarka, Fransa, İngiltere, Kanada, Almanya, Belçika gibi birçok ülkede bitişik eğik yazı ile okuma-yazma öğretimine başlanmaktadır. Hatta 3-5 yaşında bile bitişik eğik yazı ile okuma-yazma öğreten ülkeler bulunmaktadır.

-Ülkemizde bitişik eğik yazı öğretimine Atatürk döneminde başlanmıştır. Atatürk, kara tahta başında yeni Türk Latin harflerinin örneklerini bitişik eğik el yazısı ile göstermiştir. Atatürk döneminin kuşağı; yaşlısı genci, bitişik eğik yazıyı çok iyi öğrenmiş ve yıllarca kullanmıştır. O döneme ait diplomalar, nüfus cüzdanları, tapu kayıtları vb. birçok belge bitişik eğik yazı ile yazılmıştır. Ancak daha sonraki programlarda üzerinde durulmaması, gerekli önemin verilmemesi nedeniyle bitişik eğik yazı kullanılmamıştır. Bu ilgisizlik 1997 Yazı Öğretim Programına kadar sürmüş, Kasım 1997 tarih ve 2482 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanan Yazı Öğretim Programında ilköğretim okullarındaki öğrencilere bitişik el yazısı öğretilmesi tekrar ele alınmıştır.

-1997 yılından bu yana ilköğretim okullarında bitişik eğik yazı öğretimi yapılmaktadır. Ancak öğretmen ve müfettişler üzerinde çok durmamışlardır. 2004 Türkçe Öğretim Programı ile bu konuya tekrar ağırlık verilmiş ve zorunlu hale getirilmiştir.2004 yılından bu yana yapılan bütün araştırmalar, öğrencilerimizin bitişik eğik yazıyı çok iyi öğrendiklerini, zihinsel ve dil becerilerini üst düzeyde geliştirdiklerini göstermektedir. Bitişik eğik yazı konusunda öğrencilerimizin büyük sorunu bulunmamakta, mevcut sorunlar öğretmenlerin eğik el yazısı üzerinde durmamasından ya da iyi öğretilmemesinden kaynaklanmaktadır. Öğretmenlere gelince, öğretmenlik bölümünden mezun öğretmenlere Üniversitelerde "İlk Okuma-Yazma Öğretimi" ve "Güzel Yazı Teknikleri" derslerinde bitişik eğik yazı öğretimi öğretilmektedir. Alan dışından atanan öğretmenler ilk okuma-yazma öğretimi ve bitişik eğik yazı öğretimi konusunda ders almadıklarından yöntemi bilmemektedir. Öğrencilerimizin geleceği, zihinsel ve dil becerilerinin gelişimi için biraz fedakârlık etmeleri gerekmektedir. Özet olarak, bitişik eğik yazı öğretimi; ülkemiz çocuklarının zihinsel ve dil gelişimine büyük katkılar getiren, düşünen, anlayan, sorgulayan ve sorun çözen bireyler olarak yetişmesinde önemli rol oynamaktadır.   

-Öğrenciler genel olarak bitişik eğik yazı ile yazmak istemediklerini belirtmektedirler. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun bitişik eğik yazıyı doğru, etkin ve güzel bir şekilde yazamadıkları, ortaokullarda derse giren branş öğretmenlerinin bitişik eğik yazıyı kullanamadıkları ve bu nedenden dolayı ortaokul seviyesine gelen öğrencilerin bitişik eğik yazıyı kullanamayan ve okumakta zorlanan branş öğretmenlerinin tutumlarından dolayı bitişik eğik yazıyı bırakmak zorunda kaldıkları belirtilmektedir.

-Ortaokul seviyesinde yazı güzelliği derslere giren tüm öğretmenlerin sorumluluğu iken, bu sorumluluğun sadece Türkçe öğretmenlerine terk edilmesi ve Türkçe öğretmenleri arasında uygulama bütünlüğünün olmaması sebebiyle bitişik eğik yazı uygulamalarında gerekli verim alınamamaktadır.

-Öğrencilerin bitişik eğik yazı kullanırken bitişik eğik yazı kurallarına uygun yazı yazmadıkları tespit edilmiştir. Örnek olarak; bitişik eğik yazı ile yazarken kelimenin tümü yazıldıktan sonra harflerin üstlerine noktalar ve altlarına kuyruklar getirilmelidir. Gözlemlenen durum ise; nokta ve kuyruklar kelimeyi yazarken yazı kesilmekte, nokta ve kuyrukları yazma şeklinde olmaktadır ki bu durumda bitişik eğik yazıdan gerekli verimi almasını engellemektedir. Yine bu durum öğrencilerin bitişik eğik yazıyı kullanırken kelimelerdeki harfleri eksik bırakmasına sebep olmaktadır. Uygulamanın başladığı andan itibaren sürekli harflerin yazılması ile ilgili bütünlüğünün olmaması ve değişikliğe uğraması bir başka sıkıntıdır.

-Bitişik eğik yazı uygulaması baktığımız zaman dünyada birçok ülkede etkin ve doğru bir şekilde uygulanırken, kişiye ait karakteristik bir yazının ortaya çıkmasını sağlıyordu. Geldiğimiz noktada ise; önümüzdeki yıl kaldırılacak olması bu uygulamaya yeterince sahip çıkılmadığını ve uygulamanın gerek öğretmenlere gerek velilere gerekse topluma doğru anlatılamadığı içindir. Öğretmenlere zamanında verilecek doğru bir bitişik eğik yazı semineri ve bu seminerde bitişik eğik yazı uygulamalarının kazanımları ile ilgili verilecek doğru bilgi ve yönlendirmeler sonucunda değişime sahip çıkan eğitimciler bitişik eğik yazı ile oluşan olumsuz tutumları ortadan kaldırabilirdi. Oysa geçtiğimiz 12 yılda böyle yapılmadı. Aradan geçen 12 yıl bir bakıma heba edildi.

-Yazı yeterliliği, sadece okul çağındaki akademik başarı için değil yetişkinlik boyunca da kritik bir beceridir. Bu iletişimin birincil şekli, okulun içinde ve dışında, teknolojik cihazların yaygın kullanımına rağmen temel beceri olmaya devam etmektedir. Yazma becerisi, ilköğretimde kazandırılmaya başlanan temel becerilerden biridir. Program, temel eğitimin 1. kademesinde görev yapan okulöncesi, sınıf ve branş öğretmenlerinin yazı öğretimi sürecinde koordinasyon içerisinde çalışmalar yapmasını, birlikte yürütülecek çalışmalar ile öğrencinin yazı öğretiminin sürekliliğinin desteklenmesini öngörmektedir. 2005 yılından itibaren kullanılan bitişik eğik yazı, 2008-2009 eğitim yılından itibaren ilköğretim birinci kademe öğrencileri ve sınıf öğretmenlerinin yanında branş öğretmenlerini de etkilemeye başlamıştır. Bu etkileşime rağmen öğretmenler önceden öğrenilmiş alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir.

-Öğretmenler, günlük yaşamda yazıyı zorunluluktan, duygu ve düşüncelerini ifade etmek için ve mesleki nedenlerle kullanmakta, öğrenciler ise zorunluluktan yazı yazmaktadır. Öğrencilerin yazı yazma ile ilgili duyguları olumludur, öğrenciler yazı yazmayı sevmektedir ve genel olarak kendi yazılarını “iyi” bulmaktadırlar. Öğretmenler arasında günlük yaşamlarında herhangi bir konu ile ilgili sürekli yazanlar, hiç yazmayanlar ve arada bir yazanlar bulunmaktadır.

-Öğrenciler bitişik eğik yazı ile yazmak istemektedir, bitişik eğik yazıyı zorunlu oldukları için değil, güzel ve kolay yazıldığı için tercih etmektedir. Bunun yanında bitişik eğik yazıyı bazen kullanan ya da hiç kullanmayan öğrencilerin de bulunmasının nedeni, bazı öğretmenlerin sınıfta dik temel yazı kullanması olabilir. Öğretmenler günlük hayatta dik temel yazıyı kullanırken, sınıfta bitişik eğik yazı kullanmaktadır. Ancak sınıfta bitişik eğik yazı kullanmayan öğretmenler de önemli orandadır.

-Sınıfta bitişik eğik yazıyı tercih eden bazı öğretmenler zorunluluk, dik temel yazıyı tercih eden öğretmenler ise alışkanlık nedeniyle bu yazıyı kullanmaktadır. Öğretmenler dik yazıyı kullanma gerekçelerini “ilkokuldan beri kullanıyorum” şeklinde açıklamaktadır. Öğretmenlerin bazıları ise sınıfta iki yazı biçimini de kullanmaktadırlar. Sınıfta iki farklı yazının kullanıldığını görmek öğrenci için sıkıntı yaratmıştır. Öğrencinin karışık ya da karma bir yazı yazmasına neden olmuştur. Bu da ilerleyen sınıflarda yazının “okunabilirliğini” ve “hızını” olumsuz etkilemiştir. Öğrencilerin, öğretmenlerini model aldıkları ve öğretmenleri gibi yazmak istediği bilinmektedir. Bu durumda öğretmenler dik temel harflerle yazı yazmak istediğinde öğrenciler arasında da dik temel harflerle yazı yazmak isteyenler olabilmektedir.

-Öğretmenler, bitişik eğik yazıyı öğrenciler için zorlayıcı, yorucu bulmakta ve öğrencilerin yazılarının da düzensiz ve dağınık olduğunu, birinci sınıfta yazı öğretimine dik temel yazı ile başlanması gerektiğini belirtmektedirler. Öğretmenlerin bir bölümü iki yazı biçiminin birlikte öğretilmesi gerektiğini ve yazı biçimi seçiminin öğrenciye bırakılması gerektiğini savunmaktadır. Öğretmenler birinci sınıfa dik temel yazı, en çok kullanılan yazı, ile başlanması gerektiğini savunmaktadır. İki yazı biçiminin öğretilmesinin çağdışı olduğunu, öğrencilerin teknoloji merkezli sınıflarda ve modern iş dünyasında bitişik eğik yazıya ihtiyacı olmadığını belirten öğretmenler bulunmaktadır. Bu alanda yapılan araştırmalardan bir kısmında öğretmenlerin bitişik eğik yazının kullanılmasına olumsuz baktıklarını ortaya koyan sınıf öğretmenlerinin ses temelli cümle yönteminin uygulamasında en fazla sorunu bitişik eğik yazıda yaşadığı, bitişik eğik yazı çalışmalarının öğretmenleri yorduğu belirtilmiştir.

Öğretmenlerin bitişik eğik yazının kullanılmasına olumlu baktıkları çalışmalarda ise öğrencilerin bitişik eğik yazıyı yazmada ve okumada zorlanmadıkları; öğrencilerin bitişik eğik yazı ile yazmayı öğrenmeleri sırasında güçlük yaşadıkları fakat daha düzgün yazı yazma becerisi edindikleri görülmüştür.

-Sınıf öğretmenleri, dördüncü sınıfın sonuna kadar kendi kontrol ve denetimlerinde olan öğrencilerin bitişik eğik yazıya devam ettirmeleri için kendilerine ve branş öğretmenlerine önemli görevler düştüğünü ancak bu görevleri yerine tam olarak getirmede eksiklikler yaşandığını ifade etmektedirler. Bu öğretmenler aynı zamanda ikinci kademede branş öğretmenlerinin bitişik eğik yazı kullanmaması nedeniyle öğrencilerin yazılarını değiştirebileceklerini savunmaktadırlar.

-Branş öğretmenleri, öğrencilerin normal hızda yazdığını belirtmektedir. Öğrencilerin hızlı yazdığını düşünen öğretmenler, öğrencilerin okunaklı yazmadıklarını düşünmektedirler. Öğretmenlere göre dik temel yazı ve bitişik eğik yazı olmak üzere iki şekilde yazı yazılmaktadır. Öğretmen ve öğrenciler bitişik eğik ve dik temel yazıyı farklı şekillerde adlandırmakta, adlandırmalarda bir bütünlük görülmemektedir. Branş derslerinde branş öğretmenlerinin dik temel yazı kullanmaya başlaması, öğrencilerin yazı konusunda karışıklık yaşamasına neden olmuştur. Bunun yanında altı, yedi ve sekizinci sınıfa devam ederken öğrencilerin yazılarında meydana gelen değişiklikler, yazılarda “okunaklık” ve “hız” konusunda önemli sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki hangi yazı biçimi kullanılırsa kullanılsın temelde yazılan yazının okunaklı oluşu ve hızı ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle yazının “okunaklı oluşu ve hızı” da büyük ölçüde yazı öğretimine dayanmaktadır.

Öğrencilerin yazı yazma ve defter tutma konusunda oldukça isteksiz olmaları, bitişik eğik yazıyla yazıyor olmanın verdiği sıkıntının ‘isteksizliğe’ dönüşmesi. Bu sıkıntının en büyük kaynağı ise dik temel harflerle yazan diğer arkadaşlarından, not tutma etkinliği esnasında geri kalıyor olmaları ve öğretmenin dikte ettiği notları defterlerine zamanında geçirememiş olmaları.

Özellikle bir engeli bulunan ve kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin bitişik eğik el yazısıyla yazmada çok zorluk çekmeleri. Not tutma etkinliği sırasında bitişik el yazısı kullanan solak öğrencilerin oldukça zorlanıyor olması. Yazdıkları yazının ise okunamayacak kadar kötü olması.

Bitişik eğik el yazısıyla yazan öğrencilerin yazılarının çoğunlukla estetik olarak kötü olması ve yazılarının karakterli, okunaklı ve akıcı olmaması, bitişik eğik el yazısı kullanan öğrencilerin yazı yazarken öne doğru eğilmekten dolayı bel ve sırt ağrılarından yakınıyor olmaları.

Bitişik eğik el yazısıyla yazan öğrencilerin yazılı kağıtlarını okumada öğretmenin oldukça zorlanıyor olması.Lise yıllarında bitişik eğik el yazına yönelik ön yargının oluşması öğrencinin ilkokulda bu yazı türüne karşı edindiği önyargıya dayanmaktadır. Oluşan bu ön yargılar nedeniyle öğrenciler lise yıllarında yazı yazmaktan kaçınmaktadır.

Öğrenciye ilkokulda bir harfin, hem eğik hem dik hem de temel hallerinin tam olarak öğretilmemiş olmasından dolayı öğrencinin matbu harfleri okumada da zorluk çekmesi. Teknoloji ve internetin yaygınlaşmasıyla zaten uzaklaşılan okuma ve yazma etkinliğine öğrencilerin bir de bu yüzden mesafeli kalması. Öğretmenin tüm bu sorunlar nedeniyle ders verimliliğinin düşmesi.

Sonuç ve öneriler, uzmanların, iş görenlerin ve bilim insanlarının ilkokulda yazmaya nasıl başlanacağına ilişkin görüşleri farklılıklar göstermektedir. Bu değerlendirmelere bakarak yazı yazma yöntemi konusunda kafaların karışık olduğunu söyleyebiliriz. Bakan ve diğer eğitim yetkililerinin açıklamalarından anlaşılacağı üzere gelecek yıldan itibaren bitişik eğik el yazısı ile yazı yazma ve okuma uygulaması 1.sınıflarda sona erecektir. Gelinen bu aşama geri dönülmez bir süreci işaret etmektedir. Kişisel kanaatime göre okuma ve yazma eğitiminde doğru olan yöntem çocukların bitişik eğik el yazısı ile yazmaya ve okumaya devam etmeleriydi. Ancak eğitimin hemen her konusunda olduğu gibi bu konusunda da çözülmeyen sorunlardan kaynaklı sağlıklı sonuçlar elde edemedik. Aslında yönetenler, eğitimciler, öğrenciler, veliler ve toplum olarak bir takım irrasyonel gerekçelerin arkasına saklanarak işin kolayına kaçmayı ve işimize geldiği gibi davranmayı tercih etmiş olduk. Sonunda bu konuda da yeniden fabrika ayarlarımıza geri dönmüş olduk.

Gelecek yıldan itibaren dik temel harflerle yazmaya yeniden dönmeye karar verildiğine göre bu geçiş sürecinin sağlıklı ve en az sorunlu bir geçiş olması için çalışmalar yapılmalıdır. Öğrencilerin doğru yazı becerilerini kazanabilmeleri ve bu becerilerini etkili kullanabilmeleri için yazı biçiminde gelecek yıllarda yaşanılabilecek problemlere karşı önlemler alınması gerekmektedir. Yazı öğretimiyle ilgili alınacak önlemlerin ilkokulun ilk yıllarında yapılacak çalışmalarla belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü gelecek yıldan itibaren ilkokul ikinci sınıf ve daha üst sınıflarda okuyan öğrencilerde dik temel harflerle yazmaya başlayacaktır. Öncelikli yapılması gereken olası problemleri belirlemek amacıyla çok sayıda öğrenci ve öğretmenin katılabileceği araştırmalar yapmaktır. Sık karşılaşılan problemler belirlendikten sonra, yazı öğretimini geliştirici uygulamalı çalışmalar yapılmalıdır. Önümüzdeki haftalarda ve gelecek eğitim yılının ilk aylarında ara sınıflarda bu geçiş sürecini kolaylaştıracak yazı yazma egzersizleri yapılmalıdır. Öncelikli olarak ilkokul birinci sınıflarda, daha sonra diğer ilkokul sınıflarında kullanılan bütün görsel yazılı materyallerin dik temel harflerle yeniden hazırlanması gerekmektedir.

Öğretmenlerin Haziran ve Eylül seminer dönemlerinde gerçekleştirecekleri seminerlerin konuları arasında bu geçiş sürecinin nasıl olması gerektiğine dair yaklaşımlar yer almalıdır. Yapılan bütün bu değişikliklerin öğretmenlik için öğretim programı uygulayan lisans programları ile koordineli ve bir eş güdüm içerisinde yürütülmesi yararlı olacaktır. İlkokul, ortaokul ve lise programlarında yapılan değişiklikler, öğretmen yetiştirme programlarına da yansıtılabilir. Sadece okulöncesi ve sınıf öğretmenliği programlarına değil aynı zamanda branş öğretmeni yetiştirme programlarına da “ güzel yazı dersi” konulmalıdır.

Eğitim sistemi bütün çabalara rağmen çocuklarımızı mutlu yapmaktan uzaklaşmaktadır. PİSA verilerinde bu tabloyu doğrulayan bilgiler yer almaktadır. Yalpalamalar, dönüşler, anlamsız ve gereksiz dayatmalar, zorlamalar ve ben yaptım oldular sistemi daha sorunlu yapmaktadır. Her yeni sorunun yükü çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitimcilerin omuzlarına yüklenmektedir. Tükenmişlik sendromu sadece öğretmenlerde değil artık öğrencilerde de görülmeye başlamıştır. Sonsöz olarak, ülkenin ve toplumun geleceğini belirleyen alanların başında gelen eğitim sisteminde yapılacak değişikliklerin bütün farklılıkları kapsayacak bir anlayışla düzenlenmesini istemek ve beklemek hepimizin hakkı olsa gerek.

Not, Yukarıda yazılan metni konunun gündeme geldiği günlerde kaleme alınmış bir metindi. Şimdi TTK Başkanının açıklamaları ile süreç başka bir noktaya taşınmış oldu. İsteyen öğretmen bitişik eğik el yazısı isteyen öğretmen dik temel harflerle 1.sınıfta okuma yazma etkinliklerini gerçekleştirebilecek. Değişikliği kamuoyuna EBA üzerinden anlatan TTK Başkanı değişikliğin “demokratiklik adına alınmış bir karar olduğunu” açıkladı. Şimdi ister istemez akla şu sorular geliyor. Ne oldu da bu kadar kısa zamanda alınmış karardan vaz geçildi? “Demokratiklik” kararı daha önce alınamaz mıydı? Okullarda bu alanda yaşanacak kaosun sorumlusu kim ya da kimler olacak? Önceki açıklamada o kadar yüksek perdeden sözler söylendi ki, karara karşı çıkanların ve itiraz edenlerin sesi bile duyulmadı. Okulların açılmasına 2,5 ay var ve bu karar şu ya da bu şekilde yeniden değişirse şaşırmayalım. BEN KİŞİSEL OLARAK BİTİŞİK EĞİK EL YAZISI İLE OKUMA YAZMAYA DEVAM EDİLMESİNİN TARAFINDA DURMAYA VE BUNUN DOĞRU ÖĞRETİM YÖNTEMİ OLDUĞUNU SAVUNMAYA DEVAM EDİYORUM


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)