adscode
adscode

GELECEĞİN EĞİTİM SİSTEMİ NASIL OLMALIDIR?

İstanbul’da 2-3 Kasım tarihleri arasında iki önemli organizasyon gerçekleştirildi. Boğaziçi Üniversitesinde Eğitimde Gelecek Konferansı ve İstanbul Harbiye Askeri Müzesinde 3. Yarının Eğitimi Zirvesi yapıldı.

ikegitmeni@hotmail.com




İki organizasyonu da yakından takip etmeye çalıştım. İki organizasyonun ortak noktası; eğitimin geleceğine ilişkin dünyadaki değişim ve dönüşümlerinin eğitime yansımalarını ele almalarıdır. İki zirvede gelecekte nasıl bir eğitim sorusunun cevabı aranmaya çalışılıyordu. Peki, 21. yüzyıla girdiğimiz bu sıralarda eğitimde geleceğe nasıl bir sistemle hazırlanmalıyız?

Eğitim, nesilleri yetiştiren gelecek odaklı bir kavramdır. İnsanoğlu var olduğu günden beri birçok sorunun çözümünü eğitimde aramıştır. İnsanlar geçmişte yaşamış olduğu savaşları, soykırımları ve yıkımları günümüzde ve gelecekte yaşamamasını eğitim sayesinde öğrenip yeni nesillere aktarabilirler.  Sistem olarak eğitim kavramı, Antik Yunan’daki Atina ve Sparta Eğitim Sistemlerini vermek mümkündür. Antik Sparta Eğitim Sistemi, iyi savaşçı yetiştirmeye yönelik bir eğitim sistemiydi. Buna karşılık Atina Eğitim Sistemi ise özel, demokratik ve belli programı olan, Platon’un Akademisi ve Aristoteles’in Liseum’u gibi bir eğitim sistemi modelini teşkil ediyordu.

Modern eğitim sistemlerinin doğuşu ise 1500’lerde başlayan bir süreç olup, Avrupa Kıtası ve Kuzey Amerika’da ana karakteristiği ile ortaya çıktı ve dünyaya yayıldı. 17.yüzyılda John Locke insan doğasına, Rousseau ve Herder insanoğlunun eğitimi üzerine durmuştur. 19. yüzyılın sonlarında anayasal devletlerde sosyal bir hak olan eğitim, 20 yüzyılda insan sermayesi olarak görülmüştür. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlamadığımız bu yüzyılda ise bilgi teknolojisindeki hızlı değişme ve gelişmeler, yeni güç savaşlarının bilgi ve bilginin pazarlanması üzerine yaşanması, eğitimin rolünü ve önemini daha arttırmaktadır.

Eğitim sistemlerinin tarihsel gelişimine yukarda kısaca değinildi. İstanbul’da yapılan eğitim zirvesi ve eğitim ile ilgili konferansta geleceğe ilişkin ana tema; bilgi teknolojisindeki gelişmeler, endüstri 4.0 olarak tanımlanan endüstri ve bilişim teknolojisinin birleştirilmesi ve sonuçlarına ilişkin bakış açılarına farklı perspektiflerden yer veriliyordu. Eğitimdeki inovasyon kavramlarına da çok sık değinilmektedir. Eğitimi fütürist bir perspektifte değerlendirenlerin çoğu eğitimde yapay zekadan bahsetmektedir.

Yarının Eğitim Zirvesinde, Avustralya, Kanada ve Vietnam’dan eğitimciler; eğitime dair çalışmalarını paylaştılar. Eğitim zirvesinde dikkatimi çeken en önemli husus; deneyimlerini paylaşan ülkelerin kendi eğitim sistemlerini, eğitimde bir pazar olarak sunmaları olmuştur.

Eğitimde çağı yakalamak için başarılı ülkelerin eğitim sistemlerini ve uygulamalarını incelemek elbette çok önemlidir. Ancak gelişmiş ülkelerin eğitim sistemlerindeki temel stratejik yaklaşımlarını çözümlemek ve uygulamalardaki temel yaklaşımlarını görmek daha önemlidir. Başarılı eğitim sistemlerinin sadece sonuçları ile ilgilenmek yerine, sonuçları yaratan süreçleri ve süreçlerin arkasındaki temel felsefi yaklaşımları, temel düşünsel bakış açılarını çözümlemek daha  da önemlidir.

Zirvede Kanada’dan gelen akademisyenlerle kısa bir görüşme imkânı buldum. Kanadan gelen akademisyenlerin ülkelerindeki eğitim sistemi ile ilgili en dikkat çekici konu; eğitimde toplumun tüm katmanlarına ulaşmayı, eğitimde fırsat eşitliği ve öğrenme modelleri konusundaki görüşleri oldu.

Bilgi teknolojileri konusunda öncü olan ülkelere baktığımızda en dikkat çekici husus; eğitim sistemlerindeki işleyiş olmalıdır. Peki, bilgi gücünü elinde bulunduran ülkelerin eğitim sistemleri; bilişim teknolojisi gücüyle mi başarıyı sağlıyor, yoksa eğitim sistemlerinin gelişmeye, düşünmeye ve üretime yönelik süreçleri doğru ve yerinde işlediği için mi başarıya ulaştırıyor? Bilgi gücünü elinde bulunduran ülkelerin eğitim sistemleri incelendiğinde, eğitim sistemlerinin üretim odaklı olduğu, düşünsel ve bilişsel becerileri geliştirmeyi ve iyileştirmeyi esas alan bir yapıda olduğu görülmektedir. Eğitimde bireysel farklılıkları dikkate alan uygulamalı eğitim yapıları inşa ettikleri görülmektedir. Geleceğin eğitimini sadece bilişim teknolojileriyle ile açıklamak ve fütürist bir perspektifte bilişim teknolojilerine özendirmek bilgi gücünü elinde bulunduran ülkelerin yeni satış stratejileri olarak görülebilir. Bilgi gücünü elinde bulunduran ülkelerin potansiyel müşterileri tüketici toplumlardır. Kendi eğitim sistemlerini üretim odaklı,  düşünsel ve bilişsel bir perspektifte şekillendiren ülkeler; kendi bilişimsel ve teknolojik üretimlerinin tüketicilerini de yaratmak isteyeceklerdir. Bu nedenle, eğitimde bilişim gücünü elinde bulunduran ülkelerin teknolojilerini ve bilişim ürünlerinin takipçisi olmak yerine, bilişim teknolojisinin üreticisi olmak için stratejik eğitim yaklaşımlarını doğru kavrayıp, eğitim sistemimizde üretim odaklı, düşünsel ve bilişsel becerileri geliştirmeye yönelik çalışmalara ağırlık vermeliğiz.

Eğitim sistemimizin geleceğine ilişkin çalışmalarda dikkat çeken en önemli sorun; bakış açısı sorunudur. Eğitimin geleceğine ilişkin üniversiteler ve çeşitli organizasyonlar; eğitimin geleceğine ışık tutmak ya da mevcut sorunların çözümüne katkı sunmak amacıyla, takdirle karşılanacak organizasyonlar düzenlemektedirler. Bu organizasyonlardan doğru bir çıkarımda bulunmak, temel bakış açısını doğru oluşturmak çok önemlidir. Eğitim bilimleri alanındaki akademisyenlerinin de eğitimin geleceğine ilişkin bakış açılarını, literatür taramalarından çok gerçek hayatla örtüşen üretim odaklı bir perspektifte şekillendirmeleri gerekmektedir.  Bilgi patlamasını yaşadığımız günümüzde, bilişim alanındaki hızlı değişimin yaşamımızda yaratacağı etkileri görmek ve değişimi yönetmek elbette önemlidir. Ancak eğitimi sadece ilgi çeken, fütürist perspektifte ele alarak geleceğe yön vermek, sadece bilişimi üreten ülkelere yeni tüketiciler oluşturmaktadır.  Bu nedenle, eğitim sistemimizde üretmeyi, düşünmeyi, her şeyden önce öğrenmeyi öğretmeliyiz. Eğitim sistemimizi, sınav odaklı bir yapıdan kurtarmalıyız. Geleceğin eğitim sistemi,  çözümün sadece dört ya da beş seçenekten ibaret test sisteminde olmadığını, farklı seçeneklerin de olduğunu yeni nesillere aktaran bir eğitim sistemi olmalıdır. Geleceğin eğitim sistemi, düşüncenin önündeki setleri ve sınırları kaldıracak yapıda, üretim odaklı bir eğitim sistemi olmalıdır. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)