adscode

GÜNÜ KURTARMAK YETERLİ Mİ?

Günü kurtarmak oportünizm, takiyecilik ya da idareyi maslahatçılıktır.

mcanga25@gmail.com




Geleceği sağlıklı bilgi ve bunu sağlıklı uygulayan kişi ve kuruluşlar kurtarır. Çünkü “Bilgi servettir” derler. Örf, adet, gelenek, görenek, etik değerler, dinsel inançlar kısacası insani yönden de bu servetin karşılıksız ve beklentisiz paylaşılması gerekir. İnsanoğlu tarih boyunca bunu yapmış ve tüm bilgiler ve edinilen kazanımlar günümüze dek gelmiş. Bende tüm yaşantım boyunca bilgimi karşılıksız tüm eş, dost, akraba ve iş arkadaşlarımla paylaştım. Bazen hiç tanımadığım kişilerle de bildiklerimi paylaştığım oldu, oluyor.

Doğru mu yapıyorum? Etik açıdan doğru olduğuna inanıyorum. Yaşantım boyunca arkadaşlarımı, dostlarımı, iş hayatında ki ilişkilerimi seçerken oportünist, takiyeci, idareyi maslahatçı ya da çıkarcı bir yaklaşımda hiç bulunmadım. İlişkilerin kalıcı olmasına çalıştım. İstisnalar dışında bunda da başarılı olduğumu sanıyorum. Çünkü “Ne kesren onu biçersin.” Rüzgar eken fırtına biçer.” Özdeyişini hiç aklımdan çıkarmadım.  
Ancak; kapitalizmin kol gezdiği Dünya’dan Ülkemiz insanları da etkilenmiş olacak ki; iş hayatında, evliliklerde, dini duygularda, kısacası hayatın her evresinde gitmiş bizim saf, temiz, dürüst, gelenek ve göreneklerine bağlı, özünde demokrat, kısacası insan olan tanıdıklarım tüm değerlerini farkına varmadan ya da işine öyle geldiği için çıkarlarına göre yorumlamaya ve öyle davranmaya başlamışlar.

Bunun adına uyanıklık, iş bitiricilik diyerek davranışlarını haklı göstermeye ve bir an önce köşe dönmeye çalışmaya ve ölen ölür kalan sağlar bizimdir sloganı ile hareket etmeye başlamışlar. Bu tür kişiler gözü karalıkla yasaları kendi çıkarlarına göre yorumlayarak, yükselmeyi insanların sırtına basarak yapmaya ve onları kullanarak çok kısa zamanda onların tabiri ile “köşeyi dönerler”.  Bu ve buna benzer işler genellikle bizim gibi kapitalizmi bile tam gerçekleştiremeyen gelişmekte olan ülkelerde olur.

Ancak; parayı, mevkii, gücü hazmetmek yönetmek zordur. Köşeyi döndüklerin sanınca beraber yola çıktıkları arkadaşlarını tek tek satmaya başlarlar.  Güç, mevki, para sendromu günü kurtarır ama bir yerde tıkanır. Hazımsızlık başlar. Bu tür insanları, kurumları, arkadaşları, akrabaları, kısacası bu tanıma uyan herkesi uyarmak istiyorum.

Bu tür kişilerde güç hastalığı geliştiğinden öngörü yoktur. Plan program yoktur. Uygulamaları günü birliktir ve günü kurtarmaya yöneliktir. Yaptıkları uyanıklıklar, kullandıkları insanlar ve çalıştırdıkları kişiler tarafından sezilince işler tersine gitmeye başlar ve tepetaklak giderler. Birde bakarlar ki etraflarında kimse kalmamış.

Çünkü, onlar uyanık ve çıkarcı davrandıkça yanlarındakilerde geleceklerini onların yöntemlerine karşı geliştirdikleri ilkesiz yöntemlerle kurtarmaya çalışırlar. Neden böyle yapıyorsunuz? diye sorunca “Göze göz, dişe diş.” “Hayvan terli yemezler” haklarımızı yedirmeyiz gibi savunma yaptıklarına tanık oluyoruz.  Sonunda “İki ucu boklu bir değnek” gibi hangi yana gidilse onlarda batar yanlarında vasıfsız, yalaka, tasdikçi çalışanlarda batar ve yok olur giderler.

Bu nedenle öngörüye, deneyime, tecrübeye, bilgiye, yasaya, geleneğe, göreneğe ve insani tüm değerlere gereken önemi vererek ve onlardan yararlanarak yaşantımızı sürdürmeliyiz. Bazen bir evet, bir hayır, bir olur, bir olmaz vb. görüş, öngörü kişilerin ve kurumların geleceğini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Etkiler de. Buna uyalım ve bazı konuları bir bilene soralım. Hatta birden fazla ayrı ayrı uzmanlık bilgisine sahip bilenlere sormak gerekir. Büyük, kalıcı şirketlerin kurduğu ARGE birimleri, bağımsız kuruluşlara yaptırdıkları iç denetim gibi  Ülkemizde ve diğer ülkelerde yaptığı uygulamaları incelemeli ve Ülkemizde ve kurum ve kuruluşlarımızda uygulamasını sağlamalıyız. Çünkü günü kurtarmak insanın, kurumların ya da devletlerin geleceği kurtarmıyor.
 
Metin ÇANGA
Emekli Maarif Müfettişi

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)