adscode

“Türkiye Yüzyılı”nda Eğitimde Neler Değişti?

“Artık bugün öğretmen olmak çok zor, çocuklar çok değişti.”

damlaaktan@gmail.com




Malum, herkes biliyor; kapsayıcı eğitim odaklı yeni genelge ile 2025–2026 yılı “Aile Yılı” ilan edildi ve bu doğrultuda aile katılımını artıran veya “Maarif Eğitim-Ebeveyn Okulu” gibi uygulamalara yer verildi.


Yine aynı şekilde, eğitim sistemimizde Dijital Eğitim ve Yapay Zekâ Entegrasyonu kavramı konuşulmaya başlandı. Bu kapsamda “öğretmenin rehberliğini takviye eden”, veri temelli araçlarla kişiselleştirme çağrısı yapılırken, yine ÖSYM ekseninde e-sınav sistemlerine yönelik geliştirmeler yapılıyor; elektronik, çevre dostu, şeffaf sınav uygulamaları yaygınlaşıyor.


Peki tüm bunlar olurken, temelde değişen en önemli şeyi nasıl atlıyor, nasıl fark edemiyoruz?

ÇOCUKLAR!
Bugünün yüzyılında değişen ilk şey çocuklarımız.


Son zamanlarda hangi öğretmen arkadaşımla sıradan bir sohbet gerçekleştirsem hep aynı şeyi duyuyorum:


“Artık bugün öğretmen olmak çok zor, çocuklar çok değişti.”


Peki bu cümleyi açarsak, aslında değişen ne?

Zaman değişti.
Zaman artık çocukların sevgi, emek, paylaşmak, basit ve güvenli bir hayat kurmak üzerine büyütüldükleri bir zaman değil maalesef. Artık güvenden çok korku, basit ve stabil bir hayattan çok “daha fazlası” aranan bir hayat inşa edildi çocuklar için.

 

Değerler değişti.
“İyi olmak” kavramı eskiden bir başkasının iyiliğini de gözetmek ile özdeşleşirken, bugün maalesef artık sadece “benim iyiliğim” algısına dönüştürüldü. Çünkü rekabet var. Çünkü her an, her yerde, sınıf sıralarında dahi rekabet işleniyor hücrelerimize.

 

Anneler değişti.
Anneler değişmek zorunda kaldı. Bunu söylemek her ne kadar içimi acıtsa da, benim zamanımdaki anneleri göremiyorum artık. Hayata güvenmekten daha çok hayattan ve çocuklarının başına neler gelebileceğinden korkan anneler… Dolayısıyla da hep daha kontrolcü, hep daha otoriter ve hep daha fazla talepkâr olmak zorunda bırakılmış anneler görüyorum.


Onların da bundan memnun olmadıklarından neredeyse emin olsam da, zaman zaman “seçimlerimizin nerede durduğunu” sorgulamaktan da geri duramıyorum.


Sahi, ne ara unuttuk biz eskileri? Kim değiştirdi bizi, insandan başka, bizden başka? Bir başka versiyonumuz olmayı seçme gücümüzü ne zaman bıraktık da sistemin esiri oluverdik farkına varmadan?

 

Para ve güç değişti.
Eskiden güç parayı kontrol edebilmek iken, şimdi paranın gücü kontrol edebildiği bir dünya yarattık. Altını çiziyorum: yine biz yarattık. Neden?


Çünkü yetinmek, yeten ile mutlu olmak unutturuldu bize.

 

Davranışlar değişti.
Üç anneden biri “akran zorbalığı”ndan şikâyet ediyor. Üç öğretmenden biri “akran zorbalığını” kontrol etmeye çalışıyor. Neden?


Çünkü çocuklar, insan olduklarını unutturuldukları bir sisteme maruz bırakıldılar.
Çünkü çocuklar henüz 3–5 yaş aralığında iPad, akıllı telefon gibi kurgusal dünyaların içine hapsolup algılarının değiştiğini fark etmeden kıyasıya bir kıyas dünyasının içine itildiler.
Çünkü çocuklarımız çocuk olarak değil, küçük birer ebeveyn gibi büyümeyi öğreniyorlar.


Sonuç: KOCAMAN BİR ODAKLANMA SORUNU ve FAZLA ŞİŞİRİLMİŞ BİR ÖZGÜVEN!

 

Şimdi diyeceksiniz ki: “E biz bunları zaten biliyoruz.”


Bildiğinizi biliyorum, peki değişmesi için ne yapıyorsunuz?


Seçme özgürlüğümüzü nerede sistem algısının çarkına bırakıverdik?

 

Bilmiyorum ama bence bu soru biraz üzerinde düşünmeye değer.


Çünkü insanı insandan başka değiştiren hiçbir şey yok dünyada.


Sistemi kuran da insan, değiştiren de, kabul eden de. Belki de esas güç bazı şeyleri kabul etmemektedir.

 

Aile yılı demiştik ya başta…


Sahi, “Aile Yılı” sizce biraz daha empatiyi, biraz daha az kıyası, biraz daha az ya da kontrollü teknolojiyi, biraz daha samimiyeti ve biraz daha fazla seçme özgürlüğünü kapsamıyor mu?
Sizi bilmem ama bence aile “mutluluk” demek.


Ve insan olarak hepimizin, hayatın her anında, her alanında seçebilme gücümüz var.


Yaşamın, başka bir insanın ya da basitçe algınızın bunu değiştirmesine izin vermeyin.
Başkalarını değil, ama hayatı nasıl algıladığınızı seçme özgürlüğü sadece size ait.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)