adscode
adscode
https://dogakoleji.k12.tr/basvurular/lgs

MEB ve RTÜK'ten medya okuryazarlığı iş birliği

Millî Eğitim Bakanlığı ile RTÜK iş birliğinde tüm eğitim kademelerinde öğrenim gören öğrencilere yönelik medya okuryazarlığı bilincini geliştirmek amacıyla "Medya Okuryazarlığı İş Birliği Protokolü" imzalandı.

MEB ve RTÜK'ten medya okuryazarlığı iş birliği
MEB
Güncelleme : 31-May-22 15:46
Millî Eğitim Bakanlığı ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) arasında "Medya Okuryazarlığı İş Birliği Protokolü", Bakan Mahmut Özer'in katılımıyla Bakan Yardımcısı Petek Aşkar ve RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin tarafından imzalandı. 
 
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, törende yaptığı konuşmada Medya Okuryazarlığı İş Birliği Protokolü'nün önemine değinerek, "Gençlerimizi geleceğe yetiştirmek için her türlü imkânımızla gençlerimizin yanında olmaya, yetiştirmeye, sadece tek boyutlu değil akademik becerileriyle bağlantılı bir şekilde değil aynı zamanda bilişsel olmayan becerileriyle, aynı zamanda onları bekleyen tehlikelere karşı da farkındalık oluşturarak yetiştirmek için her türlü imkanımızı seferber ediyoruz. İşte bir taraftan akademik becerilerini geliştirirken diğer taraftan kültür, sanat ve sporla iletişimlerini, etkileşimlerini arttırmaya tam olma yolunda ilerlemeleri için her türlü destek vermeye çalışıyoruz." dedi.
 
Milli Eğitim Bakanlığının yaklaşık 19 milyon öğrencisi ve 1.2 milyon öğretmeniyle Türkiye'nin örneklemi değil evreni oluğunu vurgulayan Özer, "21. yüzyılda yeni tehditlerle karşı karşıya olduğumuzun da farkındayız.  Her ne kadar yirmi birinci yüzyıl özgürlükler yüz yılı olarak varsayılsa ve iddia edilse de aslında bağımlılıkların çok fazla arttığı bir yüzyılla karşı karşıyayız. Çok meydan okuyucu problemlerle karşı karşıyayız. Dikkat ederseniz, konvansiyonel eğitim literatüründe matematik okuryazarlığı, ana dil okuryazarlığı, fen, okuryazarlığı yaygın olarak kullanılırken bunlara yeni okuryazarlıklar eklenmeye başlandı. Dijital okuryazarlıklar, medya okuryazarlıkları. Çünkü teknoloji her geçen gün hayatımıza giren teknolojiler bir taraftan yaşantımızı kolaylaştırırken aslında aynı zamanda farklı davranış patenleri de üretmeye başlıyor. İşte en meydan okuyucu olan konulardan bir tanesi de işte genel anlamda internet bağımlılığı, özel anlamda ise medya okuryazarlığı." ifadelerini kullandı.
 
İnternetin hayatımızı şekillendirerek dönüştürdüğüne dikkat çeken Özer, konuşmasın şöyle devam etti: "Eğitim belki de en fazla etkilediği sektörlerden bir tanesi oldu. Hatta öyle iddialı laflar kullanıldı ki artık konvansiyonel eğitimden çıkmamız gerekiyor. Bir tuşla her türlü bilgiye erişebiliyoruz. Keşke bu bedava ve bu kadar maliyetsiz olsa. Biz biliyoruz ki Batı medeniyeti hiçbir şeyi bedavaya vermez. Burada da o her bilgiye erişimin bir maliyeti vardır. İşte o maliyet bağımlılık olarak kendisini ortaya koyar. Özellikle teknoloji akıllandıkça yani yapay zekâ deeplerning dedikleri derin öğrenme mekanizmaları sistemin içerisine girdikçe aslında daha önce de ifade ettiğim gibi bağımlılık kavramı veya bağımlılık davranış patenini, istenmeyen teknoloji kullanımını, istenmeyen bir yan ürünü değildir. Hayır, kasten istenen ve niyetlenen bir davranış patenlidir. Bunun farkında olmamız gerekiyor. Batı literatürüne baktığınız zaman aslında çok yaygın bir şekilde konunun tartışıldığını görürsünüz. Ama maalesef bizde çok derinlemesine araştırmaların olmadığını görmekten de üzüntü duyduğumu belirtmek isterim." 
 
Başta akademi dünyası olmak üzere eğitim paydaşlarının, gençlikle ilgili eli kalem tutan insanların bu konuya genel retoriklerin ötesinde çok daha farklı bakmaları gerektiğine dikkat çeken Özer, "Çünkü tehditle karşı karşıya olan bizim gençliğimiz var. Amerika Psikiyatri Derneğinin 2013 yılında ilk kez davranışsal bozuklukları bir bağımlılık türü olarak kabul etti. internet bağımlılığı da özellikle sosyal medya bağımlılığı da bu bağlam içerisinde tartışılmaya başlandı. Şimdi meydan okuyucu olan bu manzara içerisine öncelikle şunu kabul etmemiz gerekiyor. Biz dijital platformlardan uzak durarak, onu yok sayarak varlığımızı sürdüremeyiz. Yani dijital platformları onun sunmuş olduğu imkanların hepsini eğitim sistemimizin içerisine dahil etmemiz gerekiyor."
 
Kovid- 19 salgınında da en hızlı başvurulan yöntemlerden bir tanesinin mesafeleri ortadan kaldıran dijital platformlar olduğunu belirten Özer, genç yaştaki çocukların ve erken yaştaki çocukların bu konuda neye maruz kaldıklarının farkındalığıyla yetiştirmenin en büyük sorumluluğumuz olduğunu kaydetti. 
 
Özer şöyle devam etti: "Çünkü yeni medya, sosyal medya, diğer platformlar kendilerine sürekli bağlanılmasını talep ediyor. Yani sürekli online olmanızı talep ediyor, istiyor. Dikkat ederseniz medyadaki teknolojik dönüşümlere artık ekran terk etmek diye bir şey yok. Bunlar tesadüfe bir şekilde yapılan şeyler değil. Bilinçli bir şekilde psikoloğundan, sosyoloğuna kadar, tüm bilim disiplinlerinin ortak bir şekilde ürettiği şeyler. Çünkü insanda kabiliyeti olmayan bir şeyin sürdürülebilirliği ve yönetilebilmesi mümkün değil. Belki insanlık tarihinde ilk kez bu dijital platformları yöneten şirketlerin sayısına baktığınız zaman ilk kez insan tarihinde, insanlık tarihinde bu kadar azınlığın bu kadar 2 milyarın üzerindeki çoğunluğa, dijital medya okuryazarı olan, internete giren çoğunluğun sadece zamanına değil, tercihlerine ve karar mekanizmalarına tahammül, tahakküm ettiği bir dönemden geçiyoruz."
 
Günümüz dünyasında internet üzerinden, sosyal medya üzerinden manipülasyonlar yapıldığına dikkati çeken Bakan Özer, "Tüm kavgalar, tüm savaşlar, tüm PR çalışmaları sosyal medya üzerinden yapılıyor. Hem kullanışlı bir enstrüman aynı zamanda dezenformasyonun da çok yaygın bir şekilde artık günlük yaşantımıza girdiği bir döneme tanıklık ediyoruz. Çünkü medya platformları sürekli kendisine sürekli bağlantılı bir şekilde yaşantımızı sürdürmek istediği için sürekli bilgi bombardımanına, maruz bırakıyor. Sıklıkla dile getirilen işte 'tıkınmalıyız' gibi birçok farklı kavramlar artık literatürümüze girmeye girmeye başladı. Aslında bu aynı zamanda gençlerimizin davranış patenini de değiştiriyor. Sadece tercih, karar mekanizmalarını etkilemiyor. Bireyler giderek yalnızlaşmaya ve haz alanını ve meşruiyet alanını sanal ortamda tesis etmeye başlıyor." değerlendirmesini yaptı.
 
Protokolle Millî Eğitim Bakanlığı ile RTÜK iş birliğinde; Bakanlığa bağlı kurumlarda eğitim alan öğrenci/kursiyer, öğretmen, yönetici ve velilere dönük medya okuryazarlığı, siber güvenlik ve teknoloji bağımlılığını önlemeye yönelik seminer, konferans, kongre, sempozyum, söyleşi, panel, çalıştay, eğitim, yarışma ve etkinlikler düzenlenmesi, öğretim programı ve öğretim materyali geliştirilmesi, kamu spotu hazırlanması gibi çalışmaların gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.
 
Protokol kapsamında; tüm eğitim kademelerinde medya okuryazarlığı bilincini geliştirmek amacıyla diğer derslerin öğretim programlarında medya okuryazarlığı konusuyla ilişkilendirilebilecek kazanımlara yönelik materyal hazırlanacak. Ortaokul 7 ve 8. sınıflarında seçmeli ders olarak okutulan medya okuryazarlığı dersi öğretim programı güncellenerek bu doğrultuda öğretim materyali hazırlanacak. 
 
Protokolle ayrıca seminer, konferans, kongre, sempozyum, söyleşi, panel, çalıştay ve kamu spotu hazırlanması gibi etkinlikler düzenlenmesi; EBA ve ÖBA'da yayımlanmak üzere dijital materyaller hazırlaması; eğitici eğitimlerinin gerçekleştirilmesi; öğrenci/kursiyer, öğretmen, yönetici, aileler, kitap yazım komisyonları ve öğretim materyalleri geliştirme komisyonları için eğitimlerin gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)