adscode

YKS eğitimdeki eşitsizlik ve adaletsizliklerin gölgesinde yapılacak

Eğitim Sen hafta sonu yapılacak YKS üzerinden eğitimdeki eşitsizliğe ve sınav merkezci anlayışa dikkat çekti.

YKS eğitimdeki eşitsizlik ve adaletsizliklerin gölgesinde yapılacak
Sendikalar
Güncelleme : 27-Jun-21 13:49

MEB'in, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini keşfetme ve geliştirme sürecine katkı sunup istedikleri okulda okuma koşullarını sağlamak yerine, sınavları merkezine alan bir yaklaşımla hareket ettiğini belirten Eğitim Sen'in konuya ilişkin açıklamaları şöyle:

Öğrencilerimiz ve velilerimiz etüt-dershane-özel kurs-özel okul kıskacından çıkamamaktadır. Bu durum farklı ilgi ve yeteneklerini anlamaya, geliştirmeye ve gerçekleştirmeye fırsat bulamayan milyonlarca öğrencinin ilgi ve yeteneklerinin sönüp yok olmasına yol açmaktadır. Sınav merkezli yaklaşım öğrencilerimizin yeteneklerinin keşfedilmemesi ve yitip gitmesiyle sonuçlanmaktadır. Toplumumuz açısından büyük bir değer yitimi anlamına gelen bu süreç, eğitimde özelleştirmenin derinleşmesini de beraberinde getirmektedir. Eğitimin, öğrenci ve veliyi müşteri olarak gören bir bakış açısıyla rant alanına dönüştürülen ve giderek yozlaşan etüt-dershane-özel kurs-özel okul sisteminden ve sınav odaklı olmaktan çıkarılması gerekmektedir.

 

Sınav yoluyla yapılan eleme ve yönlendirmeler, zaten eşit olmayan bir eğitim sistemi içinde yeni eşitsizlikler ve adaletsizlikler yaratmaktadır. Sınavda yüksek puan almayı başarı gibi sunan ve eğitim hizmetinin niteliği ile farklılaşan değerlendirme ölçütleri, toplumdaki çeşitli dezavantajlı gruplar açısından ciddi olumsuzluklar taşımaktadır. Kültürel ve çevresel uygunluk açısından eğitim sisteminin beklentilerine karşılık vermekte başarısız olabilecek farklı özellikteki çocukların standart sınav uygulamaları üzerinden yarıştırılmasının hiçbir sağlıklı yanı yoktur.

Sendikamızın “Eğitim Sen Uzaktan Eğitime Yakından Bakıyor” başlığı ile duyurduğu araştırma sonuçlarında, lise öğretmenlerine göre öğrencilerin uzaktan eğitime ortalama katılım oranı oldukça düşüktür. Öğretim düzeyleri arasında en düşük çevrimiçi ders izleme oranı lise öğrencilerinde görülmektedir. Öğretmenlerin %70’inin görüşlerine göre, öğrencilerin en çok %20’si çevrimiçi derslere katılmaktadır. Yani öğretmenlerin oldukça büyük bir kısmına göre öğrencilerin çevrimiçi derslere katılımı, sınıf listesinin %20’sinin altında kalmıştır. Bu çok çarpıcı bir orandır. Derslere öğrencilerin %21 ile %40’ı arasında katıldığını ifade eden lise öğretmenlerinin oranı %18’dir. Lise öğrencilerinin %41’den daha fazlasının derslere katıldığını belirten öğretmenlerin oranı sadece %12’dir. Çalışmanın en önemli sonuçlarından birisi, liselerde kısmen düzenli bir uzaktan eğitim aldığını ifade eden öğrencilerin oranının sadece %12 olmasıdır. Bu bulgulara göre “uzaktan eğitim” liselerde neredeyse yoktur.

Bu araştırma sonuçları da göstermektedir ki; eğitimde uzun yıllardır var olan eşitsizlikler salgın ve uzaktan eğitim sürecinde daha önce hiç olmadığı kadar derinleşmiştir. Buna rağmen uzaktan eğitim koşullarının sonuçları üzerinden yapılacak olan YKS sınavında müfredat ve ders içerikleri tüm farklılıklar dikkate alınarak değerlendirilmemiştir. Uzaktan eğitime erişemeyen öğrencilerin içinde bulunduğu koşullar dikkate alınmamıştır. Milyonlarca öğrencinin uzaktan eğitime erişimde çok ciddi sorunlar yaşadığı bir dönemde her şey yolundaymış gibi hareket etmek doğru değildir. Yüz yüze eğitimle kıyaslanamayacak kadar dar ve sınırlı olanaklarla yapılan uzaktan eğitimde ve canlı derslerde, bilgisayarı, interneti ve hatta televizyonu olmadığı için derslere katılamayan öğrencileri yok saymak, sınavda sorumlu oldukları müfredatı yüz yüze eğitime göre değerlendirmek büyük bir haksızlıktır.

Eğitimin uzun zamana yayılan beklentileri ile sınavların ortaya çıkardığı pratik sonuçların giderek daha fazla ayrışmaya başlaması, sınavların sistem tarafından kendisinden beklenen işlevini bile yeterince yerine getiremediğinin kanıtıdır. Hangi biçim altında olursa olsun, sınavların içeriğinden biçimine, süresinden amacına kadar hemen hiçbir özelliğinin gerçek anlamda aday başarısını ölçmede yeterli olmadığını yaşanan örneklerden yola çıkarak görmek mümkündür. 

Türkiye’de eğitim sisteminden başlayarak düzeyler arası geçişler, okul türlerini tarif ve eğitim programları başta olmak üzere, eğitimin tüm tür ve düzeylerinin kamu tarafından ve kamusal kaynaklarla sunulması ve adil dağıtımının sağlanması, insancıl ve demokratik bir okul iklimi oluşturma gibi pek çok sorun varlığını sürdürmektedir.

İlköğretimden başlayarak üniversiteye kadar, sürekli olarak sınava endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması mümkün değildir. Öncelikli olarak yapılması gereken, öğrencilerimizi sınav cenderesinden kurtarmaktır. MEB eğitimin hiçbir kademesinde öğrencilere ve dolayısıyla ailelerine dayatmada bulunmamalı, ‘sınav merkezli’, ‘piyasacı ve rekabetçi eğitim’ anlayışı derhal terk edilmeli, öğrencileri birbiri ile rekabet eden değil, onları geliştiren, çok yönlü bilgi ve beceri kazandırıcı, kamusal, bilimsel ve nitelikli eğitim anlayışı benimsenmelidir.


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)