adscode

Asgari ücret, asgari eğitim

Elbette övünme hakkımız var ancak bu romantizmin ilerisine geçip insanlığın birikiminden istifade ederek ekonomide ve eğitimde ideal noktaya gelebilmek yerine, her şeyi deneme- yanılmayla yapmaya çalışıyoruz.

nevzattarakci@gmail.com




Biz, neden hep asgariyi konuşuyoruz, niçin azamiyi hayal edemiyoruz?

Asgari ücret, asgari eğitim, asgari demokrasi, asgari hukuk, asgari adalet, asgari güven...

Eğitim, demokrasi, toplumsal bilinç ve ekonomi galiba paralel ilerliyor.

Anlaşılan, eğitimciler dahil halkın büyük çoğunluğunun ağır ekonomik şartlarda zor hayatlar yaşadığı, demokrasi fukarası toplumlarda eğitim öğretim istenilen seviyede olmazmış.

Bakar mısınız tabloya, enflasyon ve işsizlik girdabında boğuluyor, eğitim, öğretim çıkmazında bocalıyoruz.

Hani ekonomide sefalet endeksi denilen bir endeks var ya, ülkeler arasındaki yerimizi asla hatırlatmak istemediğim endeks. Ya eğitim, öğretim endeksindeki yerimiz?

Sefaleti zengin, hacimli, kalıcı ülkelerde eğitim; fakir, çelimsiz olurmuş.

Sefalet endeksi 2024 yılı rakamları…

Açıklanan sefalet endeksinde Sudan, Arjantin, Yemen, Suriye, Türkiye… Bu ülkeler içinde beşinci sıradayız.

Olmamız gereken endekslerde en dipte son beşteyiz.

Olmamamız gereken endekslerde ilk beşteyiz.

 “Neden ülkemizde eğitim- öğretim seviyesi asgari düzeyde?” sorusunun yürek yakan cevabı işte tam da burada gizli.

Öğretmene verilen değer ortadaysa, özel okullarda öğretmen maaşı asgari ücret düzeyindeyse biz nasıl azami eğitimi konuşalım?

Eğer asgari ücret mantığı böyle devem edecekse bu halk, eğitimle ilgili daha çok sorunla boğuşacak demektir.

Romantizmle nasıl çözülecek bu devasa sorunlar?

Sorunların temelinde bir romantizm yatıyor. Bu romantizm “atalar, milliyet ve din romantizmi”, mezar taşlarıyla övünme ezberi.

Peki bu romantizmin, bu ezberin günümüz dünyasında, çağımızda bir karşılığı var mı?

“Biz ne büyük milletiz, bizim o biçim tarihimiz var, atalarımız, dinimiz, kültürümüz…” romantizmiyle övünüyor, övünmekle yetiniyoruz.

 

Elbette övünme hakkımız var ancak bu romantizmin ilerisine geçip insanlığın birikiminden istifade ederek ekonomide ve eğitimde ideal noktaya gelebilmek yerine, her şeyi deneme- yanılmayla yapmaya çalışıyoruz. 

Dolayısıyla içerisinde yeteri kadar çağdaş bilgi ve donanım barındırmayan bu deneme tahtasına, bu deneme laboratuvarına dönen eğitim ve ekonomi, ülkenin en önemli sorunu olmaya devam ediyor.

Yüzümüzü kızartan ekonomi, hukuk, özgürlük… Endekslerine baktıktan sonra gözünüzü eğitim ve öğretime çevirin. Ülkenin diploma kalitesine bakın, mezun olan öğrencinin piyasada iş bulabilme oranına, niteliğine, kabiliyetine bakın, gelişmiş toplumlarla kıyaslayın!

Ya da bırakın ne bakın ne de kıyaslayın!

İşsiz, mutsuz, umutsuz gençlik…

Ne yazık ki bir umut neslinin, gözümüzün önünde niteliksiz, beceriksiz, kapasitesiz, eğitimsiz, umutsuz bir nesle dönüşme sürecinin talihsiz seyircileriyiz.

Sözün özü: Biz, ekonomik sorunları çözüp mutlaka dünyayla rekabet edebilecek bir gençlik yetiştirmek zorundayız. Bu sistemle böylesi bir gençlik yetiştirmenin imkânı olmadığına göre “yasaklarla değil, destek ve fırsatlarla büyüyen” bir nesil ve bir eğitim sistemi geliştirmek durumundayız!

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)