adscode

Uzaktan “eğitim” ve bilginin kudreti

Dünya üzerinde “sayısız” konu ve bilgi var. Bu demek oluyor ki çok bilen de var, az bilen de… Az bilenin bildiğini bilmeyen çok bilen de var elbette! İşin felsefi tarafından bakacak olursak, bilginin kaynağı ile ilgili araştırmalar çeşitli öğretileri doğurmuştur ve buraya girersek bu yazıdan çıkmamız “imkânsız” olur. Herkesin “sonuçlarla” ilgilendiği günümüzde konuyu daraltmaya çalışalım.

byomerorhan@gmail.com




Ana kucağında, ailede oynarken, yaparak-yaşayarak öğreniyoruz ve öğrendiklerimizi hiç unutmuyoruz. Sonra okul yılları başlıyor. Anaokuluna gidenler şanslı çünkü en zevkli yıllar bu yıllar. Birinci ve ikinci sınıflar da fena sayılmaz ama ne zaman ki sınavlar başlıyor işin rengi değişiyor. Ortalık kızıl kıyamet! Yahu insan sınav için mi öğrenir? Öğretirler! Her sınav bir yarış ve her yarışta yaşanan ayrı bir travma… Bilinçaltına ekilen “bilmelisin” tohumları. Ne için? Sınavda yüksek not almak için. Öğrenim hayatı boyunca binlerce sınavın kazanımının yanında yaşattığı kayıplar ve bıraktığı izler çok daha fazla ve derin. Özellikle de öğretim kademeleri geçişlerindeki sıralama sınavları -her ne kadar en adil çözüm olarak kabul görse de- en büyük sıkıntılardır. Öğrenmeye en uygun yaşlarında, ne kadar verimli olduğu tartışılması gereken bir eğitim sistemiyle törpülenen insanlar…

Herkesin farklı öğrenme biçimleri olduğu görmezden gelinerek kurulan bugünkü okul sistemi içinde öncelikler de çoktan birbirine karıştırılmış durumda. Şu anda COVID-19 nedeniyle eğitim sisteminde yaşanan en büyük kaygı, öğrencilerin merkezî sınavlardaki olası başarısızlığı değil mi? Samimi olarak itiraf edilmeli!  Uzaktan öğretim çalışmalarında tüm paydaşlar ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor olsa da eğitimin uzaktan başarılması bu işin doğasına aykırı. İnsan sosyal bir varlık ve ekran karşısında öğretim veya öğrenimde belirli oranda başarı sağlansa da eğitim mümkün değil!

Bu salgın mutlaka bitecek ama geride bırakacağı izlere çok dikkat etmek lazım. Öncelikle şu an için gerçekleştirilen sınavlar ve sınavların yapılış biçimi ile ölçme değerlendirme sisteminin sonuçlarının nelere mal olacağı hesaplanmalı. Hesaplanmalı ki yarın çok ağır faturalar ödenmesin.

Dün ekran bağımlısı olmasın diye çabaladığımız çocuklarımızı bugün ekran karşısına oturturken yarınları da düşünmeliyiz. Bakın birçok Avrupa ülkesinde okulları olabildiğince açık tutmaya çabalamalarının en büyük nedeni çocukların müfredattan geri kalmaları değil alışkanlıklarının tümden değişmemesini sağlamak. Biliyoruz ki bilgi her zaman edinilebilir ama alışkanlıkları değiştirmek çok güçtür. Üstelik ısrar ettiğimiz ve öğrencilere dayattığımız çoğu bilginin çocukların günlük ihtiyaçları ile uzaktan yakından ilgisi yok.

İnsan hayatında en önemli yaşamsal değerler, becerilerdir. Önemli olan öğrencilere bu becerileri arttırmalarına olanak tanıyacak sistemler kurmaktır. Bununla birlikte yaşamsal öncelikler ve bilgiye erişim konusunda da rehberlik edilmesi gerekir.

Bilmek önemlidir ancak ne kadar bildiğin, bu bilgiyi hangi amaçla kullandığın ve nasıl paylaştığın daha önemlidir.

Günümüzde insanlarımız kulaktan duyma, sosyal medyadan okuma kültürü ile “bilir” hâle geldi. “Ahkâm” kesenlerin sesi işin ehlilerinden daha fazla çıkıyor artık. “Ehliyet, uzmanlık, ustalık” hak götüre…

Okullarda okuma-yazma öğretiliyor ama insanlar okumuyor ve yazmıyorsa, matematik öğretiliyor ama hiçbir şey hesaplamıyorsa; hayat boyunca ihtiyaç olacak estetik görüş ve yaratıcılığı tetikleyen görsel sanatlar ve müzik derslerinde test çözülüyorsa bunun suçu çocuklarımızın değil bizlerindir.

İnsanlara duymak istediklerini söyleyip işin kolayına kaçarak ve popülizmi derinden benimseyerek harcanan zamanlara yazık. Bugün yüzleşmediğimiz gerçeklerimiz yarın trajedimiz olacak.

Öğrenimimiz süresince yüzlerce ders okuyor ama hayattan neredeyse hiç ders almıyoruz. Her geçen gün azalan kaynakları korumayı, doğru kullanmayı, bilimsel aklı yetkin kılmayı, açık görüşü, adil olmayı, tüm canlılara saygı duymayı ve paylaşmayı öğrenmediğimiz sürece öğretimi uzaktan da yapsak, yüz yüze de yapsak boş.

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)