Bir ülkenin eğitim sisteminde müfredat, eğitimin yol haritasıdır. Hatta müfredat için “eğitim sisteminin anayasasıdır” demek abartı sayılmaz. Çünkü müfredat; eğitim-öğretim kademelerinde öğrenim gören öğrencilerin hangi bilgi, beceri, değer ve tutumları kazanacağını belirler. Bunu hangi amaçlarla ve hangi yöntemlerle yapacağını ortaya koyar. Aynı zamanda bu kazanımların nasıl ölçülüp değerlendirileceğine de yön verir. Bu yönüyle müfredat, eğitim sistemini ayakta tutan bütüncül bir çerçevedir.
Daha açık bir ifadeyle müfredat; eğitimde neyi, neden, ne kadar ve nasıl öğreteceğimizi gösterir; aynı zamanda nasıl ölçeceğimize de cevap verir. Bu yönüyle müfredat yalnızca ders içeriklerinden ibaret değildir. Eğitim felsefesini, temel değerleri, öğretim yaklaşımını ve hedeflenen insan profilini kapsayan çok katmanlı bir yapıyı ifade eder. Bu nedenle müfredat, eğitim sistemlerinin ana omurgasını oluşturur.
Müfredat böylesine merkezi bir konumdaysa, değişim ve dönüşüm süreçlerindeki rolü de doğal olarak hayati öneme sahiptir. Bu yazıda, ülkemizde uygulanan eğitim müfredatında yaşanan değişimleri kısa ama bütüncül bir kronolojik çerçeve içinde değerlendirmek istiyorum.
1998 yılından 2026 yılına uzanan sürece ana hatlarıyla bakıldığında, eğitim sistemimizde önemli kırılma noktaları olduğu görülmektedir.
1998 öğretim yılıyla birlikte davranışçı temelli müfredattan yeni bir anlayışa geçiş başlamıştır. Özellikle sosyal bilgiler gibi derslerde içerikler ve öğrenme hedefleri yenilenmiştir. Bu adım, sonraki yıllarda yapılacak kapsamlı reformların ilk işareti olarak değerlendirilebilir.
2005–2006 eğitim-öğretim yılından itibaren ilköğretimde geniş kapsamlı bir müfredat reformu hayata geçirilmiştir. Öğrenci merkezli ve yapılandırmacı yaklaşım benimsenmiştir. Öğretim yöntemleri, kazanımlar ve ölçme-değerlendirme anlayışı çağdaş pedagojik ilkeler doğrultusunda yeniden düzenlenmiştir.
2006–2007 eğitim-öğretim yılında Talim ve Terbiye Kurulu kararlarıyla tüm derslere ait öğretim programları yeni çerçeveye göre yeniden ele alınmıştır. Öğrenci merkezli hedefler bu süreçte daha da genişletilmiştir.
2012–2013 eğitim-öğretim yılında ise eğitim sistemimiz önemli bir yapısal değişime sahne olmuştur. Sekiz yıllık zorunlu eğitim yerine 4+4+4 kademeli zorunlu eğitim sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu değişimle birlikte ilkokul, ortaokul ve lise müfredatları yeniden düzenlenmiş; içerikler ve eğitim hedefleri kademelere uygun biçimde yapılandırılmıştır.
2017–2018 eğitim-öğretim yılı itibarıyla tüm öğretim programları bir kez daha gözden geçirilmiştir. Bazı programlar değiştirilmiş, bazıları güncellenmiştir. Ders içerikleri, kazanımlar ve öğretim yaklaşımları yeniden tanımlanarak uygulamaya konulmuştur.
Son olarak 26 Nisan 2024’te kamuoyuna sunulan yeni müfredat onaylanmış ve 2024–2025 eğitim-öğretim yılından itibaren kademeli olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu müfredatta “yetkin ve erdemli insan” profili ön plana çıkarılmıştır. Beceri temelli, değer ve erdem odaklı öğretim hedefleri güçlendirilmiş; “Erdem–Değer–Eylem” modeliyle sosyal ve duygusal becerilere yer verilmiştir.
Ancak 1998’den bugüne uzanan bu tabloya bütüncül olarak bakıldığında, müfredat değişikliklerinde süreklilikten çok kopuşların öne çıktığı görülmektedir. Eğitimde değişim maliyetlidir. Buna rağmen yapılan değişikliklerin sonuçları yeterince analiz edilmeden yeni düzenlemelere gidildiği dikkat çekmektedir. Adeta bir “değişimin değişimi” yaşanmaktadır.
Öğrenci merkezlilik vurgusu güçlü biçimde dile getirilse de sınav odaklı yaklaşımın terk edilmediği açıktır. Aksine bu yaklaşım, zamanla daha kalıcı ve kökleşmiş bir yapı hâline gelmiştir. Eğitimin yönünü bilimsel ve analitik değerlendirmelerle belirlemek yerine kısa vadeli tercihlerle şekillendirmek; yalnızca sistemi değil, zamanı ve insan kaynağını da tüketmektedir.
Artık şu gerçeği daha yüksek sesle konuşmanın zamanı gelmiştir: Eğitim sistemini geçici yönelimlerden ve dar kalıplardan arındırmadan geleceği güvence altına almak mümkün değildir. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu nesiller için gerçekten “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM” diyebiliyor muyuz?..
Ali Güngör
ikegitmeni@hotmail.com

