adscode

Kurumsal İşyerlerinin İkili İlişkilere Etkisi

Evlilik söz konusu olduğunda da benzer bir eğilim ortaya çıkıyor. “Benim gibi kurumsal bir yerde çalışan biri olsun” beklentisi, çoğu zaman açıkça dillendirilmese de zihnin bir köşesinde duruyor. Bunun elbette maddi olanaklar, yan haklar ve düzenli bir hayatla ilgisi var; ama mesele sadece para da değil.

cemozel2021@gmail.com




Üniversite mezunlarında sıkça rastlanan bir hassasiyet var: Kurumsal bir şirkette çalışmak!
Sanki bu ifade tek başına bir statü, bir güven duygusu ve hatta geleceğe dair bir garanti gibi algılanıyor.

Kurumsal yapılarda çalışanların önemli bir kısmı, özel hayatlarında da kendilerine benzeyen insanlarla yol yürümeyi tercih ediyor. Evlilik söz konusu olduğunda da benzer bir eğilim ortaya çıkıyor. “Benim gibi kurumsal bir yerde çalışan biri olsun” beklentisi, çoğu zaman açıkça dillendirilmese de zihnin bir köşesinde duruyor. Bunun elbette maddi olanaklar, yan haklar ve düzenli bir hayatla ilgisi var; ama mesele sadece para da değil.

Kurumsal şirketlerin belki de en görünmez; ama en güçlü tarafı, çalışanlarını sürekli eğitmeleri. Yaşam boyu öğrenme denilen şey, bu yapılarda bir slogan değil, neredeyse bir zorunluluk. Oysa bireysel hayatta çoğumuz üniversite diplomasını aldıktan sonra eğitimin bittiğini sanıyoruz. Hatta kimileri bu noktada frene basıp “Ben oldum” demeyi tercih ediyor. Ne yazık ki “oldum” diyenlerin beslendiği kaynak, zamanla yalnızca kendi “ego”ları oluyor.

Bunun tam tersini yapanlar da var. Okuduğu üniversiteyle yetinmeyen, dört yıllık eğitimin üzerine sürekli bir şeyler koyan, okuyan, yazan, seminerden seminere koşan insanlar… Zamanlarının büyük bölümünü kendilerine yatırım yaparak geçiriyorlar. Ve ilginçtir; bir süre sonra, başta “iyi üniversite” mezunu olanları yakalıyor, hatta geçiyorlar. Birileri diplomalarına güvenip yerinde sayarken, birileri diploma ile yetinmeyip yürümeye devam ediyor.

Kurumsal şirketler tam da bu noktada bir denge unsuru hâline geliyor. Sürekli eğitimin ne işe yaradığını bildikleri için çalışanlarını geliştirmeye yatırım yapıyorlar. Bu sayede hem kurumsal güçlerini artırıyorlar hem de nitelikli insan kaynağı oluşturuyorlar. Çalışanlar açısından bakıldığında ise bu eğitimler ciddi bir kazanım. Çünkü bireysel olarak alınmaya kalkıldığında, çoğu eğitimin maddi karşılığı hiç de az değil. Üstelik bugün Vidobu gibi çevrimiçi platformlar sayesinde kişisel ve mesleki gelişimden teknolojik beceri edinmeye kadar pek çok alanda kendini beslemek mümkün. Kurumunuz bu kapıları açıyorsa, bundan yararlanmamak büyük kayıp.

Tüm bunlar sadece iş hayatını mı etkiliyor? Elbette hayır. Eğitim, insanın dünyaya bakışını, dili, öncelikleri ve beklentileri değiştiriyor. Doğal olarak bu değişim, ilişkilerin içine de sızıyor. Çiftlerden biri sürekli öğrenen, gelişen bir ortamın içindeyken diğeri bu döngünün dışında kalıyorsa —maaş, unvan ya da maddi imkânlardan bağımsız olarak— zamanla aynı dili konuşmak zorlaşıyor. İlk günlerin heyecanı yerini sessiz mesafelere bırakabiliyor.

Lafın özü şu: Eş seçimi kadar iş seçimi de insanın hayatını şekillendiriyor. Kurumsal bir yapının dışında kalanlar için de umut var elbette. Yeter ki bireysel gelişim ihmal edilmesin. Kütüphaneler / bilgi merkezleri bu gelişim yolculuğunda sizlerin yanında. İnsan kendini beslemeye devam ettiği sürece, kurumsal ya da değil, ilişkiler de ayakta kalabiliyor.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)