Gençler sosyal ve ekonomik hayatın itici gücüdür. Türkiye her ne kadar genç bir ülke olarak sınıflandırılsa da son yıllarda sıkça duymaya başladığımız doğum oranlarının düşmesi ile orta-uzun vadede bu niteliğini koruyamayacak gibi duruyor.
Gelişmiş ülkeler büyük sıçramalarını eğitimli genç nüfuslarının tavan yaptığı dönemlerde gerçekleştirebilmiş. Bizde ise ne yazık ki hem eğitim konusunda hem de çalışma-üretkenlik konusunda elimizdeki altın fırsatı kaçırmak üzereyiz.
Cumhuriyet hatta Osmanlı tarihinin en büyük hedeflerinden biri olan Avrupa ile uyum (Avrupa Birliği) konusunda tarihin en kötü dönemini yaşıyor olsak da birçok konuda hala kriter olarak Avrupa'nın norm ve standartlarını kullanmaya devam ediyoruz. Bunun nedeni bazılarını sandığı gibi 'batı hayranı' olmamız değil dünyanın en yaşanabilir, en sosyal imkanları güçlü bölgesi olmasıdır. Yani aklın yolu bir; insanca, medeni ölçülerde, özgür ve yüksek ekonomik düzeylerde olmak istiyorsak bunu başarmış (en azından yaklaşmış) bir topluluğu örnek almak kadar akılcı ve mantıklı bir hareket olamaz. Bu hiçbirimizi ahlaksız, dinsiz ya da gayrı milli yapmaz!
Neyse, bu konu her zaman içimde yara olmuştur başka bir yazıda daha detaylı yazmak üzere bu kısmı noktalayalım. Konumuz ne işte ne de okul hayatında olmayan gençler. Batıda bu 'NEET' olarak adlandırılmış (neither in employment nor in education or training'in kısaltılışı).
Avrupa Birliğinin 2030 yılına kadar koymuş olduğu NEET oranının %9'un altına indirme hedefi henüz çok az ülke tarafından başarılabilmiş. Yani birçok Avrupa ülkesinde ne çalışan ne de okuyan gençlerin oranı hala çok yüksek. Bunun uzun vadede yaşatacağı ekonomik ve sosyal sorunlara şimdiden çözüm bulunmaya çalışılıyor. 2024 yılı itibariyle 34 ülkeden sadece 11'i bu hedefe ulaşabilmiş durumda.
En düşük oran %4.9'la Hollanda'da bulunurken en yüksek oranlar %22.2 ile Bosna-Hersek ve %19.4 ile Romanya'ya ait. Örneğin OECD 2025 raporunda Romanya'daki bu oranı endişe verici olarak nitelemiş. Türkiye tıpkı Bosna-Hersek gibi AB üye adayı. %20 civarlarındaki oranlar endişe verici olarak tanımlanırken ülkemizin oranı ne yazık ki %25.9. Yani tüm listenin ilk sırasında yer alıyor. Genel olarak Güney ve Güneydoğu Avrupa'da NEET oranları çok daha yüksekken, Kuzey ve Batı Avrupa'da genel olarak daha iyi performans görülmekte. Ülkeler arasındaki uçurum dikkat çekici. Türkiye'deki oran Hollanda'nın beş katından fazla.

OECD Türkiye masası, üniversite mezunları arasında yüksek işsizlik oranlarının nedeni olarak 'işgücü piyasasının talep ettiği beceriler ile üniversitelerde öğrencilerin edindiği beceriler arasındaki uçurumu' göstermiştir. Keşke imkânım olsa da şu cümleyi Milli Eğitim bakanımıza ve YÖK başkanımıza defalarca okutabilsem. Kısa, orta ve uzun vade planlama konusunda hala bir arpa boyu yol alamamış olmamız ibretliktir. Bu mesele da başka bir yazının başlığı olsun deyip konumuza devam edelim.
Kadınlar yine daha mağdur!
Genel olarak NEET oranlarında erkeklerin oranı biraz daha düşük. Ortalamada genç erkeklerin %10'u NEET iken, genç kadınların oranı %12.1'dir. Bir ülke aykırı değerleriyle burada da öne çıkıyor; Türkiye. Türkiye'de genç erkeklerin %15,8'i NEET iken, genç kadınların %36,4'ü NEET'. Yani kadınların oranı erkeklerin iki mislinden daha yüksek! Bu tablo gösteriyor ki Avrupa genelinde hem genelde hem de kadınlarda en yüksek işsizlik ve eğitim dışında olma oranlarına sahibiz.
Daha fazla uzatıp hem kendi hem de okuyucuların moralini bozmak istemiyorum. Gençlerin, kadınların hem eğitimde hem de iş hayatında bu kadar dışarıda olduğu bir ülkenin ilerlemesi çok zordur. Tek kanatla uçmaya çalışan kuş gibi evet ilerler ama diğerlerinden hep geride kalacaktır. Üstelik oransal olarak daha düşük olan eğitim seviyesinin de yanlış planlama hatta hiç planlamama ile heba edildiğine görüyoruz. Demokraside, özgürlüklerde, hukukta, ekonomide yaşadığımız sorunların nedenini uzun uzun aramaya gerek yok. Gençleri bu durumda olan bir ülke ne yazık ki bu sorunlarla mücadele edemez.
Yeni Eğitim, öğretim yılının herkese başarı getirmesini umuyor ve iyi haftalar dileyerek yazımı noktalıyorum.
Kaynak: euronews

