Ülkemizde öğrencilerin önemli bir kısmı özel okullara gidiyor. Geçen senenin rakamlarına göre bu sayı 1.500.000’in üstünde.
Özel okullar da bu öğrencileri kendilerine çekmek için farklı yöntemler uyguluyor.
Her ne kadar eğitim kurumu olsalar da var olan pastadan en yüksek payı almak için kıyasıya bir rekabet içindeler.
Kimsenin dikkatini çekmeyen bir “kurum” ise bu konuda açık ara lider durumda: Çekçek Koleji.
Özellikle büyük şehirlerde yaygın olan bu kurum, en yüksek öğrenci sayısına sahip olmasıyla biliniyor.
Kampüsleri genelde şehir merkezlerinde, atık ve çöp alanlarına yakın yerlerde kurulmuş.
En önemli özelliklerinden biri, öğrencilerin hiçbir engelle karşılaşmadan konteyner senin, çöp benim özgürce dolaşabilmeleri.
Kolejin öne çıkan bir başka yönü spor imkânları.
Çekçek Koleji öğrencileri sabahtan akşama kadar kilometrelerce yürüyebiliyor; sırtlarındaki ağırlık sayesinde sağlıklı bir vücuda sahip olabiliyorlar.
Araçların arasında, otoyollarda ve sokaklarda hız ile çevikliği öğreniyorlar. Daha ne olsun!
Bir diğer güçlü yönü ise sanata verilen önem.
Çocuklar çöp artıkları ve kömür benzeri maddelerle yüzlerine desenler çizebiliyor, küçücük vücutlarına geçici dövmeler yapabiliyorlar.
Dil eğitimini de unutmamak gerek.
Başta Türkçe olmak üzere Arapça ve Kürtçe konuştuklarını rahatça görebiliyoruz.
Bu sayede farklı kültürlerle de tanışıyorlar. Bir nevi Erasmus yani.
Okulun hemen her şehirde kampüsleri var.
Çocuklar sınıflara göre ayrılmıyor; ortalama 5–6 yaş ile başlayıp 17–18 yaşına kadar uzanan geniş bir profil görmek mümkün.
Hemen her gün yolda giderken karşılaştığımız bu çocuklar, hayatın tam ortasında yetişerek güçlü bir geleceğe hazırlanıyorlar(!)
İlgili kurumlarımız ise bu çocukları görmüyor, duymuyor ve rahatsız olmuyor.
Bu da sanırım okulun “popüler” olmasıyla ilgili.
Son olarak, bugünlerde ekonomik krizle birlikte yükselen eğitim ücretlerine de değinmek isterim:
Çekçek Koleji tamamen ücretsiz!
Üstüne bir de toplanan artıklarla orantılı olarak para kazanmak mümkün.
Bakanlığımızdan ricamız, bu durumu ödüllendirmeleridir.
Gerçi zaten görmezden gelerek bunu yapıyorlar.
Herkesten ricam, bu çocukların durumunu yüksek sesle dile getirerek görünür kılmanız olacak.
Zira her gün yanından geçtiğimiz bu öğrenciler adeta görünmez gibi kimsenin dikkatini çekmiyor.
Bir toplumun geleceği, en görünmeyen çocuklarının kaderi kadar güçlüdür.
Zor şartlarda görev yapan ve buna rağmen eğitim idealizminden taviz vermeyen tüm öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.

