adscode
adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

Okullar ve Üniversiteler İçin 2015 Yılı Zor Bir Yıl Olacak

Bugünlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın Bütçesi Meclis Genel Kurulunda ele alınacak.

alaaddindincer@egitimajansi.com




Hükümet bu yıl da Bütçe’den en büyük payı eğitime ayırmakla övünüyor. Ama eğitimin niteliğine ilişkin tartışmalar bir yana bırakılsa dahi, gerçekte bütçenin en büyük kısmı eğitime ayrılmıyor.

MEB ve Üniversitelere 2015’te ayrılan bütçe rakamları incelendiğinde çarpıcı sonuçlar bütçe yetmezliği konusundaki öngörülerimizi haklı çıkarmaktadır.2015 Enflasyonu için öngörülen artış oranı (%8) ile atanacak 40 bin yeni öğretmen ve öğretmenlere 2015 yılında yapılacak %6’lık zam düşünüldüğünde aslında eğitim bütçesinde reel anlamda bir artış olmayacağını söylemek olanaklıdır.

Eğitime dönük harcamaların son yıllarda yüksek hızla artan harcamalar olduğu doğru olmakla birlikte, harcama kalemlerini detaylı incelediğimizde harcamaların daha ziyade öğretmen ve okul ihtiyacı ile imam hatip okullarının ihtiyaçlarının karşılanması için harcanmıştır. 2002-2003 yılında MEB, YÖK, ÖSYM ve Üniversitelere genel bütçeden 9 milyar pay ayrılırken bu oran 2015 bütçesinde 80,8 milyar olmuştur. Bu kurumların bütçelerinde toplamda13 yılda 9 kat artış söz konusudur. Genel bütçede artış oranı 9 kat olurken, Gayri Safi Yurt İçi Hâsıladaki artış oranının sadece binde 46’da kaldığını görmekteyiz.

2002-2003 Eğitim Yılında örgün kamu eğitim öğretim kurumlarında (Üniversiteler ve MEB) toplamda 16,7 milyon öğrenci eğitim ve öğretime devam etmekteydi. 2003 yılında MEB ve Üniversitelere 9 milyar YTL bütçe ayrılmakta öğrenci başına 850 dolar harcama yapılmaktaydı. O tarihte ayrılan bu kaynakla sorunlar çözülemiyor bugünlere kadar devam ediyorken, 2015 yılında 18,5 milyona ulaşan öğrenciye bütçeden 80,8 milyar TL’lik kaynak ayrılmasına, öğrenci başına yapılacak harcama rakamının 2650 dolara çıkmasına rağmen artan rakamlar sorunları çözmeye ihtiyaçları karşılamaya ve açıkları kapatmaya yetmeyecektir. (Her iki dönemle ilgili bütçe rakamları devletin aldığı %18’lik peşin vergi kesintisi düşülerek hesaplanmıştır)      

2015 yılı için Milli Eğitim Bakanlığı’na verilen 62,0 milyar TL’lik ödeneğin; % 79’u (48,8 milyar TL) personel ve onların SGK prim giderleri, % 9’u (5,8 milyar TL) mal ve hizmet alımları, % 9’a yakın bir kısmı (5,5 milyar TL) yatırım ya da sermaye giderleri için harcanacaktır. Hane halklarına transfer edilecek miktar ise bu bütçenin sadece 1,7 Milyar TL’lik kısmı (% 3). 2015 MEB Bütçesinin ayrıntılarına baktığımızda, mal ve hizmet alımlarına ayrılan ödeneğin en önemli kısmını 4,4 milyar TL’lik bir ödenek ile (MEB ödeneklerinin % 7’si) piyasadan hizmet alımları şeklinde. Bu ödeneğin % 38’i yani 1,7 milyar TL’si taşımalı ilköğretim (900 milyon TL) ve taşımalı ortaöğretim (760 milyon TL) uygulamasına harcanacak.

Bu ödeneklerin nasıl dağıtılacağına merkezden karar verilmesi ise birçok yerelde öğretmen, bina ya da araç eksikliği gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. MEB Bütçesinin iç dağılımı bu iddialarımızı doğrulamaktadır. Bütçeden Milli Eğitim İl Müdürlükleri’ne ayrılan kaynak sadece 3.85 Milyar TL’dir. Yani kaynakların % 94’ünün nasıl kullanılacağına merkezden karar verilirken, yerel birimlerin kaynakları kullanma payı % 6,2’de kalmaktadır.

MEB’e Bütçe Kanunu ile başlangıçta ayrılan ödenekler ile yılsonu ödenekleri arasında belirgin bir farklılık mevcuttur. Örneğin 2014 yılında MEB’in başlangıç ödeneği 55,7 milyar TL iken yılsonu toplam ödenek 43,4 milyar TL olarak belirlendi (Eylül ayına kadar 39 milyar TL’lik bir ödenek kullandırıldı). Milli Savunma Bakanlığı’nın başlangıç ödeneği yıl içinde 8 milyar TL’den fazla artırılırken, Milli Eğitim Bakanlığı’nınki 12 milyar TL’den fazla azaltıldı. Azaltılan bu rakamın personele ayrılan paydan kesilen ortalama %18’lik devlete geri ödenen vergi olduğunu özellikle belirtmem gerekmektedir. Böylece başlangıçta ayrılan paylardansa gerçekleşmelere göre bir değerlendirme yapmak daha doğru.2014 teki duruma göre 2015 yılında da MEB bütçesinde azaltma yoluna gidilmesi hayli muhtemel.

Din eğitimine ağlanan ayrıcalık ve öncelikler MEB bünyesindeki imam hatip öğretmeni, öğrencisi ve okulu ve yurt sayılarındaki gelişmelerden de çarpıcı bir biçimde anlaşılmaktadır. MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bünyesinde istihdam edilen personel sayısı 44.086 ve bunun 38.271’i öğretmen olarak görev yapıyor. Sadece 2014 yılında 12.000 yeni din öğretmeni istihdam edildi. Böylece Diyanet görevlileri ile birlikte Genel Bütçe’den finanse edilen 200.000’e yakın din işlerinden görevli kamu çalışanı söz konusudur.

2013 yılında lise düzeyinde 3 uluslararası Anadolu imam hatip lisesi, 815 Anadolu imam hatip lisesi, 1,314 adet imam hatip ortaokulu bulunmakta iken, 2014 yılında bu rakamlar sırasıyla 3 ve 985 ve 1,556 oldu. Yani bu yıl itibariyle toplam 2544’imam hatip okulu mevcut bulunuyor. Bu okullarda sırasıyla; imam hatip liselerinde 474,135 ve imam hatip ortaokullarında 239,749 olmak üzere toplam 713,884 öğrenci öğrenim görüyor. 2013 yılı öncesine göre öğrenci sayısındaki artış ise son derece çarpıcı: 233,000. Bu oransal olarak % 48’lik bir artış demektir.

Verilerde MEB Din Eğitimi Genel Müdürlüğü’nün sorumluluk alanına verilen devlet parasız yatılı pansiyonu sayısı, 2013 yılında 408’den 2014’te 450’ye ve buralarda yatılı öğrenim gören öğrenci sayısı da 52,592’den 60,000’e çıktı. MEB bünyesinde imam hatiplerin ön plana çıkmasının diğer bir göstergesi ise, 2015 yılı MEB’in yatırımlar bütçesinin içinde din öğretimi veren okullara 698 milyon TL’lik (Bu ödenek yatırım bütçesinin %1,12’sidir) bir ödenek ayrılmasıdır.

AKP Döneminde Eğitimde Özelleştirme Politikaları Hız Kazandı.
MEB Bütçesi, eğitimde özelleştirmenin ve ticarileştirmenin de hızlandığının bir göstergesi. MEB’in Bütçe Tasarısı’na göre, Türkiye’de, MEB bünyesindeki Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı toplam 5,932 özel okul, 3,347 dershane, 1,883 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi, 853 özel etüt eğitim merkezi, 2,713 özel muhtelif kurs, 13 özel hizmet içi eğitim merkezi, 3,438 özel motorlu taşıt sürücüleri kursu ve 4,592 özel yurt ve bu yurtlarda kalan 207,202 öğrenci var.

2013-2014 MEB İstatistiklerine göre; özel okul öncesi eğitimde 2, 226 kurumda 86.639 öğrenci, 7.541 öğretmen; ilkokulda 1.071 kurumda 184.325 öğrenci ve 21.273 öğretmen; ortaokulda 972 kurumda 182.019 öğrenci ve 21.459 öğretmen okumakta ve görev yapmaktadır. Ortaöğretimde yer alan 1.433 kurumda 196.663 öğrenci ve 29.040 öğretmen bulunmaktadır.. Yani bu yıl 6,000’e yakın özel öğretim kurumunda toplam 650,000 öğrenci öğrenim gördü ve toplam 79,000’in üzerinde öğretmen istihdam edildi. Benzer durum özel üniversiteler içinde geçerlidir.

2014 yılında 167 bin öğrenci özel teşvik yasasından yararlanmak için özel öğretim kurumlarına kayıt yaptırmıştır. Bu rakamın 2015 yılında en az 250 bin olması beklenmektedir. Özel öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün 2015 yılına ait 2,3 Milyar TL’lik bütçesinin yaklaşık 1,7 milyar TL’si (yani % 74’ü) bu kurumlardan hizmet alımı biçiminde özel sektöre transfer edilecektir.  2015 Bütçesinden 104 Üniversiteye, YÖK ve ÖSYM’ ye ayrılan pay 18,8 milyar TL’dir. Bütçeden üniversitelere ayrılan bu ödeneğin % 67’si personele, % 12’si mal ve hizmet alımlarına.% 21’i ise yatırımlara gidecek. MEB’n bütçesinin yetmezliği için sunulan gerekçelerin üniversiteler için de geçerli olması nedeniyle genel bütçeden üniversitelere ayrılan payın yetmeyeceği bir gerçektir.

Sonuç olarak, Bütçe rakamları bize 2015 yılının okullar, öğrenciler, eğitim ve bilim emekçileri açısından zor bir yıl olacağını söylüyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda yaşanacak yokluk ve yoksunlukların, açıkları kapatmanın maliyeti velilerin sırtına yüklenecektir. Eğitim kurumlarını ve velileri içinde bulundukları zorluklardan kurtarmanın yolu kamusal hizmetleri bütün yurttaşlara eşit, nitelikli ve hiçbir katkı almadan sunmaktan geçmektedir.
09.12.2014 Alaaddin Dinçer/Eğitimci  

Kaynaklar, Eğitim Sen, MEB ve DİB Verileri ile 2015 Bütçe Kanunu

 
 

 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)