adscode

adscode
adscode

adscode
adscode

EĞİTİM SİSTEMİMİZDE KARNE VE SINAVLAR ÜZERİNE

Öğrenciler için eğitim öğretim yılı geçtiğimiz hafta Cuma günü sona erdi. Yaklaşık 18 milyon öğrenci karne almış oldu.

ikegitmeni@hotmail.com

Öğrencilerimizin almış oldukları karne sonuçlarını sadece öğrenciler üzerinden okumak büyük bir hata olur. Öğrencilerin karnelerinde almış oldukları sonuçlardan daha önemlisi; öğrencileri bu sonuçlara götüren süreçleri doğru okumaktır. Süreçler değerlendirildiğinde; öğrenci başarısında birçok faktörün etkili olduğunu söylemek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Peki, öğrencilerimizin karnesinin sonucunda etkili olan faktörler nelerdir? Böyle bir değerlendirmede; anne-baba, ailenin sosyal ve ekonomik durumu, öğrenciden kaynaklanan yapısal durum, okulun fiziksel altyapısı, okulun eğitici kadrosunun niteliği, ders müfredatları ve eğitim sisteminin yapısı gibi birçok faktörü sıralamak mümkündür.

Küresel rekabet ortamında eğitim alanında öncü olan ülkeler; geleceğin okullarını ve eğitimde geleceğin sistemlerini tartışırken bizler; başkalarının terk etmek üzere oldukları eğitim modellerini kendi eğitim sistemimize ithal ederek yol almaya çalışıyoruz. Eğitimde değişim ve dönüşümün maliyetlerini dikkate almadan yapılan çalışmalar, üzülerek belirtmek gerekir ki; zaman kaybı olmakla birlikte telafisi mümkün olmayan büyük kayıplara da neden olmaktadır.Eğitim sisteminin sadece öğretim boyutuyla ilgilenmek yerine; bütünsel bir yaklaşımla değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Eğitim sisteminde aslolan; çocuklarımızı çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte bireyler olarak yetiştirebilmektir.

Eğitim sistemini sadece okul kavramı ile sınırlamak büyük yanılgıdır. Dünyanın birçok ülkesinde okul kavramı da sorgulanmaktadır. Eğitim sistemimizde ise okul önemli bir kavramdır. Eğitim sistemimizde okul ile ilgili sorgulanması gereken bazı hususları şu şekilde sıralayabiliriz: Öğrenciler; okulu seviyorlar mı, okuldan kaçıyorlar mı, okula koşuyorlar m? Tatile bir hafta kala okullarda sınıflar neden boşalıyor? Okullar nasıl daha cazip hale getirilebilir? Ara tatil sayılarını arttırmakla öğrencilerin okula devam konusundaki isteksizlikleri giderilebilir mi? Bu soruların cevabı aranırken okulun öğrenciler için daha cazip hale getirilmesi için kafa yorulmalıdır.

Dersler nasıl eğlenceli öğretilebilir? Eğitimde eğlenceli okul modelleri geliştirilebilir mi? gibi sorulara cevaplar aranmalıdır. Etkili öğrenme modelleri üzerinde çalışmalar yapılmalıdır. Bilgi çağında öğrencilere; çok bilgi yükleyerek öğrencileri bilgi çöplüğüne dönüştürmek yerine; öğrencilere bilgiyi kullanmayı ve bilgi yönetimini öğretmeliğiz. Eğitim sistemimizi sınav odaklı olmaktan kurtarmalıyız. Eğitimde kademeler arasındaki geçişte etkili bir yöneltme sistemi geliştirmeliyiz. Ortaokuldan liseye geçişte kullanılan sınav sistemi son yıllarda 6 kez değiştirildi. Öğrenci yerleştirme merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan sınavlarda da aynı şekilde sürekli değişiklikler yapıldı. Eğitimde sınav sistemiyle ilgili o kadar çok değişiklik yapıldı ki nerdeyse; öğrenciler kayıt olurken girdiği sınav sistem ile mezun olurkenki sınav sistemi aynı değildi. Yapılan her değişiklik sınav sistemini azaltmak üzerine yapıldı. Ancak yapılan değişiklikler sınavları azaltmadığı gibi yeni bir takım sorunlara da yol açtı. İlkokul öğrencileri 1997 yılına kadar sınavla Anadolu liselerine alınıyordu. Öğrenciler kısa adı “AL” olan merkezi sınavla ortaokula alınıyordu. Öğrenciler ortaokulda bir yıl hazırlık sınıfı okuduktan sonra yabancı dille ortaokul ve lise eğitimini görüyorlardı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulamasından sonra ortaokul kısımları kapatıldı. Lisede öğrenciler bir yıl hazırlık eğitimi ve üç yıl lise eğitimi almaya başladılar. Sekiz yıllık kesintisiz eğitimle birlikte sınavın kısa adı “LGS” olan lise giriş sınavı oldu. LGS olarak devam eden sistem, 2004 yılına gelindiğinde Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) olarak değiştirildi. OKS ise 2008 yılında kaldırıldı. OKS yerine 6 ve 7. sınıflarda yılsonunda merkezi olarak yapılan Seviye Belirleme Sınavları (SBS) sistemi getirildi. SBS 2009’da sadece 8. sınıf öğrencilerine yönelik uygulanmaya başladı. MEB tarafından 2012 yılında SBS’nin aşamalı olarak kaldırılma süreci başlatıldı.  SBS 2013 yılında son kez yapıldı. SBS yerine; 2013-2014 eğitim-öğretim yılında TEOG sistemi getirildi. TEOG’da da önce öğrencilerin 6, 7 ve 8. sınıflarda toplam 36 sınavdan sorumlu olması planlandı. Ancak daha sonra sınav, 6 temel ders için sadece 8’inci sınıfta dönem sınavlarından birinin merkezi olarak gerçekleştirilmesi esasına uygun olarak düzenlendi. TEOG sistemi yerine 2018 yılında sadece sekizinci sınıfların girdiği yeni sınav sistemi uygulamaya konuldu. Yeni sınav sistemiyle birlikte kademeler arası geçişte; okullarda nitelikli okullar ve sınavla kayıt yaptırılan okullar olarak ayrıldı. Yeni sistemde amaç öğrencileri sınavdan kurtarmaktı. Ancak yeni sistem eğitimde Nitelikli okullar ve niteliksiz okul ayrımlarıyla yeni bir tartışmayı da beraberinde getirmiş oldu. Okulların neye göre nitelikli neye göre niteliksiz kategorisine ayrıldığı tartışılmakla birlikte, niteliksiz olarak tanımlanan okullara öğrencilerin kabul şartları da yeni sorunlara yol açmaktadır. Eğitim sisteminde okulların standartlarını yükselterek aynı seviyeye getirmek yerine; okulları başta sınav olmak üzere farklı kriterlerle ayırmak hukuksal açıdan anayasanın fırsat eşitliği ilkesi ile de çelişmektedir. Sınavsız kayıt yapan ortaöğretim kurumları arasında da kayıt için bazı kriterlerin getirilmesi okullar arasında öğrenci niteliği açısından yeni sorunlara yol açmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının sınavsız kayıt yapan okullar ile ilgili eğitim kurumlarına gönderilen ve bazı basın yayın kuruluşları tarafından kamuoyu ile paylaşılan sınavsız kayıt yapan okullar ile ilgili kriterlerde not ortalamasının dikkate alınması ortaokullarda hormonlu notu tekrar gündeme getirmiş olabilir. Bazı okul müdürlerinin öğretmenlere; öğrencilerinin okul kayıtlarında avantajlı olmaları için notları yüksek tutmaları konusunda yaptıkları telkinler ile ilgili duyumlar sistemin yeni sorunlara yol açtığını göstermektedir. Bu yaklaşım ortaöğretimde okullar arasındaki ayrımı kaldırmak yerine; elek sistemiyle notu düşük öğrencilerin belirli okullarda toplanması gibi yeni sorunlara yol açmaktadır. Eğitim sisteminde çocuklarımızı geleceğe hazırlarken sınavların kölesi olmaları yerine, başarının efendileri olmaları için yaratıcılıklarının geliştirilmesine ağırlık vermeliyiz. Kademeler arası geçişte yeni sınavlar yerine; okullar arasındaki nitelik farkını gidererek eğitimde etkili bir yöneltme sistemiyle; öğrencilerimizi ilgi ve yeteneklerine göre başarılı olacakları alanlarda eğitim öğretim görmeleri için çaba harcamalıyız. 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)