adscode

Açık Öğretimde Psikoloji Eğitimi Neden Olamaz?

Ankara Üniversitesi, DTCF Fakültesi'nden "Açık Öğretimde Psikoloji Eğitimi Neden Olamaz?" sorusuna yanıt...

Açık Öğretimde Psikoloji Eğitimi Neden Olamaz?
Eğitim

Bildiğiniz üzere, 21 Temmuz 2020 günü güncellenen YKS Kılavuzu’nda İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde yer alan açık ve uzaktan öğretim fakülteleri (AUZEF) bünyesinde Psikoloji lisans programları açılmıştır. İstanbul Üniversitesi’ndeki açık öğretim psikoloji lisans programına 700, Ankara Üniversitesi’ndeki açık öğretim psikoloji lisans programına ise 500 kişilik kontenjan tanındığı bilgileri de yine bu kılavuzda yer almaktadır. Öncelikle, Milliyet Gazetesi'ndeki köşenizde, 29.07.2020 tarihli ‘YKS sonuçları, yurt dışında eğitim, sosyal medya bağımlılığı ve psikoloji’ başlıklı yazınızda konuya değindiğiniz için psikoloji bilim camiası adına teşekkür ederiz. İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulan açık öğretim psikoloji lisans programını YKS Kılavuzu henüz yayınlanmadan önce öğrenmiş ve meslek örgütümüz olan Türk Psikologlar Derneği (TPD) önderliğinde gerekli itirazları yapmaya başlamışken Ankara Üniversitesi’nde kurulan açık öğretim psikoloji lisans programını ancak 21 Temmuz tarihinde yine aynı tarihte güncellenen YKS Kılauzu’nu gördüğümüzde öğrendik. Tıpkı İstanbul Üniversitesi’ndeki açık öğretim psikoloji lisans programına olduğu gibi Ankara Üniversitesi bünyesinde kurulan açık öğretim psikoloji lisans programına da aynı gerekçelerle itiraz ediyoruz. Açık Öğretim Psikoloji programının neden olamayacağına ilişkin gerekçelerimizi kamuoyu ile paylaşmak meslek etiğimiz gereği aynı zamanda bizim topluma karşı bir sorumluluğumuzdur.
Kuşkusuz böylesi hatalı bir YÖK kararı ile İstanbul ve Ankara Üniversitelerinin bu yöndeki uygulamalarından geri dönülmesinde, kamuoyunu bilgilendirerek bir farkındalık oluşturmak ve kamuoyu desteğini sağlamak çok kritik bir öneme sahiptir. Bize destek olmanız umuduyla aşağıdaki bilgileri paylaşıyoruz.


Açık Öğretim’de Psikoloji Eğitimi Neden Olamaz?
Açık Öğretim Psikoloji Bilimi ve Uygulamalarının Öğretilebilmesi için Uygun Değildir.

1) Psikoloji, öncelikli olarak fizik, kimya, biyoloji gibi bir temel bilim ve pozitif bilim anlaşıına uygun deneysel yöntem ve araştırma teknilerinden, deneysel olmayan korelatif yöntemler, psikolojik testler/ölçekler, nitel yöntemler, vaka analizine kadar çok çeşitli yöntem, teknik ve araç gereçleri kullanan geniş yelpazeli bir bilimdir. En genel şekliyle, insan davranışı, zihinsel yapı ve süreçlerini anlama ve açıklama amacındaki psikoloji biliminin sosyal bilimlerde özel bir konumu; bir ucunda sosyal bilimler, diğer ucunda doğa bilimleri ile iç içe geçen kesişme yerleri ve çok çeşitli alt alanları (deneysel/ bilişsel psikoloji, sosyal psikoloji, gelişim psikolojisi, klinik psikoloji, endüstri, iş ve örgüt psikolojisi, adli psikoloji, sağlık psikoloji vb. gibi) ve hem temel bilim hem uygulamalı bilim boyutları vardır. Bu yönüyle psikoloji eğitimi, açık öğretimin kullanıldığı diğer sosyal bilim disiplinlerinden oldukça farklılaşmaktadır ve açık öğretime ve hatta çevrimiçi/uzaktan eğitime de uygun değildir. Örgün eğitimdeki psikoloji öğrencileri için bu alana adım attıkları andan itibaren açık ve örtük bir şekilde onlar için öncelikle bir bilim eğitimi başlamakta, öğrenciler sürekli yeni literatürü takip etmeleri gerektiğini de öğrenerek bir yandan bağımsız iyi birer araştırmacı olmayı; deney, gözlem, görüşme, psikolojik ölçme araç ve gereçleriyle tamamen objektif verilere dayalı araştırma ve istatistisel analiz yapmayı ve bulgularını yorumlamayı bir yandan psikoloji biliminin etik ilke ve kurallarını, usta çırak ilişkisi içinde, yüz yüze karşılıklı etkileşim içinde ve karşılıklı tartışma ortamları içinde öğrenirler. Psikoloji lisans eğitimi, alanın zenginliği ve doğası gereği örgün eğitimde bile, bile dört yıla oldukça zor sığmaktadır.

2) Psikoloji lisans eğitiminde yer alan çok çeşitli yöntem ve alan dersleri dışında okutulan derslerden biri de psikolojide etik ilkelerdir. Psikolojideki etik dersleri ile de araştırma eğinin yanısıra meslek eğitiği de öğretilerek; karşılaşabilecekleri etik ikilemler ve bu durumda izleyecekleri yollar da uzun uzun tartışmalı olarak ele alınarak içselleştirilmektedir. Açıköğretimin doğası gereği, psikoloji bilimi eğitimindeki kazanımları öğrencilere sağlayamayacağı gibi, etik ilkelerimizde yer alan ilk maddeyi “Yetkinlik ve Yeterlik” maddesini ‘bile karşılayamayacağı açıktır. Her dersin özelinde geliştirilmeye çalışılan yetkinlik ve becerilerle birlikte, öğrencilerimizin bakış açılarını, muhakeme ve araştırma yürütme becerilerini geliştirmek, birçok yanlılıklarını ve önyargılarını elimine ederek yetiştirmek ve geleceğin olası bilim insanına şekil vererek eğitmek isteriz. Tüm bunlar için psikoloji öğrencileri fazlasıyla ilgi bekler ve açık öğretimle bunun mümkün olamayacağı da çok açıktır. Bir psikoloji bilimi eğitimi aynı zamanda, sosyal etkileşimin doğasına ilişkin (örn. mimikler, beden postürü ve hareketleri, ses tonu ve dilin kullanımı vb.) becerileri kazandırmayı da amaçlar. Örgün bir eğitimde geliştirilmesi hedeflenen sosyal etkileşim becerilerine sahip olmayan bir psikoloğun psikolojik bir görüşme gerçekleştirmesi, araştırma ve veri toplama sürecini güvenilir olarak yürütmesi, sağlık ve eğitim kurumları ve diğer işyerlerinde kişilerarası dinamikleri anlaması, yönetmesi ve müdahalede bulunması mümkün değildir.

3) Ülkemizde, alanda çalışan psikoloji lisans mezunlarının ‘psikolog’unvanı ile ciddi ve önemli mesleki görev ve sorumlulukları vardır. Ülkemizdeki Psikoloji lisans programları için TPD tarafından yürütülen akreditasyon çalışmaları kapsamında, Psikoloji lisans programlarının, Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (TYYÇ) 6. Düzey ile (http://tyyc.yok.gov.tr/?pid=33) uyumlu olan program çıktıları ve de Türk Psikoloji Derneği Akreditasyon kriterleri olarak (bkz. https://akreditasyon.psikolog.org.tr/tr/files/folder/akreditasyon/degerlendirme-olcutleri.pdf) ilan edilen on yedi çıktının çoğu ancak yüz yüze eğitim, deneyim ve uygulama ile kazandırılabilecek becerileri içermektedir. Temel ve uygulamalı bir bilim olan psikolojide lisans eğitiminde öğrencilerin, kontrollü laboratuvar koşulları altında yapılan deneysel araştırma deneyimini hem araştırmacı hem de katılımcı olarak kazanması bir zorunluluktur. Öte yandan, yoğun olarak kırılgan gruplarla (çocuklar, yaşlılar, engelliler, psikolojik sağlık sorunu yaşayan bireyler vb.) çalışmak durumunda olan psikologların yüz yüze etkileşim/deneyim esasına dayanan bir eğitimden geçmiş olmaları gerekmektedir.
4) Psikologlar ve klinik psikolojide en az lisansüstü derecesi olan klinik psikologların sağlık alanındaki iş ve görev tanımları, 2014 yılında 29007 Sayılı Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik ile belirlenmiştir (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/05/20140522-14.htm). 29007 sayılı kanunda açık bir şekilde yer alan bu görevler, insan sağlığının hassasiyetle ele alınması gereken konularıdır. Bu nedenle, psikoloji bölümünü bitiren kişilerin, bu görevleri yerine getirebilecek düzeyde bilimsel, kuramsal ve uygulamalı eğitim almaları gerekir. Yetkinliği olmayan kişilerin psikolojinin uygulama alanlarına kolayca girebildikleri ve bu nedenle de mesleki etik ihlalleri ve ihmallerinin sıklıkla yaşandığı, psikologlara özgü bir meslek yasası ve odasının olmaması sebebiyle denetlemenin yapılamamasına bağlı sorunların yoğun olarak yaşandığı ülkemizde psikoloji eğitiminin açık öğretimle verilmesi mevcut sorunları daha da derinleştirecektir.
5) Psikoloji Bölümü mezunları Sağlık Lisansiyeri sayılmakta ve açık öğretim bünyesinde Psikoloji Bölümü açılma kararı YÖK ve Danıştay kararlarına aykırı bir durum oluşturmaktadır. Lisans mezunu bir psikolog özel sektörde sözleşmeli ya da kadrolu çalışabilirken; devlet memuru olarak aile hekimliği merkezlerinde, hastanelerde, üniversite hastanelerinde, bakanlıklarda, askeriyede, polis merkezlerinde, rehberlik araştırma merkezlerinde (RAM), cezaevinde, özel eğitim merkezlerinde vb. kamu kurumlarında da görev alabilmektedir. Adı geçen tüm bu kurumlarda psikolog olarak görev yapan kişiden önemli ve zorlu koşullarda karar vermesi, gerekirse rapor yazması, test ve ölçekler uygulaması; suçlularla, engelli bireylerle çalışması; taciz, istismar gibi özel durumlarda hassasiyetle yaklaşması beklenmektedir. Bu kararları alırken bazı durumlarda zorlu etik ikilemlerle karşılaşılabilmekte; bu ikilemleri çözmek içinse usta- çırak ilişkisinde öğrenilen, deneyimlerle, vaka örnekleriyle pekişen uygulama ve pratikler gerekmektedir.
6) Ülkemizde açık öğretim psikoloji lisans programlarının açılmasında, yurtdışı bazı üniversitelerdeki örnekler dayanak gösterilmekte ve çevrimiçi eğitimin çağdaş yükseköğretim sisteminin önemli bir parçası olduğunu öne sürülmektedir. Bu görüşlerin kısmen haklılık payı olsa da gözden kaçırılan en önemli nokta; neredeyse hiçbir ülkede psikoloji eğitiminin “açıköğretim” (open education) sistemiyle verilmiyor olmasıdır. Bahsi geçen örneklerin tamamına yakını “çevrimiçi/uzaktan eğitim” sistemini kullanmaktadır. Başka bir deyişle öğrencilerin çevrimiçi olarak katılmak zorunda oldukları dersler bulunmaktadır. Dahası bu programların bir kısmı hâlihazırda bizde de uygulandığı biçimiyle kısmen çevrimiçi eğitim sistemini kullanmaktadır. Bugün iki ayrı üniversitemizde açılan Psikoloji Programlarının “açıköğretim” niteliğinde olduğunu ve bu programa kayıt yaptıran öğrencilerin üniversitede tek bir derse dahi girmek zorunda olmadan “psikolog” ünvanı elde edeceklerini görmekteyiz. Diğer taraftan, emsal gösterilen yurtdışı programların her ülkede kabul görmediği ve aday öğrencilerin bu konuda uyarıldıkları görülmektedir. yurtdışında emsal olarak gösterilen programlar da bu ülkelerde katı meslek yasalarının varlığına rağmen tartışma konusu olageldiğini göz önünde bulundurmakgereklidir(Bkz.https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/02680513.2014.993603?src=recsys&). Dahası bahsi geçen yurtdışı programların bulunduğu ülkelerde lisans diploması (BSc Honours Degree) psikolog olarak çalışabilmek için yeterli değildir. Açık ve uzaktan eğitim veren dünyanın en büyük üniversitelerinden biri olan The Open University bu programı aday öğrencilere “psikolog olmanın ilk adımı” olarak tanıtmakta ve uygulamalı alanlarda kariyer sahibi olmak için ek eğitim ve deneyim gereklilikleri olduğunu belirtmektedir (Bkz.
http://www.open.ac.uk/courses/psychology/degrees/bsc-psychology-q07#careers). Bu ülkelerde psikolog ünvanı ile çalışabilmek için yetkili meslek örgütleri tarafından yetkilendirilmek zorunludur. Ne yazık ki ülkemizde psikologların bir meslek yasası dahi bulunmamaktadır. Bu durum hâlihazırda hem eğitim kalitesinde hem de meslek etik ve kurallarının uygulanmasında sorunlar yaratırken mevcut açıköğretim programlarında ısrar etmek geri dönüşü çok zor tahribatlar yaratabilecektir.

7) Bu ülkelerden biri olan ülkemizde, YÖK tarafından belirtilen bu programlardan alınan diplomaların kabul edilmediğini de eklemek gereklidir. 20 Şubat 2016 tarih ve 29630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Tanıma ve Denklik Yönetmeliği’nin 7nci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendinde “İlgililerin, uzaktan öğretim kapsamı dışında kalan açık öğretim gibi devam zorunluluğu bulunmayan bir eğitim-öğretim süreci sonunda aldıkları diplomalara ilişkin denklik başvuruları gerekçesi belirtilmek suretiyle reddedilir.” esi YÖK’ün bahsi geçen programların kalitesi ile ilgili beyan ettği görüşü ile çelişen bir uygulama kararı sözkonusudur. .

Psikoloji bilimi, zengin içerikli farklı alt alanlarının gerektirdiği alt yapılı (örn., laboratuvar ve gözlem görüşme, bireysel ve grup çalışmalarına elverişli) ortamlar ile üniversiteyi, üniversite yapan mekanlarda; canlı, etkileşimsel ve dinamik ortamlarda öğrenilir. Açık öğretim programı, örgün psikoloji eğitiminde her dersin içeriğinde öğrencilere kazandırılması gereken temel beceri, bilimsel kimlik ve çeşitli psikoloji uygulamalarıyla yoğurulan ve buna ek olarak zorunlu staj programına devam eden örgün öğretim öğrencilerinin sağladığı kazançları vermekten çok uzaktır. Psikoloji eğitimini açık öğretimle vermek demek ülkemiz psikoloji bilimi ve uygulamalarını, bilimden uzak (sahte bilim: pseudo science) zeminlere teslim etmek demektir. YÖK’ün kendi eğitim kalitesi kararlarıyla, denklik verme ölçütleriyle çelişen, alanda lisansiyer çalışma yetkisi olan psikologların mesleki sorumluluklarını kötüye kullanıma açan, dünyadaki örneklerin hiç birine benzemeyen bu uygulamanın, eğitimde fırsat eşitliği olarak değerlendirilebilecek hiçbir yönü de yoktur.

Pandemi ve benzeri olağanüstü geçici durumlar dışında, psikoloji lisans eğitiminin çevrimiçi/uzaktan eğitime ve açıköğretime uygun olmadığını açık bir şekilde belirtiriz. Bu nedenle, İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesinin Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi bünyesinde açılmış olan Psikoloji Açık Öğretim Programlarının ve gelecekte bu örnektekilere benzer Kamu yararı açısından da son derece ciddi olumsuz sonuçlara yol açabilecek tüm bu girişimlerin uygulamaya geçirilmeden sonlandırılması için gereğini ivedilikle arz ederiz.

 

 

Saygılarımızla,
Ankara Üniversitesi, DTCF Fakültesi Psikoloji Bölümü adına
Prof. Dr. Nurhan ER

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    1 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (1)