adscode
adscode

What’s up WhatsApp?

Geçen sabah gözümüzü bir açtık ki WhatsApp’tan bir mesaj: “Ya sev ya terk et!” Bir gün sonra da öğrendik ki WhatsApp aynı sözleşmeyi Avrupa Birliği ülkelerine dayatmamış. Aslında adamlar; güncelleme yapacağız, şartlar da şunlar deseydi -en küçük punto yazılarla anlatılan metinleri- kimse okumaz ve kabul ederek geçerdi ama alışık olunmadık şekilde ana fikri mesaj olarak gönderince ortalık karıştı. Herkeste bir telaş… Mahremiyetimiz kaybolacak, her şeyimizi herkes görecek!

byomerorhan@gmail.com




Açıklamalardan anladık ki uçtan uca şifrelenmiş mesaj yazılımlarda kimse kimsenin bir şeyini göremezmiş (denilse de yine de %100 güvenli olmadığını ifade edenler var, en güvenlisi diyelim).

Aslında şifre bizim işimiz. Anadolu’da “uçtan uca şifreli haberleşmeyi” yıllardır kullanıyoruz. Giresun Kuşköy’de insanlar 500 yıldan beri ıslıkla anlaşıyorlar. 2015 yılında New York Times’a bile haber oldular ve belki de ondan sonra WhatsApp ve diğerleri uçtan uca şifrelemeyi geliştirdi, kim bilir? Karadeniz’in diğer dağ köylerinde de insanlar kilometrelerce uzaktakilerle anlaşacak yollar bulmuşlar. Dışarıdan bir başkasının anlaması neredeyse imkânsız. O kadar ki kimi zaman birbirlerini bile anlamazlar. J

31 Aralık 2014 yılında kaleme aldığım “Nedir bu WhatsApp çılgınlığı” başlıklı yazım ve diğer birkaç yazımda konuya dikkat çekmeye çalışmıştım ama maalesef benim yazılar da sanırım çoğunlukla güme gitti.

Hangi mantıkla bedava bir yazılım üzerinden -paralı olsa bile olmaz da- mahremiyeti olan konular paylaşılır ki? Hatta yıllar içinde kamuda ve özel şirketlerde legal görülen “kurumsal” bir haberleşme platformu oldu şu WhatsApp. İlk başlandığında da aklım almamıştı, şimdi de almıyor. “Yahu etmeyin Mark Zuckerberg kardeşiniz mi?” dediysem de kimseye dinletememiştim.

Mahremiyet demişken, Windows işletim sistemine geçtiğimiz yıllar (1985 yılıydı sanırım) ve Türkiye’de internete ilk erişim tarihi olan 12 Nisan 1993’ten sonra tüm dünyada olduğu gibi bizde de internet kullanımı yayılmaya başladı. 1996 yılından itibaren internete erişimin yaygınlaşmasıyla da dünya evlerimizin içindeydi artık! O kadar heyecan verici gelişmeydi ki, güvenlikmiş, kişisel veriymiş kimse farkına varmadı ya da önemsemedi. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 24/03/2016 yılında yürürlüğe girdiğini düşünürsek zaten on küsur yıl saldım çayıra Mevla’m kayıraymış… Anlayacağınız, bugüne kadar “next-next-next…” diyerek o kadar çok program ve uygulama yükledik ki neler olmuştur neler…

Asıl olan şu ki internete çıktığımız andan itibaren tehlikelere açığız demektir. Düşünün, yüklediğimiz küçücük bazı “yama” programlarla, ikinci şahıslar kullandığımız aygıtın her şeyine ulaşabilirken, yüklemesi 30 dakika süren işletim sistemleri/programlarla neler yapmazlar ki? Ya arama motorları, Android ve hayatımıza nüfus eden algoritmalarına ne demeli… Peki, ben kurmam ve kullanmam diyebilir miyiz?

Son yıllarda sıklıkla sizlerin de başına gelmiştir; cep telefonu masanın üzerinde ya da cebinizde ve siz herhangi bir konuyla ilgili konuştuktan sonra eğer konu, pazarlanacak bir ürün ya da hizmet hakkındaysa, ilk sosyal medya kullanımınızda veya internete girişinizde karşınıza o ürün/hizmet çıkıyor. Rastlantıdan çok öteye geçmiş bir durumu yaşar olduk. Elbette telefonunuzu dinleyen birileri yoktur, bunların hepsi yapay zekâ algoritmaları ile ses ve kelime işleme yöntemleri kullanarak gerçekleşiyor. Ne hikmetse akıllı telefonların “aklı” hep birilerine hizmet etmek için çalışıyor olmalı. WhatsApp neden farklı olsun ki?

Gerçek şu ki uzun süredir bilişimde böylesi bir toplumsal farkındalık oluşmamıştı. WhatsApp mesajı sonrasında insanlar sudan çıkmış balık gibiydi. Sanki boşluğa düşüldü. Toparlanınca herkes kızdı ve refleks olarak WhatsApp’a tepki olsun diye diğer mesajlaşma programları araştırıldı. Uzmanlar yorumlar yaptı, hangi mesaj uygulaması daha güvenli, aralarındaki farklar neler?

Buraya kadar iyiydi ama umarım hazır uyanmışken, internette hiçbir izin silinmediğini anlarız ve dijital ayak izimize dikkat ederiz.

Yüklediğiniz uygulamayı kim yazmış? Neden yazmış? Amacı sadece hayır işlemek miymiş? (Unutmayalım ki WhatsApp da hayır içindi) Kâr amacı gütmeyen vakıflar ile açık kaynak kodlu yazılımlar daha güvenli olabilir ama aslına bakacak olursanız hangisini tercih ederseniz edin risk her zaman olacak.

Allah aşkına Facebook’un sahibi Mark Zuckerberg, neden 19 milyar dolar saysın da WhatsApp’ı satın alsın? Kabul edelim ki şu an için hepimiz birer sayıdan ibaretiz. Yani satın alma potansiyeli olan tüketiciyiz. Bence “tükettiğimiz sürece sorun yok.”

Bir fıkra ile konuyu bağlayalım…

Baba, 4-5 yaşlarındaki oğlunu masanın üzerine çıkartmış ve karşısına geçerek kollarını açmış…

-Atla bakayım demiş.

Çocukta tereddütsüz babasının kollarını atılmış. Baba aynı anda kenara çekilmiş ve çocuk yüzüstü yere yapışmış. Ağlamaya bile fırsat bulamamış ki baba oğluna eğilerek:

-Bak oğlum, bu ilk ders; hayatta babana bile güvenmeyeceksin!

 

Sistemin dışında kalmaya cesaret edebilenler, gittikleri yerden mesaj atmayı unutmasınlar.

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)