adscode

Bugün Arefe Günü mü Yoksa Arife Günü mü?

Kimilerine göre Arefe günü kimilerine göre ise Arife günü. Peki hangisi doğru? “Hangisinin doğru olup olmadığına hakem karar versin” diyenler soluğu Google’da alıyorlar. Arife Günü diye taratınca 11 milyondan fazla sonuç geliyor. Arefe Günü diye taratınca 1.720.000 sayısına ulaşılıyor.

cemozel2021@gmail.com




Seyirci joker hakkını kullanır gibi Google joker hakkımıza bakacak olursak şıklardan “Arife Günü”nü seçmemiz gerekecek. Söz konusu yarışmayı seyredenler bilir, bazen seyirciler de yanılgıya düşüp yarışmacıların yanlış kararlar vermesine sebebiyet verebiliyorlar.

Neyse ki bu konuda şanslıyız. Google’dan daha çok bilen bir kaynağımız var.

Yıllar evvel orta okul sıralarındayken üç yıl boyunca Türkçe derslerimize giren öğretmenimiz beni arkadaşlarımın elinden, ipten alır gibi, çekip almıştı. Öğretmenimiz derste, “öğrenci” kelimesinin eş anlamlısını sorduğunda, parmak kaldırdım; ama kafamın içinde iki kelime tenis oynuyordu ve ben hangisinin kazanacağına karar veremiyordum. “Talebe” kelimesi bir türlü aklıma gelmiyordu. Onun yerine, kafamda bir kelime vardı: “Tabele”. Onu da karıştırıp “Tabele miydi yoksa tabela mıydı?” diye karman çorman olmuşken, öğretmenim, “Sen söyle Cem.” dediğinde “Tabele”de karar kılmıştım. Bütün sınıf yüksek sesle gülmüştü. Bütün sınıf derken şimdiki gibi 15-20 kişilik sınıflar değildi bizimkiler. 30 yıl öncesinden bahsediyorum. En az 45-50 kişi vardık. Yerin dibine geçmeme ramak kalmıştı ki öğretmenim, elimi tutup çekti beni o çukurdan. Sınıfa dönüp, “Görüyor musunuz arkadaşlar, Türkçe olmayan sözcükleri söylemek ne kadar da zor!” demişti. Halden anlamak bu olsa gerek.

Kendisine kimse “Hocam” diyemezdi. Hep öğretmenim derdik. Yıllar sonra kendisinin izine, yine bir başka öğretmenimin vasıtasıyla, rastladım. Bugün bile kendisine, “Öğretmenim” derim. İzin verirseniz lafı biraz uzatmak istiyorum, hazır söz Türkçe öğretmenimden açılmışken ve beni de Eğitim Ajansındaki yazılarımdan takip ediyorken.

Müesser Kılıç, ortaokulda üç yıl boyunca Türkçe derslerimize giren efsane hocalarımızın, pardon öğretmenlerimizin en başında gelir. Örnek insan olma konusunda tam bir rol modeldi. Kullanmış olduğu dolma kalemler, o dolma kalemlerini koyduğu deri kaplar, her gün okula cumhuriyet şıklığıyla gelişi ve modern görünüşü hepimize örnekti. Bütün öğrenciler, “en çok beni seviyor” diye düşünürken, aslında o hepimizi hep eşit mesafede seviyordu. Kimseye de ayrıcalık tanımazdı. Bi’ keresinde boyunbağımı takmayı unutmuştum. Sınıfa girdiğinde hemen yanına gidip bu şekilde derse girip giremeyeceğimi sordum. “Kesinlikle olmaz, git bul, öyle gel” dedi. Hiç gönül koymamıştım. Sınıftan çıktım. Kordidorda, dersi boş geçen bir arkadaşıma rastladım. Boyun bağını ödünç alıp öyle girmiştim sınıfa. Kural varsa, o kural herkes içindi.

Kartal Lisesinin Türkçe öğretmeni, o sıralar Pendik’te oturuyordu. Pencereden gördüğü bir olayı anlatmıştı bir keresinde de. Bir trafik kazası olur. İki sürücünün de çıkıp birbirine bağıracağını düşünür; çünkü genelde olan odur. İkisi de çıkıp öncelikle birbirlerine geçmiş olsun dileklerini iletip, durumu çok medenice çözdüklerine şahit olmuş bize de bu olayı anlatmıştı. Anlatmış olduğu örneği hiç unutmam. Trafikte az da olsa yaşadığım bu tür olaylarda aynı medeni davranışı ben de gösteririm.

En çok imrendiğim şey de, Nazan adlı sınıf arkadaşımla, okudukları kitaplar üzerine ara ara sohbet etmeleriydi. Kulak misafiri olurdum. Keşke ben de o sıralarda kitap okumaya başlasaydım, derdim kendi kendime. Kısmet işte. Az bir gecikmeyle Lisede tanıştım kitaplarla.

Bir derste egzoz kelimesinin doğru yazılışını sordu bize. Hepimiz kendimizden emin bir şekilde şu tür cevaplar veriyorduk:

  • Hayır egsost.
  • Ne alakası var, asıl egsos olacak.
  • Hiçbiri değil ekzoz olmalı.

Öğretmenimiz memnun bir şekilde heyacanla bizi izliyordu.

“Çocuklar! Neden hiçbirinizin aklına yazım kılavuzuna bakmak gelmiyor?” dedi.

İşte o andan itibaren, bu tür çekişmelerin önüne geçebilmek için hep yazım kılavuzuna başvururum. İnatlaşanları da yazım kılavuzuna bakmalarını söylerim. Yazının başında Google’dan daha güçlü bir kaynağa sahibim derken yazım kılavuzunu kastetmiştim. Keşke günün anlam ve önemine binaen “arife” kelimesinin doğru yazılışını ve daha pek çok kelimenin doğru yazılışını görmek için yazım kılavuzu kullansak. Üstelik cep telefonlarımıza da indirebiliyorken.

İleride Türkçe öğretmeni olma isteğimin en büyük nedeni, öğretmenim Müesser Kılıç’tır. Türkçe öğretmeni olamasam da Türkçemizi hala başımızın üstünde tutmayı kendime borç bilirim.  Bu yazımın baş kahramanı olmasından ötürü de sevgili öğretmenimin ellerinden minnetle öpüyorum. Bu vesileyle de hepinize huzurlu bir bayram dilerim.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Her Eve Bir Kitap Kurdu
Kısa Yoldan!