adscode
adscode

Kısa yol tuşu olmayan meslek, öğretmenlik!

“Öğretmenim canım benim canım benim Seni ben pek çok pek çok severim. Sen bir ana, sen bir baba, Her şey oldun artık bana. Okut, öğret ve nihayet, yurda yararlı bir insan et.”

byomerorhan@gmail.com




Neredeyse yirmi yıldır bu şarkıyı duymuyorum.

Eskiden okul çağındaki çocukların yarısından fazlası “ne olacağı” sorulduğunda, öğretmen olmak istediğini söylerdi. Artık o da bitti! “Yurda yararlı olmak” çoktandır tercih sıralamasında “kendine yararlı olmanın” gerisinde kaldı. Zenginliğin sadece maddi kazanç olarak görülmesi, doyumsuzluğu ve yalnızlığı da beraberinde getiriyor olsa da bununla yüzleşenlerin sayısı giderek azalıyor. Kapitalizm, egoizm ve pragmatizmin altın çağını yaşıyoruz.

İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşamsal deneyimlerini diğerlerine aktararak toplumsal bir düzen oluşturmuş ve her zaman eğitime ihtiyaç duymuştur. Eğitim, öğrenmeyi de merkezine alarak gelişmiş, çeşitli öğreti ve kültürlere göre de farklılık göstermiştir.

Biliyoruz ki tarih boyunca eğitimi gerçekleştirecek kişiler her zaman var olmuş ama hiç kimse öğretmenlik yaparak birçok meslek grubuna maddi kazanç anlamında yaklaşamamıştır. Öğretmenlikle başlayarak, girişimciliği sayesinde zengin olan olmuştur elbette ama bizzat ve salt öğretme işini yaparak zengin olan sanırım yoktur.

Belki de öğretmenlerin zengin olmamasının nedeni “kurnaz” olmamalarıdır. Daha doğru bir deyişle Öğretmenin, bilmekle olmak arasındaki farkı ayırt edebilen bir kişi olduğunu düşünecek olursak, elbette bu çoğu zaman bir tercih meselesidir. Öğretmen zenginliği, yaptığı işin niteliğinde ve insanda görür.   

Öğretmenlik, genel olarak mütevazı bir karakter, entelektüel bir kişilik ve değerleri yüksek bir meslek olarak kabul edilmiştir.

Yokluk zamanlarında dahi giyimine özen gösteren, mutlaka elinde bir okuma kitabı olan ve en az günlük bir gazete okuyan öğretmenler bugün neredeyse yok. Şimdilerde ellerinde akıllı telefonlarıyla popüler kültüre yenik düşmüşler ve belki de düşürülmüşler var.

Yaptığımız iş, basite indirgenemeyeceği gibi sadece bir geçim kaynağı olarak da görülemez.

Öğretmen; tüm canlılara ve doğaya saygılıdır. Egosunun, aklını esir almasına izin vermez.

Sosyal bir varlık olduğunu unutmadan, birlikte yaşamanın gerekliliklerini bilir ve eşitlik, adalet, dürüstlük, yardımlaşma gibi evrensel değerleri benimseyerek savunur.

Öğretmenliğin standardize edilemeyecek derinlikte bir iş olduğunu unutmadan yeniliklerin peşinde, açık fikirli ve gerçek bir sanatçı gibi her zaman toplumun önünde yer alır, almalıdır da.

Sadece yapıcı bir söz veya dokunuşla bir çocuğun hayatını olumlu yönde değiştirme olasılığı bulunan öğretmen; bilerek ya da bilmeyerek söylediği bir söz ya da dokunuşla bir zalim yaratabileceğini de asla unutmaz. Bu öylesine bir güçtür ki sonuçlarını önceden kestirebilmek mümkün değildir.

Öğretmen, şartlar ne olursa olsun hayal kuran, kurdurandır...

Toplumun tüm yükünü sırtında taşır ama her zaman umut hamalıdır...

İyilik savaşçısıdır...

Öğretmenlik, kısa yoldan köşe dönmeyi tercih etmeyen yürekli insanların işidir…

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Bir hikâyesi olmalı…
Eğitim “ithalatı”
Öğretmenlikte uzmanlık
Eğitimi ucuzlatmak