adscode
adscode
adscode
adscode

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kolektif Haklardan Ayrı Düşünülemez!

Rektörlük seçimleri baskı ve yıldırma politikalarının cadı avına dönüştüğü bir dönemde yapılıyor.

alaaddindincer@egitimajansi.com




20 Üniversitede rektörlük seçimleri tamamlandı.17 Üniversitede önümüzdeki haftalarda tamamlanacak. Rektörlük seçimleri demokratik haklarını kullanan binlerce akademisyene yönelik hem kamu hem de vakıf üniversitelerinde soruşturma ve meslekten çıkarma cezalarının uygulandığı, baskı ve yıldırma politikalarının cadı avına dönüştüğü bir dönemde yapılıyor. Üniversitelerin siyasi iktidarın arka bahçesi olarak görüldüğü, YÖK’ün 35 akademisyeni meslekten çıkarmak için yargı kararını yok sayarak 20 Temmuzda Ankara’ ya ifade için çağırdığı bir zaman diliminde bu seçimlerin demokratik olduğundan kimse söz edemez. Buna rağmen yapılan seçimlerin yöntemine ve anti demokratikliğine ilişkin eleştirilerimiz ve diğer sorunlara dair değerlendirmelerimizi saklı tutarak bu yazıda Üniversitelerde Toplumsa Cinsiyet Eşitliği Kavramının yapılan rektörlük seçimlerinde ne kadar işlerlik kazandığına bakacağız

 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramı toplumda var olan farklı cinsiyet yönelimlerine dair eşitsizliklerin giderilmesi için önemli bir kavramdır. Ülkemiz açısından son yılların önemli tartışma başlıklarından biri oldu. Farklı cinsiyet kimliğine sahip bireylerin toplumsal yaşamın her alanında başta eşit katılım, karar alma ve temsil olmak üzere yer alması, sözünü söyleyip söylediği söze dair kendini katarak eylemini örgütlemesi demokratik modern toplumların temel yönelimini oluşturdu. Eril egemen dünyanın bu egemenlikten kurtarılarak cinsiyet eşitliğine dayalı bir yapıya kavuşması çağdaş dünyada çok önem kazandı. Verilen mücadeleler ve ödenen ağır bedeller erkek egemen zihniyetin kırılmasını ve bu alanda görünür adımlar atılmasını sağladı.

 

Üniversiteler ileri düzeyde eğitimin yapıldığı alanlar olması nedeniyle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği konusunda ön alarak toplumu değiştirme ve dönüştürme yolunda öncülük yapmaları beklenir. Son yıllarda bizim yükseköğretim sistemimizde de bu alanda olumlu girişim ve çabaların, projelerin yürütüldüğünü bu anlamda bir farkındalık yaratılmaya çalışıldığını biliyoruz. Ancak sonuçlar bize daha cesur adımlar atılması daha yoğunlaştırılmış projeler geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramını salt temsil ilişkisi ile değerlendirmek eksik olabilir. Hiç kuşkusuz daha geniş perspektif ve açılım parametreleri üzerinden ele almak gerekir.

 

Cumhurbaşkanı göreve geldiği günden bu yana 60 Devlet Üniversitesine rektör ataması gerçekleştirdi. Bu üniversitelerden sadece 1 tanesinde (Düzce Üniversitesi) kadın rektör olarak atanmış bulunmaktadır.60 Rektörün atanmasında kadınların aleyhine bir tablo oluştu. Bu günlerde ve önümüzdeki günlerde 37 Devlet Üniversitesine daha rektör atanacak. Bu üniversitelerin 20 tanesinde YÖK’e bildirilecek 6 adayın seçim süreci tamamlandı. Yapılan seçimler sonucunda ilk 6 aday toplamda 120 aday arasına 13 kadın aday girebildi. Bunların arasından ilk üç sıraya girebilenlerin 2’si Boğaziçi Üniversitesinde,2’si Ege Üniversitesinden diğer 4 aday ise İTÜ, Çukurova, İnönü ve Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitelerinden. Ege ve Boğaziçi Üniversitelerinde kadın adaylar en yüksek oy alarak ilk sırada seçildiler. Önümüzdeki günlerde büyük bölümü taşra üniversitesi olan 17 üniversitede yapılacak seçimlerde de benzer sonuçların yaşanma olasılığının yüksek olduğunu ifade etmeliyim.

 

Oransal olarak bakıldığında seçimin ilk 6 sırasında yer alan adayların %10.08’i kadın %89.92’si erkek adaylardan oluştu. Oysa kamu üniversitelerinde görev yapan kadın akademisyenlerin genel toplam içindeki oranı %42.11’dir.12 Temmuz 2016’da rektörlük seçimi yapılan 20 üniversitede çalışan kadın akademik personel oranı %43.86’dır.Bu akademik personel tanımına üniversitede görev yapan ve rektörlük seçiminde oy kullanmayan akademik personelde dahildir. Söz konusu 20 üniversitede okuyan öğrenci sayısı 899.133’tür.Açıköğretim dahil üniversiteye devam eden öğrencilerin %14.53’ü bu 20 üniversitede okumaktadır.

 

Yukarıda ve aşağıda belirtilen rakamlar seçim yapılan 20 üniversitenin öğrenci ve akademik personel yoğunluğu bakımından oldukça yüksek sayı ve orana sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Teknik üniversite bağlamında ülkede bulunan dört üniversitenin 20 üniversite arasında yer alması dikkatlerin bu üniversiteler üzerinde yoğunlaşmasına neden olmaktadır.20 Üniversitenin içinde bazı üniversiteler aynı zamanda bünyesinde muhalif duruşlarıyla bilinen öğrenci ve akademisyenleri de barındırmaktadır. Bu yönüyle de YÖK’ten Cumhurbaşkanına gönderilecek sıralamalar önem kazanmaktadır. Son dönemde yapılan atamalarda YÖK sıralamaları değiştirmemeye çalışsa da söz konusu muhalif duruşlu kesimlerin içinde yer aldığı üniversiteler olunca tablonun değişme olasılığı taşıdığını söyleyebiliriz.

 

2015-16 YÖK Verilerine Göre Sayılar,

Üniversitelerde görev yapan toplam akademik personel sayısı 156.168

Vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik personel sayısı 23.897

Vakıf üniversitelerinde görev yapan kadın akademisyen sayısı 11.880

Vakıf üniversitelerinde görev yapan erkek akademisyen sayısı 12.017

Devlet Üniversitelerinde görev yapan akademik personel sayısı 132.271

Devlet Üniversitelerinde Görev Yapan Kadın Akademik Personel Sayısı 55.698

Devlet Üniversitelerinde Görev Yapan Erkek Akademik Personel Sayısı 76.573

Rektörlük seçimi yapılan 20 üniversitede çalışan akademik personel sayısı 45.105

Rektörlük seçimi yapılan 20 üniversitede görev yapan erkek akademisyen sayısı 25.320

Rektörlük seçimi yapılan 20 üniversitede görev yapan kadın akademisyen sayısı 19.785

Üniversitelerde açık öğretim dahil okuyan toplam öğrenci sayısı 6.186.007

Üniversitede açık öğretim dahil okuyan kadın öğrenci sayısı 2.864.380

Üniversitede açık öğretim dahil okuyan erkek öğrenci sayısı 3.321.627

 

Sonuç olarak, kolektif haklar bir bütündür ve bu haklar gündelik yaşamın ve demokratik üniversitenin vaz geçilmez ilkelerindendir. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği temel bir hak olarak kolektif hakların bir parçasıdır. Üniversitelerin çoğulcu, demokratik özerk yapısı, bilimin özgürce yapılabilmesi, akademik personelin hiç bir baskı, engel ve yasağa uğratılmaksızın düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi, eleştiri hakkını kullanabilmesi kolektif hakların temelini oluşturur. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ülke ve üniversiteler demokratikleştiğinde gerçek anlamda karşılığını bulacaktır. Mevcut egemen zihniyet dünyasının Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kavramını kategorik ve kavramsal olarak araçsallaştırma gayretlerini başka alanlarda yaşanmış pek çok örnekte bulmak mümkündür. İktidarın evrensel olan bu ilkeyi içini boşaltarak araçsallaştırmasına karşılık, kavramın toplumsal yaşamın bütün alanlarında doğru temelde uygulanması, ülkenin ve üniversitelerin demokratikleşmesine yönelik yürütülen mücadelenin bir parçası yapmaya devam edeceğiz. 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)