adscode

YKS'nin Geri Tarihe Çekilmesinin Olumsuz Sonuçları

Prof.Dr.Nizamettin KOÇ yazdı: Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) Geri Tarihe Çekilmesinin Olumsuz Sonuçları

YKS'nin Geri Tarihe Çekilmesinin Olumsuz Sonuçları
Medyada Köşe Yazarları
Güncelleme : 13-May-20 15:58

 

Prof.Dr.Nizamettin KOÇ

 

Giriş

YÖK, daha önceden 20 – 21 Haziran tarihlerinde yapılması planlanmış olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS)’nı, Koronavirüs nedeniyle, 25 – 26 Temmuz tarihlerine ertelemişti. Bu karar 2020 YKS’ye katılacak 2.5 milyon aday ve velileri başta olmak üzere, toplumumuzun tüm kesimleri tarafından çok olumlu ve yerinde bir karar olarak karşılanmıştı. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyeleri başta olmak üzere, konunun uzmanı bilim insanları, hemen hemen tüm kitle iletişim araçlarında, her gün bu salgın günlerinin daha uzun süre devam edebileceğini ve açıklanan önlemlere titizlikle herkesin uyması gerektiğini açıklarken “bir gece ansızın” sınav tarihinin bir ay geriye çekilmesi büyük bir şaşkınlık ve zihin karışıklığına neden olmuştur. Ani biçimde verilen bu kararın, katılacakları sınavın gelecekleri açısından önemine bağlı olarak adayların esasen yaşamakta oldukları stres ve kaygıları daha da artırdığı gözlenmektedir. “Hele de halihazırda kendisi veya ailesi Korona virüs nedeniyle tedavi görmekte olan adayların sınav tarihine kadarki süre zarfında sınav konularını yetiştiremeyeceklerine ilişkin kaygı duymaları ve mevcut kaygılarının artması”na neden olduğu da düşünüldüğünde… Özetle, bu “koronalı günlerde” adayların hem kendileri hem de ailelerinin sağlık durumları ile  ilgili yaşamakta oldukları endişeler eklendiğinde, bu durumun adayların “sınav başarıları”nı katlanarak olumsuz etkileyeceğini, diğer bir anlatımla düşüreceğini kestirebilmek zor olmasa gerek.

Ayrıca sınavda görev alacakların sağlıklarıyla ilgili riskler ve kaygı düzeylerinin görevlerini yerine getirmedeki zorlukları ile adaylara yansıtacakları olumsuz etkileri göz ardı edilemez.

YKS tarihinin bir ay geriye çekiliş kararından günümüze kadar sınava katılacak adaylar ile velileri üzerinde yarattığı olumsuzlukları ve kaygıları, bu öğrenciler ve velileri ile empati kurabilen her duyarlı insan üzüntü ile izliyordur. Yıllarını eğitime, eğitim bilimine adamış birisi olarak şundan eminim ki; sınav tarihinin geri çekilmesi yerine ötelenmiş olduğu yerde kalmış olsa idi, mevcut durumda ortaya çıkan birçok olumsuzluğun önüne geçilebilirdi. Yani, YKS’nin ilk ötelendiği tarih olan 25 – 26 Temmuz tarihlerinde yapılacak olsa idi, geleceğimiz olan gençlerimizin, “çalışma planları” ile “zihinsel kuruluşları”nın alt/üst edilmesi durumu ortaya çıkmayacak, “sınav başarıları” ve sağlıkları ile ilgili kaygıları şimdi ulaştırıldığı yüksek düzeylerde olmayacaktı.

 

Sınav tarihinin geriye çekiliş kararını izleyen günlerde yetkililer, “geriye çekiliş kararı ile birlikte, a) sınavda 30 dakika ek süre verileceği, b) barajın 10 puan düşürüleceği ve c) ikinci yarıyıl ders programlarından soru olmayacağı, kararlarının da alındığını açıklama yoluna gitmişlerdir. Bu karar ve açıklamalardan hiç birinin, “sınav tarihinin geriye çekilmesi” nin adaylar ve velileri üzerinde yarattığı olumsuz etkileri giderme noktasında yeterli olmadığı açıktır. Aynı şekilde, ÖSYM Başkanının 8 Mayıs 2020 tarihli basın organlarında yer alan “188 sınav merkezinde yaklaşık 2.5 milyon adayın gireceği YKS’nin sorunsuz uygulanması için Bilim Kurulu’nun ve Sağlık Bakanlığı’nın görüş ve önerileri doğrultusunda gerekli tüm önlemleri alıyoruz” biçimindeki açıklaması da ne yazık ki yaşanan endişeleri gidermekten uzaktır. Zira toplum olarak, her akşam televizyon ekranlarından izlediğimiz, Sağlık Bakanı, Bilim Kurulu üyeleri başta olmak üzere üniversitelerin yetkin alan uzmanlarının açıklamaları ile yukarıda belirtilen açıklama arasında ciddi çelişkilerin olduğu görülmektedir. Kısaca, YKS’nin ileri bir tarihe alınması gerekçesinde virüsün olumsuz etkisinin tümüyle geçmesi gibi olumlu bir değişiklik mi oldu da sınav tarihi tekrar geriye çekildi? Geriye çekilmesinin dayanağı olabilecek akademik, bilimsel kanıtlar olmadan adayların ve velilerinin olanı biteni rahat kabul edebilmelerini ve içlerine sindirebilmelerini nasıl bekleyebiliriz? Ayrıca, bu sınava katılacak adayların mezun olduğu ortaöğretim kurumlarının öğretmenleri ile yöneticilerinin yanı sıra,  bu sınavın sonuçlarına göre öğrenci kabul edecek yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları ile yöneticilerinin bu ani değişikliklerin akılcı bir temele dayandığını kabul etmeleri beklenebilir mi?

 

Burada önemle üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise; MEB ve YÖK tarafından sıklıkla dile getirilen her eğitim kademesinde “eğitimde kalite”yi ileri düzeylere taşıma söylemleri ile yukarıda belirtilen “barajın 10 puan düşürüleceği” ve “ikinci yarıyıl ders programlarından soru sorulmayacağı” kararları arasındaki çelişki ve tutarsızlıkların da göz ardı edilmemesi gerektiğidir. Tüm bunlar, bu kararlar alınırken konuya bir “sistem yaklaşımı” çerçevesinde bakılmadığının göstergeleri olabilir.

 

“Sınav süresi 30 dakika uzatılacaktır” gibi bir karar, “ölçme ve değerlendirmenin temel ilkeleri ile bağdaşan”, akademik bir dayanağı olmadan alınabilecek bir karar değildir. Sınav süresine ilişkin karar; sınavda kullanılan soruların sayısı, soruların güçlük dereceleri, bu soruları cevaplama durumunda olan adayların bulundukları gelişim evresi vb. faktörleri dikkate alan yaklaşımlarla “Ölçme ve Değerlendirme Uzmanları”nca yürütülen deneysel çalışmaların sonucu elde edilen kanıtlara dayanılarak verilebilecek bir karardır.

 

Sonuç

         Yaklaşık 2.5 milyon adayın katılacağı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), adaylar açısından, yükseköğretim programlarının sınırlı kontenjanlarına ve tercihlerine göre “Bir yükseköğretim programına girebilme/girememe” kararı gibi doğurguları olan çok önemli bir sınavdır. Yani “Yüksek Riskli (High-Stakes) Sınavdır.  Bu sınav ile ilgili bütün hazırlık ve uygulamaların “Ölçme ve Değerlendirmenin Temel İlkeleri” çerçevesinde gerçekleştirilmesi elzemdir. Sınav tarihleri bu kadar yaklaşmış, adaylar ile velilerinin sınav kaygısının yanı sıra Koronavirüs salgını nedeniyle endişeleri çok yüksek iken sınav tarihi ile “bir ileri, bir geri karar” değişikliğine gidilmesi hiç uygun olmamıştır. Ayrıca, sınav tarihinin tekrar geri alınması kararı;

  1. Her değerlendirme sürecinde, değerlendirilen bireylerin performanslarını/başarılarını etkileyen, biçimlendiren faktörler bakımından, bireylerin(adayların) gerçeklerinin dikkate alınması gerekir”(Genişlik-Kapsamlılık İlkesi),

 

  1. Bütün değerlendirme etkinliklerinin, ölçme ve değerlendirme uygulamalarının planlı bir biçimde ele alınması gerekir (Planlama İlkesi),

 

 

  1. Tüm değerlendirme etkinliklerinde olduğu gibi, “İyi bir test programının ayırıcı özelliklerinden birisi de ilgili tarafların (öğrenciler, veliler, öğretmenler, Okul Yöneticileri, Üniversite Öğretim Üyeleri ve Yöneticileri vb) etkili bir işbirliğine dayalı olmasıdır(İşbirliği İlkesi),

 

biçimlerinde ifade edilen ilkeler başta olmak üzere, “Ölçme ve Değerlendirmenin Temel İlkeleri” ne aykırı düşmektedir.

Sonuç olarak, eğitim politikalarımıza ve uygulamalarına yön veren yöneticilerimizin; “yükseköğretime giriş” gibi hayati öneme sahip bir karara temel teşkil eden sınav başta olmak üzere, milyonlarla ifade edilen öğrencilerimiz hakkında, verilen kararlarda “günübirlik” yerine, tüm ilgililerin “yerinde” olarak içlerine sindirebilecekleri kararları almaları toplumumuzun tüm kesimlerinin temel beklentisidir.

Bu beklentiyle Korona günlerinden normal yaşamımıza uzak olmayan bir dönemde geçebilmemiz umuduyla, sınavlara girecek tüm öğrencilerimize önce sağlık, sonra da başarılar dilerim.


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)