https://dogakoleji.k12.tr/basvurular/lgs

“Yeteneksiz çocuk yoktur, yeteneği keşfedilmemiş çocuk vardır”

Prof. Dr. Burhan Şenatalar: "Yeteneksiz çocuk yoktur yeteneği keşfedilmemiş çocuk vardır. Bir eğitim sistemi her çocuktaki cevheri yakalayabildiği takdirde her genç özgürleşecek ve gençler kendi sevdiği alanda kendini kanıtlayabilecektir."

“Yeteneksiz çocuk yoktur, yeteneği keşfedilmemiş çocuk vardır”
Eğitim
Güncelleme : 19-May-22 09:51

Doğa Koleji tarafından düzenlenen “DOĞA TALKS” ilham veren konular ve konunun uzmanı konuşmacılarla tüm hızıyla devam ediyor. Doğa Koleji Acarkent Kampüsünde gerçekleşen DOĞA TALKS Konferansı’nda İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Ekonomi Bölüm Başkanı ve Doğa Koleji Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Doğa Ailesi ile buluştu. Prof. Dr. Burhan Şenatalar, 1925’te Milli Eğitim Bakanı olan Mustafa Necati’nin eğitim alanına yaptığı önemli katkılarından ve Köy Enstitülerinden söz ederek bugün eğitim alanında neler yapılması gerektiğini dinleyiciler ile paylaştı.
Doğa Kolejinin düzenlediği “DOĞA TALKS” Konferansı’nın 4’üncüsü İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Fakültesi Ekonomi Bölüm Başkanı ve Doğa Koleji Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar’ın “Yoksul Bir Ülkenin Olağanüstü Eğitim Bakanı” sunumuyla Doğa Koleji Acarkent Kampüsünde gerçekleşti. Konferansa Doğa Koleji yönetim kurulu, Doğa ve BİLGİ yöneticileri, Doğa Koleji öğrencileri ve öğretmenleri katıldı. Konferans, tüm Doğa Ailesi’nin çevrim içi katılımına açık olarak düzenlendi.
Geçmişten günümüze Türkiye’de eğitimi anlatan Prof. Dr. Burhan Şenatalar, 1920’lerin Türkiye’sinde ekonomide kısır döngüler yaşandığını kaydederek “Bu kısır döngüyü kırmak için neler yapılması gerekiyordu? Türkiye’nin eğitimi ile ilgili neler yapılması gerekiyordu? 1928’de ciddi bir reform yapıldı. Arap harfleri bırakılarak Latin Alfabesine geçildi ve Türkçe Alfabe belirlendi. Okullar açmak, öğretmen yetiştirmek, okullaşma oranını yükseltmek, yetişkin eğitiminde atılım yapmak gerekiyordu. Peki nasıl bir eğitim felsefesi olacaktı? En önemli soru buydu. Burada en önemli isim Mustafa Necati karşımıza çıkıyor.” dedi.

“Türkiye’de eğitimin ve Köy Enstitülerinin temelleri Mustafa Necati döneminde atıldı”
1894 doğumlu Mustafa Necati’nin öncelikle özgeçmişinden söz eden Prof. Dr. Burhan Şenatalar,
1925’te Eğitim Bakanı olarak görev yapan Mustafa Necati’nin önemli başarılara imza attığını kaydederek şunları söyledi:
“Öğretmen, avukat, milletvekili, adalet bakanı, eğitim bakanı, her şeyden önce bir devrimci… Harf Devrimi’nden Kuva-yı Milliye’ye birçok alanda önemli rol oynamış Mustafa Necati önemli başarılara imza attı. Mustafa Necati, Milli Eğitim Bakanı oldu ve Türkiye’de eğitime dair iyi olan ne varsa temelini attı. Harf İnkılabı da Mustafa Necati’nin eğitim bakanı olduğu dönemde gerçekleşti. Mustafa Necati eğitim sistemine hem dinamizm getirmiş hem motivasyon kazandırmış, Atatürk devrimlerinin yerleşmesi için büyük çabalar göstermiştir.” dedi.
Mustafa Necati’nin öğrenci, öğretmen ve eğitime bakış açısının özgürlükçü, dayanışma ve birlik içerisinde, katılımcı, kişinin iletişim becerileri ve özgüven kazandığı temeller üzerine olduğunu ifade eden Prof. Dr. Burhan Şenatalar, Mustafa Necati’nin köyde bulunan çocukların köyde, köy koşullarına göre okutulması gerektiği düşüncesinin 1940’ta kurulan Köy Enstitülerinin de temellerini attığını vurguladı.

Köy Enstitülerin ayakta kalması mümkün mü tekrar açılabilir mi?
Öğrencilerden gelen soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Burhan Şenatalar, “Köy Enstitülerin ayakta kalması mümkün mü tekrar açılabilir mi?” sorusunu şöyle cevapladı:
“Köy Enstitüleri dönem için çok önemli ve başarılı bir projeydi. İsmail Hakkı Tonguç ve Mili Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel önemli bir gelişmeye imza attı. Türkiye’de nüfusun çok önemli bir kısmı köylerdeydi. Köylerden öğrenci alarak şehirlere getirip ve şehirlerde okutmak hem çok maliyetliydi hem de çoğu aile çocuklarını göndermeyebilirdi. Türkiye’nin belli yerlerinde Köy Enstitüleri kuruldu. Toplamda 21 tane kuruldu ve verdiği mezun sayısı 21 bindir. Felsefesi şu; yardımlaşma, dayanışma, karma eğitim olması, mutlaka herkesin bir müzik aleti çalması ve köy sorunlarına ilgi duyması. Bir anlamda sosyal sorumluluk taşıması… Dolayısıyla onlar bir yandan sıva yapmasını öğreniyor bir yandan marangozluk öğreniyorlar, tabiat bilgisi, iyi buğday nasıl yetişir onu öğreniyorlar. Yani köylünün ihtiyaç duyduğu şeyleri öğreniyorlar. O açıdan başarılı bir projeydi. Bugün ise Türkiye bambaşka bir Türkiye. Bugün artık farklı modeller düşünmek zorundayız. 21. yüzyılda kuracağımız okullar özgürlükçü ve güçlendirici olmalı, gençlerin özgüvenini destekleyerek becerilerini ortaya çıkarmalı. Çok inandığım bir söz vardır: ‘Yeteneksiz çocuk yoktur yeteneği keşfedilmemiş çocuk vardır.’ Bir eğitim sistemi her çocuktaki cevheri yakalayabildiği takdirde her genç özgürleşecek ve gençler kendi sevdiği alanda kendini kanıtlayabilecektir. Bunun için altyapı olması lazım. Okullarımızın hepsinin özgürlük yuvası olacağına inancımız olması gerekir. Herkesin görüşünü almaya açık olunmalı. Herkesin bireyci olduğu bir çağ kapanıyor. İklim krizi, ekonomik kriz tüm dünyayı etkiliyor. Dayanışmaya, birlikte olmaya eskisinden daha çok ihtiyacımız var.”
Prof. Dr. Burhan Şenatalar’ı kampüslerinde ağırlayan öğrenciler, eğitim adına Türkiye geçmişine ışık tutan önemli bilgiler edindiklerini ifade ederken Prof. Dr. Burhan Şenatalar, öğrencilerle birlikte olmaktan mutlu olduğunu ve Doğa Ailesine teşekkür ettiğini dile getirdi.

 

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)