adscode

EĞİTİMDE DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM ŞART! AMA NASIL?..

Bilgi ve iletişim teknolojisindeki hızlı değişim ve dönüşüm, dünyayı adeta küçük bir köye dönüştürmüştür. Dünyanın bir köşesindeki küçük bir değişiklik, kısa bir sürede dünyanın diğer köşelerini de etkilemektedir. Bilgi ve iletişim çağı olarak tanımlanan içinde bulunduğumuz yüzyıl, dünyada yeni bir gücü gündeme getirmiştir. Bu güce de “bilgi gücü” denilmektedir.

ikegitmeni@hotmail.com




Bilgi gücünü elinde bulunduran ülkeler, bu gücü diğer ülkelere karşı da en etkili şekilde kullanmaktadırlar. Dünyada küresel ekonomilerde en önemli rekabeti de bilgi gücü oluşturmaktadır.

Bilgi ve iletişim teknolojisinin merkezini oluşturan, bilgi ve iletişim teknolojisinin yöneticisi, üreticisi ve pazarlayıcısı konumundaki ülkelerin en önemli özelliği, güçlü bir eğitim sistemine sahip olmalarıdır. Güçlü eğitim sistemine sahip ülkelerin en önemli özelliği, değişimi ve dönüşümü doğru yönetmeleridir. Bilgi ve iletişim teknolojisinin üreticisi konumundaki ülkelerin eğitim sistemleri yapma, tasarlama, uygulama ve üretim üzerine odaklanmış iken, değişim ve dönüşümü yönetmek yerine takip eden ülkelerin eğitim sistemleri ise takip, taklit ve tüketim üzerine odaklanmıştır. Dünyadaki küresel gücü elinde bulunduran ülkeler, eğitim sektöründe pazar payını elinde tutmak istemektedirler. Dünyada her alanda olduğu gibi eğitimde de rekabet gücünü elinde bulunduran ülkeler, eğitimde değişim ve dönüşümü yönetemeyen, taklit ve takipçi konumdaki ülkelere ya eğitim ürünü, bilgi ve bilişim pazarlamaktalar, ya da ülkelerine yapılan beyin göçü yoluyla kendi insan kaynaklarını güçlendirmektedirler.

 

Eğitim sistemlerinde arayışlar içinde olan ülkelerin yaptığı en büyük hata, eğitimde doğru stratejiler ve doğru politikalar oluşturamamalarıdır. Eğitim sistemimizde uzun yıllar değişim ve dönüşüm diye yapılan uygulamaların çoğu takip ve taklitten öteye gidemedi. Değişim ve dönüşüm diye ya yeni sistem ithal ettik, ya da teknoloji ithal ettik. Bilişim teknolojisinin üreticileri, kendi eğitim sistemlerinde kullanamadıkları eğitim ürünlerini, eğitimde değişimi yönetemeyen takipçi ülkelere ihraç etmektedirler. Eğitimde taklit ve takip konumundaki ülkelerin, başka ülkelerin eğitim modellerini ya da sistemlerini kendi eğitim sistemlerine uyarlayarak, başka ülkelerdeki başarıyı yakalayacaklarını düşünmeleri, doğru bir bakış açısı değildir.

 

Eğitim sistemleri, toplumsal yapılardan ayrı düşünülemez. Bir ülkede başarı gösteren bir eğitim modelinin başka bir ülkenin eğitim sisteminde de aynı başarıyı göstereceğini düşünmek, büyük bir yanılgı olacaktır. Eğitim sistemi ve eğitim modellerindeki benzer hatalar, eğitimde bilişim teknolojisinin kullanımında da yapılmaktadır. Dünyada Endüstri 4.0 ve son yıllarda endüstri 5.0’ın konuşulduğu günümüzde, eğitimde teknolojiyi ne kadar doğru kullanıyoruz? Endüstri 4.0  ve 5.0 üreten ülkelerin eğitim sistemlerinde dersleri robotlar mı veriyor? Eğitimde teknolojiyi ne kadar kullanıyorlar? Eğitim sistemlerinde, dersliklerde son model akıllı tahtalar ve bilişim araçları mı var? Bu ve benzer sorulara verilen cevapların eğitimde doğru stratejiler ve doğru politikalar üretmek açısından önemli olduğunu düşünüyorum.

 

Eğitimde doğru politika nedir? Eğitim politikası kavramını doğru analiz etmek gerekir. Eğitim politikasını en basit tanımıyla, devletin toplumda ihtiyaç duyulan niteliklerde bireyler yetiştirmesi olarak, tanımlamak mümkündür. Eğitim politikaları ulusal olmalıdır. Eğitim politikaları, yenilikçi ve çağdaş nitelikler taşımalıdır. Eğitim politikaları, siyasi partilerin ya da hükümetlerin ideolojik bakış açılarına göre değil, devletin ve toplumun ulusal çıkarlarına göre şekillenmelidir. Eğitim politikalarının yaşam bulduğu ve uygulamaya geçtiği yer okullardır. Okullar, eğitim sisteminde değişim ve dönüşümün merkezini oluşturmalıdır. Bu nedenle, eğitim sisteminde okul merkezi yönetim yaklaşımını esas alan bir yapılaşmaya gidilmelidir. Okul merkezili yönetimin temelini de değişim ve dönüşümü yönetebilen etkili okul modelleri geliştirilerek sağlanabilir.

 

Eğitim sistemimizde çağdaş gelişmelere açık, değişimi ve dönüşümü takip eden değil, değişimi ve dönüşümü yöneten, yaşayarak ve uygulayarak öğrenen, üretim odaklı okul modelleri geliştirilmelidir. Eğitim sistemimizde “Köy Enstitüleri” gibi başarılı okul modeli deneyimleri olmuştur. Ancak, üzülerek belirtmek gerekir ki, eğitimdeki bu başarı destanı kısa sürmüştür. Köy enstitüleri, eğitim sistemimizde kendi değişim ve dönüşümünü yönetebilmiş, kendi kültürel ve ulusal dokusuyla yoğrulmuş, başarılı eğitim modelidir. Köy enstitüleri modelini elbette günümüzde birebir uygulamak mümkün olmayacaktır. Ancak, günümüz koşullarına uygun, doğru bir bakış açısıyla, doğru bir değişim ve dönüşüm perspektifinde okul modelleri geliştirilebilir. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)