adscode
adscode

"Ben olsam bu sınavları tümüyle kaldırırım"

Abbas Güçlü FOX TV'de İlker Karagöz'ün programında eğitimin en önemli konularını masaya yatırdı.

"Ben olsam bu sınavları tümüyle kaldırırım"
Eğitim
Güncelleme : 10-Ağu-18 09:04



LGS'de ne söyledik ne oldu?

Bana eleştiriyo gibi bakıyorlar ama ben yapıcı eleştiri yapıyorum. Bu sıkıntılar benim dile getirdiğim sıkıntılar değil, toplumun yaşadığı sıkıntılar. Ben sadece sorunları halının altına süpürmüyorum, burda sizinle, kamuoyuyla paylaşıyorum. Bu sıkıntıları herkes biliyor. Ne kadar saklarsanız saklayın. TEOG işe yaramaz dedik, TEOG'da direnmeyin dedik, kaldırılması lazım dedik, yok Cumhuriyet tarihinin en iyi projesi dediler ve getirenler çöpe attı. Şimdi "TEOG Cumhuriyet tarihinin en iyi projesi" diyen bakanlar yok artık ortada. Bunu savunmayacaksan sen, neyi savunacaksın. Getirdiğin projeyi savunmuyorsan, arkasında durmuyorsan hala niye siyasete devam ediyorsun ben onu anlamış değilim. TEOG'da böyle, LGS ve YKS bu sene ikisi de değişti. İkisi de yürümez dedik, ikisi de hatalı dedik. Değiştire değiştire bugüne kadar geldiler hala değiştiriyorlar. Bu iki sistem de gelecek yıl çöpe atılacak hem de getirenler çöpe atacak. Çünkü uygulanması mümkün değil. İşte görüyoruz sürekli değişiyor, değiştire değiştire nereye getireceksiniz.

Sınıf mevcutlarına gelirsek, hatırlayın son Başbakan ne dedi; "Bu yıl tekli eğitime geçeceğiz". Bütün okullar şu anda ikili eğitime geçiyor, tekli eğitime geçenler bile. Niye? Kontenjan yok. Öğrenciler açıkta kalmasın diye tekli eğitime geçenler de ikiliye geçecek. 2018-2019 eğitim öğretim yılında yabancı dilde eğitime geçilecek, hazırlık sınıfı koyulacaktı. Nerede hani? Göstersinler.

Almanca öğretmenlerinden çok sayıda mesaj geliyor

Geliyor, biz mesela Avrupa Birliği'ne niye girmek istiyoruz. Avrupa Birliği'nin felsefesi nedir; çok dilliliktir, çok kültürlülüktür. Biz yabancı dili bire indirdik. İngilizce öğretmeni yok diye İngilizce dersleri boş geçiyor, ama on binlerce Almanca, Fransızca öğretmeni açıkta bekliyor. Niye biz isteyene Almanca, Fransızca, İtalyanca, Arapça, Çince dersleri vermiyoruz. Öğretmen var. Bunların oturup düşünülmesi lazım, öngörülmesi lazım. İngilizce tamam dünya dili haline geldi ama onu öğretemiyorsam ben elimde de diğer öğretmenler varsa nie öğretmiyorum. Dünya çok değişti, çocuklar çok değişti, eğitim modelinin tümüyle değişmesi lazım. Bir kere okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi lazım. Yeniden modellenmesi lazım. Temel eğitim yine 5 yıl ama herkese istinasız özel eğitimi kaldırıp devlet edğitimi verilmesi lazım. Bu 20 yıl öncesine kadar böyleydi. Herkes 5 yıl devlet okulunda okuyup, devletin vatandaşlık bilincini, devletin ilkelerini öğrenmesi lazım. Özel okulların içinde hiçbir şey yok, tek hedefleri sınav kazandırmak oysa eğitimin tek hedefi sınav kazandırmak değildir. Eğitimin birinci hedefi önce iyi bir yurttaş yetiştirmektir. Biz hakkını, hukukunu, ülkesini seven insan yetiştirmiyoruz çünkü sınavlarda bunlar sorulmuyor. 5 yıl herkes devlette okumalı, devlet kültürünü almalı, devletin önceliklerini kazanmalı ondan sonra ikinci 5'te ya da ikinci 3'te mesleğe, istediği alana yönlendirilmesi gerek. Üniversiteye gidecek öğrenci sayısısının akademik anlamda azalması lazım. Biz umut tacirliği yapıyoruz, herkesi üniversitenin önüne yığıyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sistem yok. Akademik anlamda başarılı olanlar yukarı doğru çıkarlar. Mesela ben çiftçi olacağım diyor biz hala ona fen lisesi eğitimini dayatıyoruz. Ben tesisatçı olacağım, oto tamircisi olacağım diyene, hayır sen mühendis ol, niye oto tamircisi oluyorsun diyoruz ve aynı eğitimi dayatıyoruz. Bunların yeniden yapılanması lazım. Ziya Hoca bunları biliyor, bilmiyor değil ama yapabilmesi için hem siyasetin hem hepimizin ona destek olması lazım. Herkesin oturup da benim çocuğum doktor olacak, mühendis olacak, vali olacak sevdasından vazgeçmesi gerek. Çocuğum mutlu olsun desin. Çocuğun nerede, nasıl mutlu olacaksa onun peşine düşsün. Bu sınavları ben olsam tümüyle kaldırırım. Yerine çok güzel sistemler geliştirilebilir. Burda sadece umut tacirliği yapılıyor. Bu son liselere girişte kim kazandı. Kazananlar dershaneler ve özel okullar. Yani devletin okulları dershaneden daha iyi eğitim veremez mi?

Ben çocuğumu devlette bir okula gönderemiyorsam, sağlık hizmetini devlet hastanesinden alamıyorsam özel hastaneye ihtiyaç duyuyorsam niye vergi ödüyorum?

Vergiler falan tartışılır ama burada devletin, 3 katlı apartmandan bozma temel liseden daha kötü eğitim vermesi düşünülemez.

Ama var lisansı veilmiş Milli Eğitimden

Şimdi devlette bugüne kadar gelen Milli Eğitim Bakanlarının eğitimle ilgili bir kaygıları yoktu ki, bir sabah kalktılar kendilerini Milli Eğitim Bakanı olarak buldular. Kafalarında eğitime yönelik hiçbir proje yoktu. Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi diye getirdiği proje çöpe atıldığında ağzını bile açmadı, sırtını döndü. Bunlarla yol alamazsın. Şimdi eğitimde bugüne kadarki söylemleriyle dikkat çeken bir Bakanımız var ona destek çıkalım. 

Şimdi yeni kontenjanlar açıklanıyor LGS'de, daha önceden çocuk bir yere yerleşti, yeni kontenjanda daha iyi bir liseye gider miyim düşüncesiyle oraya kayıt yaptırırsa eski  hakkını kaybeder mi?

Kaybeder. Onun boşaltacağı yeri bir başkası dolduracak. Oraya gittikten sonra yerleşirse kaybediyor. Ben diyelim ki üçüncü tercihime girdim, ikinci tercihime yerleştim tekrar beğenmedim üçe gideyim deme hakkın yok ikide kalıyorsun, boşalttığı yere de başkası yerleşiyor. 

ÜNİVERSİTE TERCİHLERİ

Tercihleri ben bir özetlemek istiyorum, herkesin kafası karışık. Herkes birşey söylüyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini alalım, en fazla tercih alan fakültelerden biri, 300 bin kişi tercih etti burayı. 300 bin kişi puan sıralamasına bakılıyor. Sen birinci tercihine yazdın ben de 24'ncü sıraya yazdım. Benim puanım eğer seninkinden binde bir daha yüksekse, önceki tercihlerimden birine giremediysem oraya ben girerim sen giremezsin. Puan üstünlüğü esastır. Kaçıncı sıraya yazdığın o kadar önemli değil. İkincisi; geçen sene şu puan vardı, bu puan vardı bu puanların hepsi geçen seneye ait, bu yıla ait puanlar bu yılki yerleştirmeden sonra belli olacak. Geçen senedekiler, geçen senede kald puan türü ne olursa olsun. Üçüncüsü; puana ya da yüzdelik dilime göre sıralama yapmak en büyük yanlışlardan birisi. Benim en çok istediğim fakülte hukuk fakülteleri arasında 5. sıradaysa ben niye onu 5'e yazıyorum, alırım onu 1. sıraya yazarım. Uçlardaki en düşük ve en yüksek puanlı yerleri çıkardıktan sonra bütün puanı yüzdelik dilim aralığınızın Türkiye sıralamasını çıkarıp istek sırasına göre bir sıralama yapmak en doğrusu olur. 


Üniversite mi bölüm mü?

Bölüm. Neden, çünkü bölüm bir ömür sizin bileğinizde taşıyacağınız altın bilezik ya da mesleğini olacak. Üniversite dediğiniz 4-5 yıl. Bu yüzden 24 tercihin 24'ü de hangi alanları istiyorsanız o alanda olmalı.

Milli Eğitim Bakanlığı aileyi parçalayan bir kurum olmamalı 

20 bin öğretmen alınacak. Çok az diye eleştiriler var ama hiç yoktan iyi diyorum ama bu 20 bin atamanın okullar açılmadan bir an önce yapılması lazım ve 2017 KPSS'ye girenlerin de bu kapsam içine alınmasında yarar var çğnkü en az alım o yıl oldu. Mülakata girenler tekrar bir mülakata girmeden yol devam etmeleri gerekiyor ama aslında mülakatın tümden kalkması gerek. Parçalanmış aileleri olan sözleşmeli öğretmenlere çözüm bulmalı ve artık bu utançan kurtulmalıyız. Milli Eğitim Bakanlığı aileyi parçalayan bir kurum olmamalı. 

110 bin, 120 bin ücretli öğretmen varsa, devletin ihtiyacı varsa niye kadroluya çevirmiyoruz, onları konuşmamız lazım. 
 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)