adscode
adscode

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL SORUNLARI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN İYİLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KİŞİSEL ÖNERİLER

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN TEMEL SORUNLARI
Medyada Köşe Yazarları

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN İYİLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KİŞİSEL ÖNERİLER

 

HÜSEYİN TURAN

Emekli/Maarif Müfettişi

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİNE İNANAN  ve TÜRK İNSANININ EĞİTİMİNE GÖNÜL VEREN  LİDER EĞİTİMCİLERİN  YARARLANMALARI AMACIYLA HAZIRLANMIŞTIR

 

 

                                                      Ankara/ 2021

 

GİRİŞ:

 

        Milli Eğitim Bakanlığında TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN  yenileştirilmesine/ iyileştirilmesine yönelik gerek üniversitelerde ve gerekse kamuoyunda nutuklar dinler ve okuruz. Bütün bu söylemlerin; bugüne kadar sistemin yenileşmesine yönelik katkılarının hangi düzeyde olduğuna ilişkin somut bir veri elimizde bulunmamaktadır. Ancak somut olarak bilinen bir gerçek var ki o da Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Kamu Yönetiminde “liyakat ve kariyer” ilkelerinin  uygulanamama gerçeğidir..

       Eğitim sistemimize yönelik sokaktaki vatandaşın söylemleri ile eğitimle doğrudan ilişkili olması gereken ve yetkili kılınan sözde eğitimcilerin söylemleri arasındaki fark, birkaç alıntı ve hamasi sözcüklerden ibarettir. Büyük halk topluluğunun anlamadığı alıntı sözcüklerden oluşan hamasi nutukların bilimsellik düzeyi de yoktur. Sözde, halkı aydınlatma adına halkın anlamadıklarını halka rağmen halka, hamasi nutuklarla vermek isteyenlerin başarısızlığına, bugünkü eğitim sistemimizin içerisinde bulunduğu hazin durum açık bir kanıt olarak gösterilebir.

       Üniversitelerimizin ülke şartlarına uygun öğretmen yetiştirmediği bilinen bir gerçektir. Ayrıca Bakanlığımız;  öğretmenlerini hizmet içerisinde yetiştirmede başarılı olmadığı da bilindiğine göre  bu hizmetlerin, Lider eğitim yöneticileri veya Lider eğitim denetçileri tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Bu nedenle,  Lider eğitim yöneticileri-ve denetçilerinin yeterlilik  ve etkililik düzeyi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca Türkiye’de siyaset yapanların, öğretmen niteliğinin artırılması yönünde  ciddi bir çabalarının olmadığını da bilinmektedir. Mevcut  öğretmen yetiştirme politikamızda  somut uygulanabilir bir gelişme olmadığını da hayretle izlemekteyiz.

       Eğitim yöneticilerinin mesleki yeterlilik düzeyi başta hizmetöncesi eğitimini veren üniversitelerin sorunu olduğu muhakkaktır. Ancak  bugün görev yapan eğitim yöneticilerinin  niteliği ile  yönetim siyasaları arasında doğrudan ilişki olduğunu hiç kimse inkar edemez. Mevcut yapının sağaltımına yönelik hamasi nutuklar atan ne yazık ki her iktidarın nimetlerinden yararlanan değişmez bürokrat ve üniversite öğretim görevlileridir. Mevcut iktidarın veya gelecek iktidarların  akıl babası ve destek hizmeti sağlayan bu seçkin çevrelerin temsilsileri; sıradan vatandaşlar olmayıp, bürokrat ve öğretim görevlileridir. Sözde okumuş bu bürokrat ve aydınları var olan iktidarları tükettikten sonra; halkın oy vererek umutla icraat beklediği yeni iktidarlar içerisinde mutlaka ama mutlaka yer alırlar. Renkleri değişik olabilir. Ancak amaçlarında hiçbir farklılık yoktur. YANAŞ- SÖMÜR-TÜKET ve TERKET,     Geçmiş veya mevcut iktidarın bürokratları ile akademisyenlerinin;  renkleri ne olura olsun, sistemde gereken yenileşmeyi yapmadıkları sürece  Türk Milletine verebilecekleri bir şey olmadığı gibi gelecek iktidarları da etkileyecekleri muhakkaktır.

        

     Özet olarak; Geçmiş veya mevcut iktidarların bürokratları ile akademisyenlerinin eğitim siyasaları değişmediği sürece, bugüne kadar Türk Milletine verebilecekleri; ‘’görünen köy kılavuz istemez’’ Atasözü ile açıklanabilir.

 

              İlköğretim Okullarında(ilkokul/ortaokul) Mevcut Durum(ÖZET)

              Fen liseleri veya şimdi nitelikli diye adlandırılan Anadolu liselerinde okuyan öğrenciler içerisinde köy, belde ve varoşlardaki  okullarından gelenlerin sayısı  yok denilecek kadar azdır. Bu okullara gidenlerin % 95’i merkezi ortaokulların ilgili  aile çocukları ve özel öğretmen/kurs destekli aile çocuklarıdır. İlköğretim öğrencileri içerisinde büyük çoğunluğu, belde, köy ve varoşlardaki okullarda okuyanların yüksek öğretime gitme şansları yoktur.  Devletin tüm vatandaşlarını yüksek öğrenimli yapma zorunluluğu yoktur. Ancak yüksek öğrenim hayaliyle  emek harcayan büyük halk topluluğunun çocukları, bu gerçekleri bilmediklerinden, birer  figürandırlar. Oysa Milli Devlet,  başarılı ve zeki çocuklara  imkanlar sağlayarak, onlara yüksek öğretime gitme  şansı tanımalıdır. Gelişmiş tüm ülkeler, gelişmişliğini genel nüfusun %5 ‘ni oluşturan zeki(dahi) kişilere borçludurlar. Ülkemizdeki eğitilmiş insan gücünün, sadece orta ve üst gelir grubuna sahip ilgili aile çocukları ile sınırlı bırakılması, en büyük talihsizliktir.  Ayrıca talihsizlikten öte  geleceğimize ihanettir.

       Bugünkü birçok politikacının, akademisyenin küçük yerleşim yerlerinden veya varoşlardan gelmelerine rağmen; okudukları kendi köylerinde veya mahallelerinde hiçbir öğrencinin  yüksek öğrenime gitmediklerini bilmemeleri mümkün müdür?.

       Hedefimiz; köy ve varoşlardaki okulları,  üst gelir grubu veya alakalı ailelerin çocuklarının yönlendirildiği seçilmiş  okulların düzeyine  çıkarmak olmalıdır. Böylece tüm öğrencilerimize imkan ve fırsat eşitliği sağlamış oluruz. Bunun için  de  olumsuzluklarda neden olan faktörleri devlet olarak ortadan kaldırmamız gerekmektedir. 

  

TÜRK MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİNİN YENİDEN DÜZENLENMESİNDE TEMEL İLKELER.:

 

     Var olan veya  yeniden yapılandırılacak bir sitemin temel ilkeleri belirlenmeden ayrıntılara girmek başarısızlığın başlangıcıdır. Türk Mili Eğitim sistemi; var olan ve halen çalışan bir sistem olduğundan, bu sistemin yeniden yapılandırılması, çok abartılı bir söz olup, bunun yerine yeniden düzenlenmesi- sağaltılması çabaları, daha uygun  düşmektedir..

       Türk Mili Eğitim Sisteminin yeniden düzenlenebilmesi için var olan sorunları da içeren temel ilkelerin belirlenmesi ve  Eğitim politikasının bu temel ilkeler  doğrultusunda ayrıntılaşması gerekmektedir. Var olan sorunları ortadan kaldırabilecek ve amaçladığımız insan tipini yetiştirecek eğitim siyasamızın temel ilkeleri olmalı ve zaman geçirmeksizin gerekli iyileştirmeler yapılmalıdır;

 

      1- Ortaokulların 5.’ini sınıfından sonra  öğrencilerin gidebileceği Mesleki ve Teknik Ortaokullar mutlaka düşünülmesi gereken en önemli hususlardan biri olmalıdır. Ayrıca meslek liselerinin 9.’uncu sınıf programı yeniden gözden geçirilmelidir.  Kırsal ve varoş bölge ortaokullarında okuyan öğrencilerin düşük eğitim düzeyleri(geri bırakılmışlıkları) bilindiği halde, bu öğrencilerin figüranlık olarak Ortaöğretim Sınavlarına tabi tutulmaları, yabancı oldukları(düzeylerinin üzerinde)  derslerden sorumlu sayılmaları  anlaşılır bir durum değildir. Daha açıkçası köy, belde ve varoşlarda bulunan tüm ortaokullarında program hiçbir zaman tam uygulanmamaktadır. Yetkili yetersizler de bu durumu bildikleri halde, gerekli tedbirleri alacak ne yetkiye, nede yeterliliğe sahiptirler.  Diğer taraftan Mesleki ve teknik ortaöğrenim okullarının 9.’uncu sınıf ders programlarının genel lise programları ile eşit/denk tutulması da gereksiz ve lüzumsuz  zaman ve israf kaybı olarak düşünülmesi gereken önemli bir husustur. Mesleki teknik eğitim mutlaka ama mutlaka desteklenmeli ve bu okullar, ara insan gücü yetiştirecek şekilde yapılandırılmalıdır. Ayrıca  bu okulların sanayi işkolu ile entegrasyonu sağlanmalıdır. Bu nedenle Ortaokulların 5.’ini sınıfından sonra olmak üzere  6. 7.ve 8.’inci sınıflarında genel ortaöğretime gidemeyecek kadar geri bırakılmış öğrencilerin  yönlendirileceği mesleki ve teknik ortaokullar  açılmalı ve  genel ortaokullardan bu Mesleki ve Teknik Ortaokullara geçiş hakkı verilmelidir.

      2–İlkokul 1.sınıf haricinde sınıf tekrarı olmamalıdır(özet):   Özel eğitim gerektiren öğrenciler haricinde, uygun eğitim ortamı sağlandığında  başarısız  öğrenci düşünülemez. Başarısız öğrenci deyimini kullanmak yerine “Geri bırakılan öğrenciler vardır” deyimini kullanmak daha doğru olur. Geri bırakılmış öğrenciler, kendilerine uygun ortam sağlanmamış öğrencilerdir. Sözü edilen uygun ortam, yöntem ve tekniklerdir, öğrenciye uygunluk ve öğrenciye yönelik eğitim ortamlarıdır. Öğrenci ilgi ve yeteneğine dayalı seviye sınıfları esası getirildiğinde; sınıf tekrarı  bir cinayet ve milli servetin heba edilmesidir. Her öğrenci mutlaka ama mutlaka eğitilir ve programın öngördüğü düzeye getirilebilir. Yeter ki uygun ortam, yöntem ve iyi yetiştirilmiş eğitimciler görevlendirilsin.

       a)-Yönlendirme-Yöneltme :İlköğretim sonrası öğrencinin %35-40’ genel ortaöğretime, % 65-60 ise mesleki ve teknik eğitime yönlendirilmelidir. Bu yönlendirme ortaokul eğitimi sonrası(mesleki ortaokulların açılması durumunda  5’inci sınıf sonra)  her bölge ve okul bazında  objektif ölçütlere bağlı olmalıdır.  Öğrencinin ilgi ve yetenekleri  doğrultusunda belirlenmiş ölçütler bağlı olarak ilerdeki yıllarda  genel veya mesleki okullara karşılıklı geçişlerine de  imkan tanınmalıdır.

        b)-İlgi sınıfları; ortaokullar ve ortaöğretim kurumlarında 5-12. sınıflarda okuyan ve arkadaşlarına göre geri bırakılmış öğrencinin psikolojisini düşünmek gerekir. Herhangi bir sınıftaki öğrenci, ilgi ve yetenekleri yönüyle arkadaşlarını kendisinden farklı görüyorsa ve onlara yetişemiyorsa öğrenci; o sınıfta ezilecek kişiliği rencide olacaktır. Okul yaşamı süresince ezilen, ikincil olan bir insanın kişiliği düşünüldüğünde;  okuyanlara, okula  hatta topluma karşı tutumunun ve değer yargılarının olumsuz olacağı muhakkaktır. Okula karşı nefret duyguları gelişir.  Bizler, geleceğin Türkiye’sinde; rencide olmuş, kişiliği zedelenmiş okula ve topluma küs bir gençliği asla istemiyoruz. Toplumla ve kendisi ile barışık, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirilmiş ülkesini seven hür bir gençlik arzuluyorsak, ilgi sınıfları mutlaka gerçekleşmelidir. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş  Sisteminde Okul Bazlı Yapılanma projesi yaşama geçirildiğinde  ve ayrıca  ortaokul, ortaöğretim okullarında  sınıflar  düzeyinde  başarılı,  özel yetenekli öğrencilere  bir sonraki  öğretim yılı süresince teşvik  amacıyla verilecek olan   Başarı ve Özel Yetenek Bursları ilgi sınıflarının yaşama geçirilmesinde öncülük edecektir. 

 

       c)-Köy ve varoşlarda okuyan öğrencilerin de yüksek öğretime gitme şansları olmalıdır. Devletin, fırsat eşitliği ilkesi de zaten bunu gerektir:  köy  kırsal kesim ve geri bırakılmış okullarında okuyan öğrenciler diğer merkezi okullarda okuyan öğrencilere  sağlanan imkan ve fırsatlar verilirse  bu öğrencilerin de yüksek öğretime gitme imkanları olabilecektir.   

         Nitelikli diye adlandırılan Anadolu ve fen liseleri; kendi  içerisinde homojen birer ilgi okullarıdır. Köy ve kırsal ilköğretim okullarında  ilgi sınıfları bulunmadığından heterojen bir yapı vardır. Heterojen sınıflarda bulunan zeki ve yetenekli öğrenciler ihmal edildiğinden beyin israfı olması kaçınılmazdır. Bu heterojen okullarda okuyan  başarılı öğrenciler  genel başarılarını, vasatın altında olan sınıf geneli ile bilirler. Oysa ki programın çok gerisinde bırakıldıklarını, ancak genel sınavların sonunda öğrenebilirler ve sonuçta, hayal kırıklığına uğrarlar. Köy ve varoşlarda okuyan başarılı öğrencilerin  yüksek öğretime gitmelerini sağlamak,  hamasi bir nutuk olmayıp,  genel siyasamız olmalıdır.

 

      3–Okullarımız, öğrencinin her çeşit ihtiyacını karşılayacak  şekilde dizayn edilmeli ve yapılandırılmalıdır(özet).

      Okul binası, bölümler ve okul bahçesi  öğrencinin yararlanması için dizayn edilmelidir. Okuldaki panolar, okul ve sınıf gazetesi, tablolar, grafikler ve etkinlik köşeleri, öğrencinin yararlanması için ve çoğunlukla da öğrenciler tarafından oluşturulmalıdır. Öğrencilerin duygu düşünce ve bakışlarını yansıtacak şekilde düzenlenmelidir. Okul ve sınıf etkinlik köşeleri öğrencinin araştırma, inceleme, tasarım ürünleri olup, onların rahatlıkla yararlanabileceği yükseklik ve uzaklıkta olmalıdır.           

            Öğrenme, bilgilenmenin ötesinde bireyin zihninden oluşan ve bireyin isteği ile gerçekleşen kalıcı bir davranış değişikliğidir. Eğitim sürecinde aranan insan tipi, öğrenmeyi öğrenen, yani bilgiyi arayıp bulan ve yaşamında bu edindiği bilgiyi kullanan, toplumda meydana gelen değişmelere ayak uydurabilen ve yaşamı süresince gelişmelerin kaynağı olan kişidir.  Öğrenmeyi öğrenen bireylerin yetişebilmesi için okulların da öğrenen okullar olması gerekir. Örenen okulda kastımız; öğrencinin zihinsel, bedensel, bilişsel ve bedensel gelişim gücünü geliştiren, ilgisini çeken onu öğrenmeye güdeleyen düşünmeyi, sorun çözmeyi, analiz-sentez  ve değerlendirme beceri ve tutumunu kazandıran  bir öğretim anlayışı ve ortamıdır. ÖĞRENCİNİN MERKEZ ALINDIĞI  ÖĞRENMEYİ ÖĞRENEN OKULLARDA; YANİ  AKTİF ÖĞRENMEDE; •Öğrenci öğrendiği bilgileri; eski bilgilerle ilişkilendirir ve anlamlaştırarak günlük yaşamda kullanma ortamına sahiptir.

 Öğrenciye konuşma, tartışma, değerlendirme ve tercih etme şansı verilir. Bu okul işgörenleri; öğrencinin analiz, sentez ve değerlendirme yapmalarına ortam sağlayarak öğrencilere, düşünme becerilerini geliştirme fırsatı verirler. Öğrenciye, değişik kaynaklardan bilgiyi  araştırıp bulma ve bu bilgiyi, kullanma rehberliğini yaparlar. Öğrenciye birlikte çalışma, bulduğu bilgiyi arkadaşlarıyla paylaşma ve işbirliği yaparak yeni bilgiler üretme ortamını ve desteğini sağlarlar. Bu okul öğretmenleri;  hazır bilgi vermezler. Bilginin nasıl ve nerde bulunacağına dair rehberlik yaparlar. Yol gösterme yerine yollar gösterirler. Öğretmenler, öğrenmeyi kolaylaştıran ve öğrenciyi düşünmeye , araştırmaya yönlendiren kişilerdir. Sonuçta okullarımızda ve öğretmen yetiştirme siyasamızda köklü değişikler yapabilmeliyiz.

 

     a)-Okul yöneticiliği, çağımız yönetim anlayışları doğrultusunda yeniden yapılandırılmalıdır: Üniversitelerle işbirliği yapılarak Eğitim Yönetimi ve Planlaması Anabilim dalları bünyesinde veya bağımsız “Okul Yöneticili Anabilim Dallarında” yüksek Lisans ve doktora programları açılarak en az beş yıllık başarılı öğretmenlerin, buralarda alacakları eğitim sonrası,  eğitim yöneticileri olarak istihdam edilmesi gerekir. Ayrıca mevcut yöneticiler Milli Eğitim Akademisinde  periyodik hizmetiçi kurslarına tabi tutularak başarısız olanlar uygun görevlere verilmek suretiyle ayıklanmalıdır.

      b)-Milli Eğitim Bakanlığı merkez, taşra ve okul  yöneticiliği; kariyer ve liyakat gerektiren statüye kavuşturulmalıdır: Anayasamızın 128.Maddesindeki:‘’Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.’’ hükmüne ve ayrıca, 657 sayılı D.M.K’nun 7. maddesine sıkı sıkıya sadık kalınmalı Öğretmen ve diğer personelin istihdamında ve değerlendirmesinde ise, okul yöneticilerini etkin kılacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. (Önemli NOT: son 18 yıl içerisinde partileşen/siyasallaşan  mevcut eğitim yöneticileri,  kariyer ve liyakat ölçütleri esas alındığında; tekrar kendilerinin seçilmesi kaçınılmaz olduğundan bu haksızlığın özellikle ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir).

     c)-Okul ve okul  alanları halka ve öğrencilere 15 saat  açık tutulmalıdır: Sosyal etkinlikler,  geri bırakılmış öğrencilerin tamamlama kursları ve seçmeli dersler, bu ders dışı zaman etkinlikleri içerisinde sürdürülmelidir. Ayrıca halka yönelik çeşitli kurs seminer ve beceri kursları ayrıca halk eğitim etkinlikleri de ders dışı zaman etkinlikleri içerisinde okullarda yapılmalıdır. Okullar, çevrenin eğitim ve kültür merkezleri olacak şekilde yapılandırılmalıdır. Ayrıca öğrencinin dengeli beslenmesi için  okul kantinlerinde kazanç amacı güdülmeyen süt ve süt ürünleri zorunlu olarak bulundurulmalı, kesinlikle okul kantinleri ve okul servis araçları, rant  alanları  olmaktan çıkarılmalıdır. Serbest piyasa şartlarında yapılan kantin ihaleleri sonucunda doğal olarak ihaleleri yüksek fiyata alan müstecirler, bu yüksek kira bedelini öğrencilere yansıtacaklardır. Kantinlerde satılan gıda maddelerinin gramaj, niteliklerini belirtmeksizin kantinciler odasının belirlediği fiyatları uygulamaktadırlar. Aynı rant durumu, okul servis araçlarında da mevcut olup öğrenci velileri gerekli şartlara ve özelliklere sahip araçları tutma hak ve özgürlüğüne sahip değillerdir. Sonuçta  okula en fazla bağış/…. yapan firma okulun taşıma işini yapmaktadır. Araç sahipleri de taşıma işini yapan o firmama bünyesinde firmanın belirlediği şartlarda faaliyetlerini sürdürmektedir.

        4-Tüm okullarımızda, Türkçe’nin doğru konuşulması ve yazılması esas alınırken, yabancı dil öğretimi, seçmeli ders  olarak programda yer almalıdır(özet): Türkçe dersi, yöresel  şive- aksan vs.. farklılığı nedeniyle Anadolu’nun her yöresinde farklı, farklı telaffuz edilmektedir. Öğretmenlere hizmet öncesi güzel  Türkçe konuşma yazma ve telaffuz etme eğitimi mutlaka verilmelidir. Türkiye Cumhuriyetinde,  Türkçe’yi güzel konuşma becerisine sahip olmayan öğretmenlere hizmetiçi eğitim yoluyla eksikleri giderilmelidir. Ayrıca sınıf öğretmenleri ile Türkçe öğretmenlerinin aynı zamanda  birer dil gelişimcisi olarak yetiştirilmeleri  gerekmektedir. İyi yetiştirilmiş olan Sınıf ve Türkçe Öğretmenleri kısa zaman içerisinde Türkiye genelinde dil birliğini sağlayacakları muhakkaktır.  

Ayrıca ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarda  toplam 1200-1450 saat(seçmeli yabancı dil saatler hariç)  arasında verilen zorunlu yabancı dil eğitiminde başarılı olunmadığı da bilinen bir gerçektir. Ne yazık ki liseyi bitiren çoğu öğrenci kendini ifade etmekte zorluk çekmektedir.  Yabancı dil eğitimi zorunlu dersler arasından çıkarılarak, seçmeli ders olarak okutulduğunda;  öğretmen ihtiyacı kalmayacağı gibi tüm ülke genelinde dil öğrenmek isteyen öğrencilere/okullara öğretmen atanarak fırsat eşitliği sağlanacaktır. Hiçbir vatandaşa zorla yabancı bir dil öğretilmeyeceği gerçeğinin bilinmesi gerekir.  Türkçeyi doğru konuşamayan bu ülke çocuklarını, yabancı  lisan öğrenmeye zorlamak ta pek akıllı bir davranış değildir. Ancak  gençliği yabancı dil öğrenmeye yönlendirmek, teşvik  etmek hatta özendirmek de temel ilkelerimiz olmalıdır. Örneğin Devlet, İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik  hedeflediği yabancı dil teşvik düzeyini belirleyerek sınavlarını yapmalı ve bu sınavlarda başarılı olan öğrenci velilerine: Örneğin İlkokul mezunlarına 3000.00Tl, ortaokul mezunlarına 7000.00Tl ve Lise mezunlarına 10000.00Tl  vermek suretiyle yabancı dil öğrenmeye teşvik etmelidir. Öğrenci  istekli olarak bu dil eğitimini okullarda alabileceği gibi özel yabancı dil kurslarından da alabilecektir. Sonuçta tüm öğrencilere 1200-1450  saatlik zorunlu dil öğretimi yapılacağına, istekli öğrencilere yabancı dil öğretimi  yapmak ve yabancı  dil  öğrenmek isteyen öğrencileri teşvik etmek daha kolay ve rasyonel bir uygulama olacaktır.  

  

          5–Okullarımızda öğrenmen istihdam ve çalışma sisteminin düzenlenmesi  (özet).:

      Türkiye Cumhuriyeti  Devleti,  her branş için bir öğretmen istihdam edecek kadar zengin bir ülke değildir. Öğretmenler, en az iki branşlı olacak şekilde istihdam edilmelidir. Ayrıca branş öğretmenlerinin haftada 15 saat aylık karşılığı çalıştırılması uygulamasına son verilerek ; sınıf ve branş öğretmeni ayrımı yapılmaksızın, rehber öğretmenleri de dahil olmak üzere  tüm öğretmenlere 21 saat aylık karşılığı bir fiil çalıştırılma zorunluluğu getirilmesi gerekmektedir. Haftada 21 saat aylık karşılığı  dersi bulunmayan öğretmenler; gösterilecek okullarda dersleri tamamlayacaklardır. Aksi takdirde belli oranlarda aylıkları kesilmelidir. Branşlarında 21 saat üzeri derse giren öğretmenlere makul düzeyde ders ücreti verilmelidir. Ancak branşları dışında derse girenlere ise belirlenen  ders ücretinin %50 si verilmek suretiyle branş dışı kişilerin derse girmesi önlenerek, böylece  derslerin; branş öğretmenlerince doldurulmasının özendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde çevre okullarda  matematik dersi açığına rağmen, matematik öğretmeni bu okullara gitmeyerek  kendi okulunda resim veya sosyal bilgiler derslerine ücret karşılığı ücretli derse girmeyi ve ders tamamlamayı tercih edecektir.

        Öğretmenlerin  hizmetiçinde yetiştirilmesi, tamamlatılması ve başarı düzeyine dayalı istihdam edilmesi ve performans düzeyini esas alan  ücretlendirme    sistemine geçilmesi temel politika olmalıdır.  Aday öğretmenlerin merkez okullarda yetiştirilmesi sonrasında, köylere verilmesi devletin temel politikası olmalıdır. Hatta köylere  üstün başarılı öğretmenlerin verilmesi ve bu sürenin de, üç yıldan fazla olmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Öğretmen alım politikasında da; üç yıllık  uygulama sonrası başarılı olanların kadrolara alınması şeklinde, yeni düzenlemeler de yapılabilir. 

          6- Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kamu kurum ve kuruluşlarına Fethullahçı Terör Örgütü(FETÖ/PDY) ve  malum siyasi parti çatısı altında yerleştirilen tarikat mensuplarının derhal temizlenmesi, kamu çalışanlarının tarikatlarla ilişkisi kesilmelidir (Özet).

          Bilindiği gibi Fethullahçı Terör Örgütü(FETÖ/PDY), ve muhtelif tarikat mensupları Türk Silahlı Kuvvetlerinde olduğu gibi tüm bakanlıklarda örgütlemesini;  Personel atama/görevde yükselme birimleri başta olmak üzere  Milli Eğitim Bakanlığında da ve özelliklede Milli Eğitim Bakanlığında Personel Genel Müdürlüğünde (İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünde) yaptıkları bilinen gerçeklerdir. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde örgütlenme, 15 temmuz 2016 tarihli  kalkışma sonucu deşifre olmuştur. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer bakanlıklar içindeki örgütlemenin çözülmesi veya  deşifre olması oldukça zordur. Çünkü bu örgütün ana felsefesi gizlilik, uyumluluk ve mevcut yönetimden yana  görünmektir.  Bunun en açık örneği, Milli Eğitim Bakanlığında  çekirdek kadro veya yükselmesi düşünülen kişiler mevcut hükümeti destekleyen görünümündeki sendika içerisinde  kalırlarken, deşifre olanlar ile  Fethullahçı Terör Örgütüne aidiyetini  kitlelere duyurmak  görevi verilenler, kendilerine ait  sendika kurma cihetine gitmiş ve deşifre olmuşlardır. Fethullahçı Terör Örgütü(FETÖ/PDY) ve gerekse diğer tarikat mensuplarının büyük bir çoğunluğu iktidara yakın sendika içerisinde örgütlenerek hala etkin görevlerde bulunmayı sürdürmektedirler. Buna en açık örnek olarak İzmir İlinde bir dönem faaliyette  bulunan Ufuk Eğitimciler Derneğinin(FETÖ/PDY ilişkisi nedeniyle kapanmıştır). Ufuk Eğitimciler Derneğinin Faaliyetleri, kapanma şekli, ilişkide bulunduğu kişiler  ve bu dernekle işbirliği içerisine giren kişilerin devlet içerisine yükselmeleri ile ilgili  düzenlen raporlar sabit olup İzmir Valiliğinden temin edile bilinir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128. Maddesi; ‘’üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir’’. Denildiği halde üst kademe yöneticilerinin seçilmesi veya görevde yükselmesi hiçbir zaman liyakat ve kariyer ölçütlerine bağlanmamıştır. Bu nedenle,  Bakanlığımızda  Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) ve diğer tarikatlarla aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen kamu görevlilerinin, Anayasasının 129. Maddesinde ifade bulan’’ Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.’ Hükmü esas alınarak görevlerine son verilmesi gerekmektedir.

        Bakanlığımızdaki  Fethullahçı Terör Örgütüne diğer tarikatlarla aidiyeti, iltisakı veya irtibatının tespitinde; Mutlaka hizmet öncesi eğitimleri ile  barındıkları yurtlar ve  gittikleri dershane durumları  irdelenmelidir. Yüksek Öğrenime girişleri,  Diplomaları  ve mesleğe girişleri ile göreve gelişlerindeki  sınavlar varsa mülakatları uzman gruplarca araştırılmalıdır(Üniversite sınavlarında varsa diğer sınavlarda hangi soruları cevapladıkları, hangi soruları boş geçtikleri bağlantısı/ilişkisi gibi). Diğer Bakanlıklardan ve kamu iktisadi teşebbüslerinden Milli Eğitim Bakanlığına geçen personelin durumu  ayrı bir değerlendirme ile taramaya tabi tutulmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı içerisinde Fethullahçı Terör Örgütüne ve diğer tarikatlarla bağlantısı ve ilişkisi olan işgörenlerin bir an önce görevlerine son verilmediği taktirde; Türkiye Cumhuriyetine  tahribatı, 15 temmuz 2016 tarihli  kalkışmanın  çok üzerinde olacaktır. Süreç uzadıkça;  esnaf/eşraf/ akil insanlar/ kanaat önderleri / sendikalar ve sistem içerisinde kendilerini gizlemiş şakirtleri,  siyasileri etkileyerek,  667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi işlevsizleştirdikleri  de süreç  içerisinde görülmüştür.

 

            7-ÖZEL EĞİTİM ve ÖZEL EĞİTİM UYGULAMALARI (ÖZET)

Özel eğitim; ihtiyacı olan bireylere hizmet veren, özel olarak yetiştirilmiş personelin bulunduğu, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemlerin uygulandığı, her tür ve kademedeki yatılı ve gündüzlü resmî ve özel okul ve kuruluşlar akla gelir.  Özel eğitim kurumları; Özel Eğitim Hakkında Kanunu ve Özel Eğitim Hizmetleri  Yönetmeliğinde kapsamlı olarak açıklanmaktadır. Ancak bu kurumların kuruluş, işleyiş ve programlarında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Devletin muhtelif özürlere dayalı açılan  kurumların, kendilerine özgü (işitme, görme, ortopedik, otistik ve muhtelif zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan okul ve kurumlar)  program ve işleyişleri olduğu  gibi, genel  olarak ta;  Özel Eğitim Hizmetleri  Yönetmeliğinde belirlenen kriter ve değerleri esas alınarak hizmet üretirler. Devlete bağlı olmayan Özel Eğitim Hizmetleri  Yönetmeliğine dayalı olarak açılan özel, özel kurumları ise Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve Yönetmeliğinde belirlenen ölçütler doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedirler.

            Ülkemizde engelli sayısı net olarak bilinmemektedir. Bu hususta yapılmış bir araştırma veya devletçe yapılmış herhangi bir tarama bulunmamaktadır. Genel olarak ülkemizde nüfusun %5-8 aralığında engelli birey var denile bilinir. Türkiye’de 2008-2009 öğretim yılı itibarı ile özel ve resmî özel eğitim okullarında 33.731 , kaynaştırma eğitimi uygulamalarında 58.325 olmak üzere toplam 92.056 özel eğitime gereksinim duyan öğrenci bulunmaktadır(2008-2009 Yılı Öğretim Yılı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, “MEB İstatistikleri”). Ortaöğretim düzeyinde ise 5.811’i resmî özel eğitim okullarında,  2.663’ü kaynaştırma eğitim uygulamalarında olmak üzere toplam 8.474 öğrenci bulunmaktadır(2009 MEB ilsis verileri).

            Devlete bağlı özel eğitim okullarına(işitme, görme, ortopedik, otistik ve muhtelif zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan okullar) giden öğrenciler ile devlet okullarında veya özel okullarda  kaynaştırma eğitimine giden öğrencilerin tamamı  ve ayrıca 21 yaş üzeri olup  halk eğitim merkezlerinden hizmet alan engelli bireylerin tümü özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden aylık 8 saat bireysel eğitime giderek ek hizmet almaktadırlar. Tüm özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine giden engelli bireylerin aylık 8 saatlik ücreti olan 800.00 tl parayı devlet karşılamaktadır.

Ülkemizde faaliyet gösteren özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışanların %35 özel eğitim alanında mezun olmuş üniversite mezunu olup, geri kalan %65’i  kurs görmüş sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Yani tamamı Üniversitelerin Özel Eğitim Bölümlerinden mezun olan ve devletin  özel eğitim okullarında çalışan özel eğitim öğretmenlerinden ayda 120 saat ders alan öğrencilerimiz, ayrıca ayda 8 saatlik bireysel eğitim için %35 uzman çalıştıran özel rehabilitasyon merkezlerine gitmek zorunda bırakılmaktadır. Yönetim makamında olan yeterliliği olmayan sözde yöneticiler; işitme, görme, ortopedik, otistik ve muhtelif zihinsel yetersizliği olan bireyler için açılan okullara; Fizyotarapist, Ergoterapist( İş ve uğraşı terapisti) psikoloğ, Linguist(dil bilimci-konuşma terapisti), Odyolog(İşitme, konuşma, lisan ve ses bozukluğu uzmanı) Odyometrist(konuşma tedavisi veren ) gibi özel eğitim uzmanlarını atamayı bu öğrencilerimizin okullarında bireysel eğitim almasını  akıl etmezler ve hiçbir zaman da düşünmezler. Hele günümüzde iyice siyasallaşan üniversitelerimiz ise ülkede ihtiyaç duyulan bu alanların yaygınlaştırılması yönünde bir çaba göstermeleri zaten beklenemez.

Ortopedik engelliler okullarımızda Fizyotarapist ,İşitme engelli okullarımızda ve OÇEM(otistik çocuklar eğitim merkezlerinde); psikoloğ, Linguist, Odyolog bulunmamaktadır. Durum böyle olunca devletin özel eğitim okullarına giden öğrencilerimiz ayrıca özel rehabilitasyon merkezlerine gitmek suretiyle devlete büyük maddi külfet getirmekte ve gerekli eğitimi almaktan da mahrum kalmaktadırlar. Özel rehabilitasyon merkezleri federasyon ve derneklerle örgütlenirken, engelli bireylerin velileri örgütsüz olduklarından sahipsiz kalmakta ve ülkemizde çaresiz durumdadırlar. Özellikle tüm engelli velileri ölümleri sonrasında engelli çocuklarının ne olacağı çaresizliği içerisindedir. Sonuç olarak siyaset; sahipsizin sahibi olma mücadelesi olmalıdır.

           

            8- KÖY ve KIRSAL YERLEŞİM YERLERİNDE BULUNAN ÖĞRENCİLERİN ORTAOKUL VE ORTAÖĞRETİM OKULLARINDA OKUMA ZORLUKLARI VE TARİKAT YURTLARI(Özet);

 

            Türkiye Cumhuriyetinin bir vatandaşı bir eğitimci olarak;  Kamu Yöneticiliğine atanma ölçütlerindeki belirsizlikler  ile  Tarikat –Cemaat Yurtlarının  geleceğimiz olan gençlerimiz  üzerinde  olumsuz etkilerini ve sonuçta  Türkiye Cumhuriyetinin gelecekte karşılaşacağı bizden-sizden ayrımcılığı tehlikesinin, Milli Güvenlik Kurulu gündemine alınarak değerlendirilmesi yönündeki kanaat ve düşüncelerimi     17.09.2008 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine, Genel Kurmay Başkanlığına ve tüm kuvvet komutanlarına  taahhütlü  birer dilekçe ile gönderdim. Devletin kayıtlarında bulunan ve 17.09.2008 tarihinde gönderdiğim  dilekçeler dikkate alınarak Milli Güvenlik Kurulunda görüşülmüş olsaydı Fetullahçı ve diğer tarikatlar devlet içerisinde bu düzeyde yaygınlaşmayacağı muhakkaktı. Dönemin Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Genel Kurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanları ordu içerisindeki bu tarikat mensuplarının alımını/istihdamını görememişler ve daha sonra bu tarikatçıların kumpaslarına kurban gitmişlerdir.

Devletimiz, yıllardır orta öğretim okullarına giden köy, belde hatta kimi ilçelerde okula giden öğrencilerin nerede barındıklarına yönelik hiçbir tedbir alamamıştır. Sonuçta, ilçe ve illerde bulunan orta öğretim okullarına(Lise, Anadolu lisesi, End.Mes.Lisesi,İHL, vb). giden köy ve belde öğrencileri tarikat ve cemaatlere bağlı özel  öğrenci yurtlarının pençesine düşmüşlerdir.  Dar gelirli Anadolu köylüsü, yeme, içme, barınma ve dershane desteği  dahil düşük ücretlerle  ve çoğu ücretsiz olan bu tarikat ve cemaatlere bağlı özel yurtları tercih etmek zorunda bırakılmışlardır.  Bu yurtlarda kalan öğrenciler, tarikat kültürü ile yetişmelerinin yanı sıra ablalar veya ağabeylerin desteği ile doğal olarak akranlarından daha başarılı olmuşlardır. Bu başarıda tarikat ve cemaatlere bağlı  özel dershanelerin de büyük katkısı ve desteği olmuştur. Günümüzde ise dershaneler kapalı olduğundan yurtlarda verilen kurslarla buralara devam eden öğrenciler okudukları okullardaki akranlarına göre daha başarılı olmaktadırlar.  Yıllardır süre gelen tarikat ve cemaatlere bağlı  özel  orta  öğretim yurtları;  Türk halkı üzerinde öylesine  etki bırakmışlar ki aynı il ve ilçe merkezlerinde ikamet eden aileler de öğrencinin  üniversitede başarılı olabilmesi için  çocuklarını bu yurtlara vermek zorunda kalmışlardır. İl ve ilçe merkezlerinde yasal olarak  faaliyet gösteren özel ortaöğretim tarikat yurtlarında barınan mevcut il/ilçenin köy ve kırsal çocukları olduğu gibi aynı il/ilçede ikamet eden ailelerin  çocukları da başarılarından dolayı bu yurtlarda barınmaktadır. Hatta çoğu doğu illerimizden getirtilen fakir aile çocuklarını da bulmak mümkündür. Her gün yaygınlaşan  binlerce tarikat ve cemaatlere bağlı özel ortaöğretim öğrenci yurtlarında yetişen ve şekillenen öğrenciler, üniversite  sınavlarına girmekte ve devlet kadrolarına tarikat ve cemaat desteği ile istihdam edilerek  süreci daha da geliştirerek devam etmektedir. Tüm bu gerçekler devletin bilgisi dahilinde olup, mevcut mevzuatlar çerçevesinde  faaliyetlerini sürdürmektedirler. Yukarıda anlatılan gerçekler, küçümsenebilir ve hatta ne var bunda,” hayırsever insanlarımız örgütlenerek fakir Anadolu çocuklarını bedava okutmaktadır. Orta öğretime gidemeyecek bu yavrularımıza okul imkanı sağlıyorlar”…. Şeklinde  hamasi söylem ve gerekçeler öne sürülebilir. Ancak  tarikat, cemaat kültürü ve felsefesiyle yoğrulan, şekillenen bu çocukların, Cumhuriyet ve Cumhuriyet kazanımları ile barışık olduğuna dair ciddi kuşkular bulunmaktadır. Bunun en somut örneği Feto/PDY kalkışması ile görülmüştür. Cemaat ve tarikat, kültürü içerisinde demokratlık, lâiklik ve sosyal hukuk anlayışının olmadığı muhakkaktır. Doğal olarak bu kültürle yetişenler görevlerinde kendilerinden olmayanları ve kendileri gibi düşünmeyenleri kesinlikle  kabul edemezler. Yılardır Milli Eğitimin Bakanlığında sözde yetkili olan yetersizler, buna bir çözüm üretmemektedirler. Oysa ortaöğretim okullarının bünyesinde eskiden çok yaygın olarak faaliyet gösteren pansiyon bölümlerini yaygınlaştırmayarak hatta çoğunu kapatarak tarikat yurtlarının yayınlaşmasına imkan sağladılar. Mevcut pansiyonlara ve yatılı bölge okullarına ise hükümete yakın olan sendika içerisinde etkin olan tarikat mensupları, buralara gerekli atamaları yaparak tarikat faaliyetlerini etkin olarak yürütebilmektedir.  Sonuç olarak tarikatların genel felsefesi olan ‘’bizden  ve bizden olmayanlar ayrımcılığının’’ Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir tehlikenin işareti olarak görülmesinin gerektiği  ve bu hususta geç kalınmaması gerekti her Türk Vatandaşının bilmesi gerekmektedir.

 

     9–TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİNDE OKUL BAZLI YAPILANMA;

          GİRİŞ: Bugün  gelişmiş ülkeleri bu aşamaya getiren sihirli gizli güç her alanda yaratıcı düşünceye sahip başarılı  kimseleri ilgi alanları ve yetenekleri  yönünde gelişmesi için uygun eğitim ortamını  sağlanmış olmalarının yanı sıra yetenekli ve başarılı öğrencileri desteklenmek suretiyle onların yaratıcı güçlerinin kendi toplumu ve diğer toplumların refahına hizmet edecek ürünlere dönüştürülmesine katkı vermiş olmaları sayesindedir.

          Ülkemizde de başarılı ve özel yeteneğe sahip öğrencilerin her alanda desteklenmesi ve teşvik edilmesi için  Türk Eğitim Sisteminde gerekli yenilikleri ve  değişiklikleri yapmak zorundayız.  Bu suretle yaratıcı çocuklarımızın yaratıcı güçlerini ürüne dönüştürerek her alanda toplumumuzun çağdaş düzeye erişmesini sağlayabiliriz. Çünkü ulusların en büyük gelişme potansiyeli o ulusu oluşturan insanların yaratıcı güçleridir. Bu gücü toplumun kalkınmasında kullanmak için başarılı ve özel yeteneğe sahip öğrencileri erken tespit ederek onları “Başarı ve Özel Yetenek Bursları” ile  teşvik etmekle mümkün olabilecektir.

        Her toplum için en önemli eğitim sorunu yaratıcı niteliklere sahip  başarılı öğrencileri tespit ederek, onları teşvik etmek, desteklemek ve geliştirmektir. Çünkü başarılı ve yaratıcılık niteliklerine sahip olan kimseler; hem üyesi bulunduğu toplum hem de tüm insanlığın gelişmesi için en önemli gelişim potansiyelidirler. Dünyada insanlar için her alanda yapılan icatlar; başarılıların eseri olmuştur. Bundan sonra yapılacak yenilik, icat ve reformlar da onların eseri olacaktır. Başarı düzeyi en düşük olan okullara/öğrencilere büyük bir dinamizm kazandırabilir ve başarı düzeyleri ülke genelinde 1-2 yıl içerisinde istenilen düzeye çıkarabilir.

        Asıl hedefimiz ise TEOG(Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş)  Sistemini okul bazlı teşvik etmek ve Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçişte yeni bir yapılanmayı hedeflemektir. Ortaokullarda Sınıflar bazında(5’inci, 6’ıncı, 7’inci ve 8’inci, sınıflarda o  okulun ve ilgili sınıfın ( 1., 2., 3.’üncü öğrencilerini)  başarı veya özel yetenek bursu vermek için belirlerken 4.’ Üncü öğrencisinden başlayarak..….(sonuncu öğrencinin puanını belirlenecektir). Örneğin A okulun 5’inci, 6’ıncı, 7’inci ve 8’inci, sınıflarında Türkçe Dersinde  1.’inci olan öğrenci 1000 puan alırken 2.’inci olan öğrenci ise  999 puan ve 10.’uncu olan öğrenci 990 puan  alacaktır(puanlar örnektir değişebilir). Aynı şekilde A okulun 5’inci, 6’ıncı, 7’inci ve 8’inci, sınıflarında Matematik Dersinde  1.’inci olan öğrenci 1000 puan alırken 2.’inci olan öğrenci ise  999 puan ve 10.’uncu olan öğrenci 990 puan  alacaktır. 4 yılın sonunda 8’inci sınıfı bitiren her öğrencinin okul başarı puanlarının ortalaması ve özel yetenek puanların ortalamaları belirlenmiş olacaktır.  Bu puanların %60  o öğrencinin Okulundaki Özel Yetenek ve Başarı Puanlarını belirler. 8’inci sınıflar mezuniyet sonrası Ulusal düzeyde yapılacak genel sınav sonucunda alınan puanların %40 ile birlikte toplanıp ortalaması alındığında öğrencinin TEMEL EĞİTİM PUANINI belirlenir. Sistem geliştirilerek aynı şekilde Ortaöğretim kurumlarına uygulanarak yükseköğretime geçişte için kullanılacaktır. Sistem okul bazlı bir değerlendirmeyi esas almıştır. Her okul önem arz eder. Seçilmiş veya belirli ailelerin yönlendirildiği okullar kadar köy ve kırsal alan okulları da aynı düzeye getirilmiş olunacaktır. En önemlisi her okul dinamizme kavuşmuş olunacak ve mevcudu fazla büyük okulların mağduriyeti ise Ulasal düzeydeki sınavlarla giderilmiş olunacaktır. Mevcut sistemde; köy, gecekondu ve küçül yerleşim yerlerinde öğretmensizlik ve imkansızlıklar içinde okuyan  eğitim düzeyi yönünde geri bırakılmış öğrencilerimizin istenilen  üniversitelere  girmeleri mümkün olmadığı gibi KPS sınavlarında da başarılı olamayacaklarından devlet memuru olamayacaklardır.

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİNDE OKUL BAZLI YAPILANMA’ nın  uygulanma yönergesi;

   Amaç ve Kapsam MADDE 1-  Bu yönergenin amacı, Türk Gençliğinin Atatürk ilkeleri, Anayasa ve Türk Milli eğitiminin amaçları doğrultusunda bedenen, ruhen ve fikren sağlıklı, vatan ve milletini seven, dürüst ve mutlu olarak yetişmelerine; okul içi ve okul dışı serbest zamanlarını sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerle değerlendirerek yapıcı ve yaratıcı yeteneklerini geliştirmelerini sağlamak,  Türk toplumunun geleceğinin teminatı olarak yetişmelerine katkıda bulunmak amacıyla Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş  Sisteminde Okul Bazlı Yapılanma projesi kapsamında ortaokullarda 5-8 . sınıflar  düzeyinde  başarılı  öğrencilere ve ayrıca bu okullarda  özel yetenekli öğrencilere  bir sonraki  öğretim yılı süresince teşvik  amacıyla verilecek olan   BAŞARI ve ÖZEL YETENEK BURSU   kurallarına ilişkin esasları düzenlemek ayrıca  TEOG(temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş)  Sistemini okul bazlı teşvik etmek ve  yeni bir yapılanmayı hedefler.

Dayanak MADDE 2-  Bu Yönerge;  1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanun’un 2.,8.,13.,23.’üncü maddelerine  dayanılarak hazırlanmıştır.

Gerekçe MADDE 3-  : İnsanlığın geleceği yaratıcı ve başarılı  insanlara ve onların yaratıcılığına özgü eğitime bağlıdır. Toplumların sahip oldukları tüm orijinal ve üstün eserler yaratıcı düşünceye sahip insanların yarattığı  eserlerdir. Her toplum için en önemli eğitim sorunu yaratıcı niteliklere sahip  başarılı öğrencileri tespit ederek, onları teşvik etmek, desteklemek ve geliştirmektir. Çünkü başarılı ve yaratıcılık niteliklerine sahip olan kimseler; hem üyesi bulunduğu toplum hem de tüm insanlığın gelişmesi için en önemli gelişim potansiyelidirler. Dünyada insanlar için her alanda yapılan icatlar onların eseri olmuştur. Bundan sonra yapılacaklar da onların eseri olacaktır. Bugün  gelişmiş ülkeleri bu aşamaya getiren sihirli gizli güç her alanda yaratıcı düşünceye sahip başarılı  kimseleri yetenekleri yönünde ve seviyesinde gelişmesi için uygun eğitim ortamını  sağlanmış olmalarının yanı sıra toplumca başarılı kişiler desteklenmek suretiyle onların yaratıcı güçlerinin kendi toplumu ve diğer toplumların refahına hizmet edecek ürünlere dönüştürülmesine katkı vermiş olmaları sayesindedir. Ülkemizde de başarılı ve özel yeteneğe sahip öğrencileri her alanda desteklenmesi ve teşvik edilmesi için  Türk Eğitim Sisteminde gerekli yenilikler ve  değişiklikler yapmak zorundayız.  Bu suretle yaratıcı çocuklarımızın yaratıcı güçlerini ürüne dönüştürerek her alanda toplumumuzun çağdaş düzeye erişmesini sağlayabiliriz. Çünkü ulusların en büyük gelişme potansiyeli o ulusu oluşturan insanların yaratıcı güçleridir. Bu gücü toplumun kalkınmasında kullanmak için başarılı ve özel yeteneğe sahip öğrencileri erken tespit ederek onları “Başarı ve Özel Yetenek Bursları” ile  teşvik ederek mümkün olabilecektir. Ayrıca  TEOG(Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş)  Sistemini okul bazlı teşvik ederek  yeni bir yapılanmayı  ülkeye kazandırmaktır.

Tanımlar MADDE 4-  Bu yönergede adı geçen,

Öğrenci Başarı Bursu ve puanlandırılması : Eğitim-Öğretim yılı sonunda tüm ortaokulların  5.6.7 ve 8. Sınıflarda, Türkçe, Matematik,  Sosyal Bilgiler,  Fen Bilimleri………    derslerinde sınıflar  düzeyinde 1’inci, 2’inci 3’üncü  öğrencilere  bir sonraki  öğretim yılı süresince verilecek olan   ödülü ve ayrıca her derste ilgili okulun sınıflar düzeyinde1’inci, 2’inci 3’üncü   4.’ Üncü öğrencisinden başlayarak ………….(sonuncu öğrencinin puanını belirlemek) ortaöğretim kurumlarında ise 9.10.11 ve 11. Sınıflarda, Türkçe, Matematik,  Fizik,Kimya,Biyoloji, Tarih……………    derslerinde sınıflar  düzeyinde 1’inci, 2’inci 3’üncü  öğrencilere  bir sonraki  öğretim yılı süresince verilecek olan   ödülü ve ayrıca her derste ilgili okulun sınıflar düzeyinde 1’inci, 2’inci 3’üncü  ve 4.’ Üncü öğrencisinden başlayarak ………….(sonuncu öğrencinin puanını belirlemek)

Öğrenci Özel Yetenek Bursu ve puanlandırılması: Eğitim-Öğretim yılı sonunda  okul bazında tüm ortaokullar ve ortaöğretim okullarında  güzel sanatlar, güzel ahlak, etkin dil kullanımı, spor, topluma hizmet çalışmaları ve ayrıca çeşitli sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliklerde üstün başarı gösteren, örnek davranışlar sergileyen özel yetenekli  öğrencilere  bir sonraki  öğretim yılı süresince verilecek olan  ödülü ve ayrıca bu derste ilgili okulun sınıflar düzeyinde 1’inci, 2’inci 3’üncü  ve 4.’ Üncü öğrencisinden başlayarak ………….(sonuncu öğrencinin sıralaması ve bu sıralamaya verilen puanını belirlemek).

 Derslerde Başarı: Ülke geneli tüm ortaokul ve ortaöğretim okullarının  5.6.7.8 9.10.11 ve12 Sınıflarda,  belirlenen derslerde  öğretmenlerin birlikte düzenlediği ortak sınavlar ile sınıf düzeyindeki sınavların   aritmetik  ortalamasına göre sınıflar ve anılan dersler düzeyinde  1’inci, 2’inci 3’üncü   ve 4.’ Üncü öğrencisinden başlayarak ………….(sonuncu öğrencinin başarı sıralamasını ve bu sıralamaya tekabül eden puanı.) 

 Koşullar, Öğrencilerin Belirlenmesi MADDE 5- "Öğrenci Başarı Bursu veya " Öğrenci Özel Yetenek bursu" verilebilmesi için öğrencilerin aşağıda belirtilen koşulları sağlamaları gerekir.

 a- Başarı Bursu alma koşulları : Ülke geneli tüm ortaokulların 5.6.7.8  Sınıflarda, Türkçe, Matematik,  Sosyal Bilgiler,  Fen Bilimleri   derslerinde  İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 36.Maddesi uyarınca öğretmenlerin birlikte düzenlediği ortak sınavların aritmetik ortalaması ile sınıf düzeyinde yapılan sınavlarda alınan  puanların aritmetik ortalamasına göre sınıflar ve anılan dersler düzeyinde 1’inci, 2’inci 3’üncü  öğrencilerin disiplin durumu  bir sonraki ders yılı başında yapılacak  olan  Öğretmenler Kurulu toplantısında   görüşülerek öğrenci davranışlarına aykırı bulunmayan  başarılı öğrenciler o ders yılı süresince her ay  Başarı Bursunu almaya hak kazanırlar ve 4.’ Üncü öğrencisinden başlayarak ………….(sonuncu öğrencinin puanını belirlenir ) .  Ortaöğretim  okullarında belirlenen dersler bazında aynı uygulama mevzuat çerçevesinde  yapılarak her okul öğrencisinin dersler bazında her yıla ait başarısı tespit edilerek puanlandırılır.Öğrencinin  üniversiteye girişinde en azında %40-50 etkili olacağından öğrencinin  başarılı olduğu derslere ve alanlara yönelmesi kendiliğinden  sağlanacaktır.

b-Özel Yetenek Bursu alma koşulları: Eğitim-Öğretim yılı sonunda Ülke geneli tüm ortaokul ve ortaöğretim okullarında  güzel sanatlar, güzel ahlak, etkin dil kullanımı, spor, topluma hizmet çalışmaları ve ayrıca çeşitli sosyal, kültürel ve sanatsal etkinliklerde üstün başarı gösteren, örnek davranışlar sergileyen özel yetenekli  öğrencilerin disiplin ve yeterlilik durumu bir sonraki ders yılı başında yapılacak  olan  Öğretmenler Kurulu toplantısında  görüşülerek “ Özel Yetenek Bursu “almaya hak kazananlar belirlenir ve bu öğrenciler  o ders yılı süresince her ay Özel Yetenek Bursu  verilir. Öğrenci mevcudu 300’e kadar olan okullarda  en fazla 3, öğrenci mevcudu 300’ün üzerinde olan okullarda  ise Özel Yetenek Bursu alabilecek öğrencilerin sayısı  toplam öğrenci mevcudunun  % 1’ ni geçemez. Şeklinde düzenlenebilir.

Özel Yetenek ve Başarı Bursu  Miktarı ve ödeme süresi MADDE 6: Özel Yetenek ve Başarı Bursu Eylül ayında başlar ders yılı süresince(10 ay) devam eder. Özel Yetenek Bursu örneğin 50 Lira. Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler  ile Fen Bilimleri Derslerinin  5-8 sınıflarında (bir önceki eğitim öğretim yılının 4-7 sınıfları)  1’lik bursu 30 Lira, 2’cilik  bursu 20 lira, 3’lük bursu 10 Lira. Aynı öğrenci birden fazla bursu  hak ettiği durumlarda;  en fazla olan burslardan birini tam olarak alırken, diğer  hak ettiği  bursların %50’sini(yarısını) alır. Burs miktarını artırmaya veya azaltmaya MEB yetkili olacaktır. Ortaöğretim okullarında da dersler bazında ve sınıflar düzeyinde belirlenen burs miktarı ders yılı süresince(10 ay) devam eder.

Okullarda  başarılı ve özel yeteneğe sahip öğrencileri her alanda desteklenmesi ve teşvik edilmesi için  yaratıcı güçlerini ürüne dönüştürerek her alanda toplumumuzun çağdaş düzeye erişmesini sağlamak için Gençlik Spor İl Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları, muhtelif sanat kuruluşları, dernek, vakıf  ve sivil toplum kuruluşları ile gerekli işbirliği sağlanmak suretiyle başarılı ve özel yetenekli öğrencilerle iletişimini, koordinasyon ve eşgüdümünü sağlamak,  okulların gelişimi için tüm paydaşların etkin katılımı sağlamak ve iyileştirici çalışmaların başlatılması için il ve yerel düzeyde profesyonel destek alınmasını  sağlamak,  uygulama sonuçlarını deneysel bilgilere ve istatistiklere dayalı olarak raporlaştırmak, okulların, öğrenen okullara dönüştürülmesini sağlamak  böylelikle, okulların çocuğu odak alarak ve destekleyerek kendisini gerçekleştirmesini, istenilen  öğrenim hedeflerine ulaşma, aktif öğrenme ve öğretme, teknoloji kullanımı, sınıf yönetimi , liderlik, okul, aile ve toplum işbirliği ve başarı göstergeleri konusunda  istendik evrensel standartlarda birleşmelerini sağlamak amacıyla okul , il ve ilçelerde gerekli kurul ve komisyonlar kurulur.

           Sonuç olarak ; hamasi nutuklarla ülkemizin eğitim düzeyini düzeltmemiz mümkün görülmemektedir.  Her alanda yaratıcı düşünceye sahip başarılı  öğrencileri yetenekleri yönünde geliştirilmesi için uygun eğitim ortamlarını  sağlamanın  yanı sıra okullardaki başarılı öğrencilerimizi desteklenmek suretiyle onların yaratıcı güçlerinin toplumun ve diğer toplumların refahına hizmet edecek ürünlere dönüştürülmesine katkı vermekle sağlayabiliriz. Bu suretle yaratıcı çocuklarımızın yaratıcı güçlerini ürüne dönüştürerek her alanda toplumumuzun çağdaş düzeye erişmesini sağlayabiliriz. Çünkü ulusların en büyük gelişme potansiyeli o ulusu oluşturan insanların yaratıcı güçleridir. Bu gücü toplumun kalkınmasında kullanmak için başarılı ve özel yeteneğe sahip öğrencileri erken tespit ederek onları “Başarı ve Özel Yetenek Bursları” ile  teşvik etmek suretiyle mümkün olabilecektir. Ortaokul ve ortaöğretim okullarında yaratıcı niteliklere sahip  başarılı öğrencileri tespit ederek, onları teşvik etmek, desteklemek ve geliştirmek ortak amaç ve ilkelerimiz olmalıdır.

          Bu amaç ve ilkeler çerçevesinde öğrencilerin ilgi ve kabiliyetleri oranında desteklenmeleri, teşvik edilmeleri gerekmektedir. Bilgi çağında, katma değer üreten bilim adamına, sanatçıya ve yaratıcı düşüncelere ihtiyacımız vardır. Geleceğimizin sporcu ve sanatçılarımızı ağır matematik, fizik kimya veya hiç alakası olmayan derslerle yıpratmanın anlamı olmadığı gibi bu ülkenin üst düzey matematik ve fen bilimlerinde katma değer üretebilecek gençlerimizi de hiç alakası olmayan derslere tabi tutmamızın da bir anlamı bulunmamaktadır. Bunun içindir ki ilgi sınıfları hayata geçmeli ve öğrencilerimiz, okul yaşamları süresince edindikleri bilgi ve becerileri doğrultusunda yüksek öğretime yönlendirilmelidir. Çünkü başarılı ve yaratıcılık niteliklerine sahip olan kimseler; hem üyesi bulunduğu toplum hem de tüm insanlığın gelişmesi için en önemli gelişim potansiyelidirler. Dünyada insanlar için her alanda yapılan icatlar onların eseri olmuştur. Bundan sonra yapılacaklar da onların eseri olacaktır.  Başarı ve Özel Yetenek Bursları ile Başarı düzeyi en düşük olan okullara büyük bir dinamizm  kazandırabilir ve başarı düzeyleri 1-2 yıl içerisinde istenilen düzeye çıkabileceği gibi öğrenci ilgi ve kabiliyetleri yönünde ilgili üniversitelere öncelikli yerleşebilecektir. Ayrıca merkezi okullar ile küçük ve kırsal yerleşim okul öğrencilerin başarı düzey puanlarının %50-60 eşit olacağından tüm ülke genelinde kırsal alan okul öğrencilerine de imkan ve fırsat eşitliği sağlanacaktır.  TEOG(Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş)  Sistemi,  okul bazlı teşvik ve destek göreceğinden köy ve kırsal bölgelerin başarılı öğrencileri de istediği ortaöğretim okullarına ve istemeleri halinde  yüksek öğrenimlerini yapabileceklerdir.

 

    Sonuç olarak;(özet):

       -Bakanlık merkez-taşra teşkilatı ve okul yöneticilerinin seçimini ve yükselmesi liyakat, yeterlilik ve bilimsel ölçütlere bağlanmalı,.

        -Sınıf tekrarı kaldırılarak, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre her düzeydeki okulda ilgi sınıfları oluşturulmalı,

        -Okullarımızdaki kantin, servis, kitap, yardımcı kitap ve eğitim materyalleri  sömürüsü sonlandırılarak, velilerin etkili olduğu bir yapılandırılmaya gidilmeli,  

          -Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş  Sisteminde Okul Bazlı Yapılanma projesi kapsamında ortaokullarda 5-8 . sınıflar  düzeyinde,   başarılı  öğrencilere ve ayrıca bu okullarda  özel yetenekli öğrencilere  bir sonraki  öğretim yılı süresince teşvik  amacıyla  Başarı ve Özel Yetenek Bursları ile desteklenmelidir.  Başarı ve Özel Yetenek Bursları ortaöğretim kurumlarında da yaşama geçirilerek öğrencinin üniversitelere girişlerinde  Başarı ve Özel Yetenek puanlarının %50 değerlendirmeye alınmalıdır.

         - Ortaokulların 5.’ini sınıfından sonra olmak üzere  6. 7.ve 8.’inci sınıflarında genel ortaöğretime gidemeyecek öğrencilerin  yönlendirileceği mesleki ve teknik ortaokullar  açılmalıdır.

           -Resmi ve Özel okullarda  verilen  yabancı dil  farklılığı  kaldırılarak, yabancı dil öğrenimi, devlet okullarında seçmeli ders olmalı ve  istenilen düzeyde  dil eğitimini alan öğrenci velilerine maddi destek verilmelidir.

            - Özel Eğitimde gerekli tedbirler ve sağaltımlar yapılmalıdır. Engelli bireylerin velilerinde mevcut olan ‘’benden sonra bu çocuk ne olacak’’ kaygısına çözün bulunmalıdır.

            -Tarikatların Özel Ortaöğretim Öğrenci Yurtlarının yaygınlaşmasını önleyecek tedbirlerin alınması gerekmektedir.

-Öğretmenlerin  hizmetiçinde yetiştirilmesi, tamamlatılması ve başarı düzeyine dayalı istihdam edilmesi ve performans düzeyini esas alan  ücretlendirilme sistemine geçilmesi sağlanmalı, kırsal alanlara üstün başarılı öğretmenler farklı ücretlendirme ile en fazla üç yıllığına verilmeli ve üç yıl kırsal alanda çalışan öğretmenler özendirilmeli ve teşvik edilmeli,

     -Öğretmenlerin, hizmet öncesi  en az iki branşta yetiştirilmesi ve okullarda çalışma sistemleri branş ve yeterliliği yönüyle değerlendirilmelidir

       Zaman çözüm üretmek ve çözüm zamanıdır düşüncesiyle ...06.01.2021

 

 

 

 

                                                                                                 Hüseyin TURAN

                                                                                              Emekli Maarif Müfettişi

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)