adscode

Dört Gençten Biri Okuduğu Bölümü Değiştirmek İstiyor

ÖSYS’nin 5 Yıllık Başvuru ve Yerleştirme Sonuçlarına Bakış

alaaddindincer@egitimajansi.com






ÖSYS Sonuçları açıklandı. Sonuçlar, darbe girişimi gündemleri ile meşgul olan kamuoyunda kendine yer bulmasa da yüzbinlerce genci, onların milyonlar ile ifade edilen ailelerini yakından ilgilendiriyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda kontenjanlar boş kaldı. Boş kalan kontenjanların açık, ön lisans ve lisans programları türünde boş kalması üzerinde dikkatle durulması gereken bir sorun. Üniversite sayısına paralel kontenjan sayısı da her geçen yıl artmaktadır. Bu artışlara rağmen kontenjanlar boş kalmaktadır. Son beş yılda üniversite kontenjanlarında %18.07 oranında artış olmuştur. Buna karşılık 5 yıllık dönemde ortalama olarak kontenjanların %8.86’sı boş kaldı.2013 yılı  %13.17 boş kontenjan oranı ile boş kontenjanın yoğunluğunun en çok yaşandığı yıl oldu.

ÖSYS’de Tercih Yapmayanları Dikkate Almak Gerekiyor   

5 Yıllık dönem içerisinde ÖSYS’ye başvuran öğrenci sayısında %19.04,tercih yapma hakkı olanlarda %9.51,tercih yapanların oranında ise %20.93’lük artış oldu.2012’de üniversitelerin çeşitli programlarına yerleşmek için tercih yapanların %39.34’ü lise,%24.03’ meslek lisesi mezunlarından oluşmuştur. Adayların %36.63’ü bir programı tercih etme hakkı varken herhangi bir tercihte bulunmamıştır. Bu durumda liselerden mezun olan her yüz öğrenciden %63.37’si bir yükseköğretim programına tercih yaparken %36.’63’ü tercih yapmamayı yeğlemiştir. Tercih yapmayanların oranında aradan geçen 5 yıl içerisinde %6.61 oranında azalma olmuştur. 2016 yılında bir yükseköğretim programına yerleşmek için tercih yapanların %38.79û lise,%31.19’u meslek lisesi mezunlarından oluşurken adayların %30.02’si herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmek için tercih yapmamayı seçmiştir. Tercih yapmayanların oranında görülen azalma üniversite kontenjanlarının artışından kaynaklanmaktadır.

Sadece Kontenjanı Artırmak Yetmiyor!

Boş kontenjanların açık, ön lisans ve lisans programlarında hem kamu hem de özel üniversitelerin bünyesinde yer aldığını açıklanan sonuçlardan anlıyoruz. 2012’de boş kontenjanların %6.70’i lisans,%4.41’i açık öğretim ve ön lisans programlarında yer almaktadır.2012 yılında söz konusu boş kontenjanların %63.98’i kamu üniversitelerinde %36.02’si ise diğer üniversitelerde oluşmuştur. Lisans düzeyinde boş kontenjanların %8.38’i kamu,%18.97’si vakıf,%64.83’ü KKTC üniversitelerinde olduğunu görmekteyiz. 2016 yılı sonuçlarına bakıldığında kamu üniversitelerindeki boş kontenjan oranlarında artan başvuru ve tercih sayılarına rağmen azalma olurken diğer üniversitelerin boş kontenjanlarında artış oluşmuştur. Buna göre boş kontenjanların %57.31’i kamu,%42.69’u diğer üniversitelerde yer almaktadır. 2016’da lisans programlarında boş kontenjan oranı %3,ön lisans ve açık öğretim programlarında ise bu oran %4.06 olmuştur. Lisans programlarında oranlar kamu üniversitelerinde %5.08’e,vakıf üniversitelerinde %12.09’a,KKTC üniversitelerinde %34.52’ye gerilemiştir.

Dört Gençten Biri Okuduğu Bölümü Değiştirmek İstiyor

2012-16 Yılları arasında üniversitede okuyan her dört gençten biri ya okurken ya da bitirdikten sonra tekrar sınava girerek okuduğu bölümden başka bir bölümü yeniden okumak istiyor. Yerleşenlerin toplamının başvuru yapanların toplamının içindeki oranı 2012’de %45.66’dan 2016’da %42.63’e düşmüştür. ÖSYS’ye başvuru yapanların oranı 5 yılda %19.04 artarken yerleşenlerin oranında 2 puanlık düşüş yaşanması araştırılması gereken önemli bir farktır. Yerleşenlerin program dağılımına bakıldığında oluşan tabloda lisans programlarında çok büyük bir fark oluşmazken, ön lisans ve açık öğretim programlarında yaklaşık 3 puanlık bir artış olmuştur. Bu sürre zarfında adaylar tercihlerini ön lisan ve açık öğretim programlarından yana kullanmışlardır. 2012 yılında ÖSYS’ye başvuranların %41.19’u son sınıf düzeyinde iken bu oran 2016 yılında %42.11’e çıkmıştır. 

Önceki yıllarda liselerden mezun olanların başvuru oranı 2012’de %29.70 olurken 2016’da ise bu oran %28.66’ya geriledi. Üniversiteye daha önceki yıllarda yerleşmiş veya bir yükseköğretim programını bitirmiş olanların sınava tekrar girme oranı 2012’de %25.86’dan 2016’da %27.75’ye çıktığını görmekteyiz. Bu rakamlar 2013’te 26.35,2014’te %24.71,2015’te ise %26.33’tür.Bu adayların yerleşenler toplamı içinde 5 yıllık oran ortalamasıı15.74’tür.5 yıllık ortalamalar alındığında her yüz öğrenciden %44.79’u bir yükseköğretim programına yerleşirken,%55.21’i herhangi bir programa yerleşme olanağı bulamamıştır. Yerleşenlerin %19.23’ü lisans %25.56’sı ön lisans ve açık öğretim programlarına yerleşmişlerdir. Bir başka ifade ile açıklayacak olursak üniversiteye son 5 yılda başvuran her yüz adaydan 19.23’ü bir lisans programına yerleşme olanağı bulabilmiştir. Yerleşme oranları bakımından lise son sınıf düzeyinde okuyanlar diğer düzeylere göre daha başarılıdır.

Son 5 Yılın İlk 5 Lise Türü.

Lise türleri arasında son 5 yılda başvuru yapanların genel başvuru yapanlara orantılanmasında ilk 5 sırada yer alan lise türleri Genel, Anadolu, İmam Hatip, Özel ve Meslek Liseleri, bu beş yılın lisans programlarına yerleşen aday oranları bakımından en yüksek orana ulaşan liseler Sosyal Bilimler, Özel Fen, Fen. Öğretmen, Yabancı Dilde Eğitim Veren Özel Liseler olmuştur. Bu oranlara rağmen 5 yıl içerisinde lisans programlarına başvuranlardan yerleşen sayılarda bazı liselerin oranları artarken bazı liselerin oranları azalmıştır. Azalan liseler Genel, Anadolu, Sosyal Bilimler, Öğretmen ve Fen Liseleri. Artan liseler İmam Hatip, Özel, Yabancı Dille Eğitim Veren, Teknik ve Kız Meslek Liseleri.2012 yılına göre 2016 yılında toplam yerleşme oranlarında özel liseler dışında bütün lise türlerinde düşüşler yaşandığını görmekteyiz. 2012 Yılında üniversiteye yerleşenlerin oransal dağılımı %6249 akademik liseler,%5.12 imam hatip liseleri,%32.39 meslek liseleri, 2016 yılında ise oranlar %57.37 akademik liseler,%8.01 imam hatip liseleri,%32.69 meslek liseleri olarak gerçekleşti.

Sonuç olarak, Lise türleri arasında ayrımcılık her geçen yıl daha da belirginleşiyor. Bunun en somut örneğini yatırım önceliği sağlanan bazı lise türlerinin sınav sonuçlarında görmekteyiz. Özellikle özel liselerde 2016 yılında bir önceki yıla göre lisans programlarına yerleşme oranlarında %20’ye varan artış olmasının bir izahının olması gerekir. Lise türleri arasında lisans programlarına yerleşme oranlarına bakıldığında makasın giderek açıldığı daha net görülebiliyor. Tercih yapma hakkı olmasına rağmen her yıl yüzbinlerce genç tercih yapmıyorsa, artan kontenjanlara rağmen kontenjanlar boş kalıyorsa, yüzbinlerce genç okuduğu ya da bitirdiği bölümü değiştirmek için yeniden sınava giriyorsa, lise türleri arasındaki eşitsizlikler giderek artıyorsa, bazı okullar siyasi irade tarafından korunup kollanıyorsa işler yolunda gitmiyor demektir. Okulların başarısı 5 yıl öncesine göre geriliyorsa bu eğitim sistemi ile üniversiteye girişi sistemini değiştirmek gerekiyor. Bu sonuçlara bakarak toplumu ayrıştırmaya dayalı aklın okullar arasında da bir ayrıştırma ve kategorileştirme uygulaması içinde olduğunu söylemek mümkün. Dünden bugüne uygulanmakta olan bu tür politikaların ülkeyi getirdiği yer ortada. Gelecekte yeni paralel yapıların oluşmaması için eğitimin kamusal, demokratik, laik ve bilimsel temelde yeniden yapılandırılması gerekir. Ayrıca ortaya çıkan yeni durum ve gelişmeler de bu değişimin gerçekleştirilmesini zorunlu kılıyor.
19.08.2016 alaaddin dinçer/eğitimci    
 
 
 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)