Lise yılları…
Bu dönem, hayatımızın bundan sonrasının nasıl şekilleneceğine dair ipuçlarıyla dolu.
Bu ipuçlarını görmek isteyenler, bilinçli bir şekilde çok yoğun bir lise hayatı yaşıyor. Aileleri de imkanları dahilinde bu öğrencilere destek olmaya çalışıyor.
Bu ipuçlarının yakalanmasında çok faydalı bir uygulamadan bahsetmek istiyorum: Lise yaz okulları. Bir nevi, “fragman üniversite deneyimi” de diyebiliriz.
Her yaz dönemi geldiğinde bazı üniversiteler kapılarını lise öğrencilerine de açmaya başlıyor. Son yıllarda giderek yaygınlaşan lise yaz okulları, gençlerin üniversite yaşamını yakından tanımalarına, akademik ilgi alanlarını keşfetmelerine ve gelecekteki eğitim tercihlerini daha bilinçli yapmalarına önemli katkılar sunuyor.
Lise yılları, bireyin mesleki yönelimlerinin şekillendiği kritik bir dönemdir; ancak birçok öğrenci, üniversite tercihi yapacağı zamana kadar seçmek istediği bölümün içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olamamaktadır. Üniversitelerin düzenlediği lise yaz okulları bu eksikliği gidermede önemli bir işlev üstlenmektedir. Öğrenciler iki hafta boyunca mühendislikten siyasete, moleküler biyolojiden ekonomiye kadar farklı alanlarda dersler alabiliyorlar.
Başarılı örneklerini Türkiye’de de gördüğümüz lise yaz okulları, öğrencilere, henüz üniversiteye gitmeden, gitmiş gibinin de ötesinde bir deneyim kazanılmasını sağlıyor. Lise yaz okuluna gidebilen öğrencilerin olaylara bakıştaki kavram seti değişiyor ve gitmeyen öğrencilerin çok ötesinde bir deneyim ve görgüye sahip oluyorlar.
Lise yaz okullarında, ileride okumak istediğiniz bölümlerin/programların derslerini alma şansınız var. İşte tam da bu sırada hayalini kurduğunuz o bölümün ya da programın size uygun olup olmadığını köprüden önceki son çıkışta anlayabiliyor ve ömür boyu etkisini gösterecek bir kabustan uyanabiliyorsunuz.
Geçen sene, tanıdığım bir genç, lise yaz okulu deneyimini anlatmıştı. Dedikleri düşündürücüydü: Üniversite bambaşkaymış. Liseden önce özel okulda okuyordum; ancak liseyi iyi bir fen lisesinde okumama rağmen devlette zorlanıyorum. Bu nedenle üniversite olarak yine özel bir üniversite istiyorum. Bunun yanı sıra, aklımın bir köşesinde moleküler biyoloji vardı ve bu doğrultuda dersler seçip aldım; ama görüyorum ki, bu iş bana göre değil. Astronomiye daha çok ilgimin olduğunu fark ettim. Önümüzdeki yıl yine katılacağım.
Bu programların bir diğer önemli yararı, gençlerin üniversite kültürüyle erken yaşta tanışmalarını sağlamasıdır. Üniversite kampüsünde zaman geçirmek, akademisyenlerle iletişim kurmak ve laboratuvarları kullanmak öğrencilerin yükseköğretime ilişkin algılarını güçlendirmektedir. Özellikle kendi liselerinde pek göremeyecekleri haftanın yedi günü açık devasa kütüphane binalarında her tür formatta yüzbinlerce bilgi kaynağından yararlanarak araştırma yapmanın keyfine varmak da müthiş bir deneyim. Bütün bu deneyimler sayesinde üniversite, yalnızca sınav sonucunda girilecek bir kurum olmaktan çıkıp keşfedilecek bir öğrenme ortamına dönüşmektedir.
Lise yaz okulları aynı zamanda öğrencilerin önce düşünme sonra eleştirel düşünme, araştırma yapma, takım çalışması ve sunum becerileri gibi akademik yetkinliklerini geliştirmelerine de katkı sağlamaktadır. Özellikle proje temelli çalışmalar, gençlerin ezbere dayalı öğrenmenin ötesine geçerek sorgulayan ve üreten bireyler olmalarına yardımcı olmaktadır.
Sosyal boyutu da hiç göz ardı edilecek bir husus değildir. Farklı şehirlerden ve okullardan gelen öğrenciler ortak ilgi alanları etrafında bir araya gelmekte, yeni arkadaşlıklar kurmakta ve farklı kültürel çevreleri tanıma fırsatı bulmaktadır. Yani deyim yerindeyse ileride olası işbirliği yapabilecekleri güçlü networklerin de temelini oluşturmaktadırlar. Bu deneyim, gençlerin sosyal uyum ve iletişim becerilerini geliştirmelerine önemli katkılar sunmaktadır.
Üniversiteler açısından bakıldığında ise lise yaz okulları, toplumsal sorumluluk faaliyetlerinin önemli bir parçasıdır. Üniversiteler bilgi ve deneyimlerini genç kuşaklarla paylaşırken, aynı zamanda geleceğin öğrencileriyle erken dönemde bağ kurma imkânı elde etmektedir.

