adscode

“Korona Sürecinde Hayat Boyu Öğrenme(me)ye Dönüştü…”

Bu hafta eğitimin tecrübeli ismi eğitimci Alaaddin Dinçer ile Pandemi sürecini ve yapılması gerekenleri konuştuk.

www.sahinaybek.com.tr




Teknolojinin Varlığına Dayanan EBA’nın Adaleti!

 

 

 Değerli hocam bu süreçte EBA’nın bir eğitim aracı olarak kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

                                    

 Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 19 Haziran 2020  saat 16:19’da, “Kovid-19 salgını nedeniyle ilkokul,ortaokul ve lise öğrencilerini kapsayan  uzaktan eğitim süreci boyunca 7 milyon 383 bin 213 öğrenci, 1 milyon 30 bin 516 öğretmen EBA'yı aktif kullandı. EBA, 18 milyon öğrenci için 7 gün 24 saat kullanılabilir alt yapıya da kavuştu” açıklaması yapıldı. MEB’in 18 milyon öğrenci için 7 gün 24 saat erişim sağlama alt yapısına sahip olduğunu söylediği EBA’yı aktif olarak 7 milyon 383 bin 213 öğrenci kullandıysa,ilkokul,ortaokul ve lisede açıköğretim   dahil okuyan 16  milyon 544 bin 47 öğrenciden 9 milyon 160 bin 834’nün (%55,37) EBA’yı aktif olarak kullanmadığını anlıyoruz.İlkokulları dışarda bıraktığımızda bile 3 milyon 893 bin 456 (%34,56) ortaokul ve lise öğrencisinin EBA’yı aktif kullanmadığı sonucuna ulaşıyoruz.MEB’in okulöncesi eğitim ile ilgili herhangi bir veri açıklamamış olmasını da bir kenara kayderek şu soruyu sormak gerekiyor.İstatistiklerde okulöncesi eğitimde görülen ve sayısı 1 milyon 500 bini bulan çocuklar EBA’nın neresinde?

 

2018-19 MEB İstatistiklerinde Öğrenci Sayıları

İlkokullar 5 milyon 267 bin 378

Ortaokullar 5 milyon 627 bin 75

Liseler 5 milyon 649 bin 594

 

 Hocam bu sözünü ettiğiniz rakamları sadece istatistik olarak mı görmeliyiz,yoksa siz bu rakamları eğitim psikolojisi ve felsefesi açısından başka bir yere mi koyuyorsunuz?

 

Psikoloji biliminin hümanizm ekolü ile sosyal öğrenme kuramlarının içinde yer alan "MASLOW' UN İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ" kuramına göre; insanların temel ihtiyaçları vardır. Bunlar önem sırasına göre sıralanırlar ve biri giderilmeden diğerini geçilmesi pek mümkün değildir. Geçiliyor gibi görünse de birey sonraki aşamada yine önceki aşamada giderilmemiş olan ihtiyaçlarını karşılamak için uğraşır.

 

Bu ihtiyaçlar sıralamasının 5’inci sırasında yer alan Kendini Gerçekleştirme ihtiyacı: Bireyin daha çok mesleğiyle veya işiyle ilintili olarak, etkinlikte bulunuyor olma, bir konuma gelmiş olma, bir statü elde etmiş olma, alanda kalıcı eserler ortaya koymuş olma ya da herhangi bir yolla “adını duyurmuş olma” diğer bir anlamda "yaşamda iz bırakmış olma" ihtiyacını ifade eder. Eğitim-öğretim etkinlikleri, öğrenme davranışları bu ihtiyaç alanı içinde (yani son basamakta) yer alır.

 

Maslow' a göre: "KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞ BİREY OLABİLMEK İÇİN HİYERARŞİK OLARAK DİZİLMİŞ BU İHTİYAÇLAR İÇİNDE ÖNCELİKLE EN ALTTA BULUNAN FİZYOLOJİK İHTİYAÇLARIN (birinci basamaktaki ihtiyacın) KARŞILANMIŞ OLMASI GEREKİR. HER BİR İHTİYAÇ TATMİN EDİLDİĞİNDE, HİYERARŞİDE KENDİNDEN BİR YUKARIDA BULUNAN DİĞER İHTİYACI ZATEN HAREKETE GEÇİRİR".

 

 

                                LGS ve YKS’ye 4 Milyon 200 Bin Öğrenci Hazırlık Yaptı

 

 

                          Hocam sizce EBA ulusal sınavlara hazırlıkta nasıl bir rol oynuyor?

 

Milli Eğitim Bakanlığı açıklamasının bir bölümünde sınavlara hazırlanan öğrencilerin EBA’yı sevdiğini söylemekte ve şöyle devam etmektadir. “Ayrıca 8. ve 12. sınıf öğrencileri için YKS ve LGS'de sorumlu oldukları konuları kapsayan programlar hazırlandı. Üniversiteye hazırlık sürecindeki sınıfların kullanımı için bir süre önce hizmete alınan ve yapay zekayla güçlendirilen EBA Akademik Destek Modülü uzaktan eğitimde öğrenciler tarafından yoğun talep gördü. EBA Akademik Destek, 1 milyon 170 bin 168 öğrenci, 189 bin 477 öğretmen de EBA Akademik Destek'i aktif olarak kullandı.”  Bu verilerde bize, milyonlarca öğrencinin sınavlara hazırlık amaçlı olarak düzenlenmiş olan akademik destek programlarına katılım sağlamadığını göstermektedir.

 

Her iki veriyi birlikte ele aldığımızda, ders içeriklerinin ve akademik destek programlarının bu kadar kısa zaman aralığında hazırlanarak öğrencilerin hizmetine sunulmuş olması olumlanması gereken bir çabadır.Bu çabanın yanı sıra hizmetin öğrencilere erişim süreçlerinde yer alan  bütün eğitim emekçilerini  de ayrıca kutlamak gerekmektedir. Ancak, bunun bir başarı hikayesi olup olmadığı tartışmalıdır.Çünkü bu süreçlere katılmayan ya da çeşitli nedenlerle katılamayan milyonlarca öğrencinin varlığı üzerinde düşünülmesi ve değerlendirme yapılarak nedenlerinin araştırılması gereken bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır.

 

             Pandemi sürecinde yaygın eğitime dair neler yapıldığını da merak ediyoruz hocam…

 

                                Korona Sürecinde Hayat Boyu Öğrenme(me)ye Dönüştü

 

Temel eğitim,ortaöğretim ve hayat  boyu öğrenme Milli Eğitimin eğitim öğretim yapılan üç temel sutununu oluşturmaktadır. O nedenle örgün ve yaygın eğitim bu üç temel sutun üzerinden planlanıp programlanmaktadır.MEB’in 19 Haziran 2019 tarihinde yaptığı açıklamanın hiçbir yerinde korona sürecinde yaygın eğitim kurumlarına devam eden yurttaşların EBA’dan yararlanma durumu ile ilgili herhangi bir bilgilendirme bulunmamaktadır.Bu bağlamda hayat  boyu öğrenmenin;mesleki eğitim,halk eğitim,bilim ve sanat,rehberlik araştırma merjkezleri ile kız teknik olgunlaşma enstitüleri ve çeşitli meslek kurslarına devam eden 8 milyon 244 bin 635 yurttaşın EBA’yı aktif olarak kullanıp kullanmadıkları da bilinmemektedir.   

 

                                           EBA ve TC Vatandaşı Olmayan Çocuklar

 

Türkiye’de yaşayan ve sayıları yaklaşık 750 bini bulan TC  vatandaşı olmayan çocuk kamu okullarında eğitim almaktadır.Salgın süreci ile birlikte bu çocukların eğitimlerinin akıbeti de belirsizliğe girmiş oldu. EBA’yı aktif olarak takip  edip etmedikleri daha doğrusu  barınma mekanlarında uzaktan eğitimi olanaklı kılacak teknolojik alt yapının bulunup bulunmadığı,bilişim araçlarına sahip olup olmadıkları bir muamma.TC vatandaşı çocukların eğitim derdine derman olmaya çalışan MEB TC vatandaşı olmayan çocukları unutmuş gibi görünmektedir.Oysa yüz yüze ya da uzaktan, eğitim bu ülkede yaşayan bütün çocukların hakkı.

 

 

Tüm bunlarla beraber Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı Salgın Rehberi okullarda uygulanabilir mi?

 

                                       Salgın Rehberi’ni Okullarda Uygulamak Zor!

 

Sağlık Bakanlığı, 31 Ağustos'ta eğitime başlanacağı açıklanan okullarda alınması gereken .“Salgın Dönemi Çalışma Rehberi”ni açıkladı. Hazırlanan Çalışma Rehberinde okullarda alınması gereken önlemler sıralanmaktadır. Rehberde, sınıflarda oturma düzenininden ses tonuna,öğrenciler ve öğretmen arasındaki mesafeden ders araç gereçlerinin kullanımına,tenefüslerden toplu oyunlara kadar pek çok konuda tedbirler önerilmektedir.

 

Okullarımız gerek derslik ve fiziki alt  yapıları,gerekse çocukların hareket ve oyun alanları bakımından pek çok yetersizliği barındırmaktadır. 67 bin okulda 657  bin derslik bulunmaktadur.Bu  dersliklerde TC Vatandaşı olmayan 750 bin çocukla birlikte 17.3 milyon öğrenci okumaktadır.Sınıf mevcutları 20 ile 36 öğrenci arasında değişmektedir.Derslik büyüklükleri ortalama 36 metrekaredir.300 öğrencisi olan okulların yanında mevcutları 3500’ü bulan okullar bulunmaktadır.Özellikle şu an vaka sayısının yoğun olduğu İstanbul,Ankara,Diyarbakır,Kocaeli,Ş.Urfa,G.Antep gibi büyükşehirler başta olmak üzere diğer büyük şehirlerde binlerce okulda ikili eğitim  yapılmaktadır.Rehberde 39 madde halinde sıralanmış tedbirleri üstte sıraladığımız  sayısal ve yapısal nedenlerden dolayı ülkemiz okullarında tam olarak uygulamanın zorlukları bulunmaktadır.

 

Hocam sizin eğitim öğretime verdiğiniz önemi biliyoruz.Tüm bu zor süreçlere rağmen MEB hangi adımları atmalıdır?

 

Bütün Dünyayı etkileyen  bu salgın,geçmiş yıllardan günümüze kadar birikmiş sorunları olan eğitim sistemimize yeni sorunlar eklenmesine sebep oldu.Ancak yaşanmakta olan bütün sorunlara rağmen okulları açık tutmak eğitimi sürdürmek durumundayız.Bu bağlamda elbetteki alınabilecek tedbirler atılacak daha gerçekçi adımlar bulunmaktadır.Bu adımlar;

 

-22 Haziranda başvurusu alınan 20 bin öğretmen 1 Eylülde göreve başlatılmalıdır.Yıl sonuna kadar ilave 30 bin öğretmenin daha atanması sağlanmalıdır.

 

-Her eğitim bölgesinde öğrencileri sürekli sağlık taramasından geçirecek tam donanımlı sağlık ekipleri ve gezici revirler/kabinler oluşturulmalıdır.Kronik rahatsızlığı olan çocuklar için özel koruma tedbirleri alınmalı,sağlık kontrolleri kesintisiz sürdürülmelidir.

 

-Okullar açılmadan ve açıldıktan sonra bütün okul donatıları düzenli olarak dezenfekte edilmeli,hijyen koşullarını sağlayacak yeterli sayıda personel ve malzeme ihtiyacını karşılamak için gereken kaynak okullara ödenek olaraj gönderilmelidir.MEB Bütçesi genel bütçeden yapılacak ek bütçe aktarımı ile  güçlendirilmelidir.

 

-Pandemi döneminde çocuklarda dikkat dağınıklığı,uyku düzensizliği ve konsantrasyon eksikliği yaşandığı eğitimciler ve veliler tarafından sıkça dile getirilmektedir.Bu ciddi ve önemli bir sorundur.Bu sorunu gidermek için  telafi/tamalayıcı eğitimin başlayacağı tarihte öğrencilere yönelik kapsamlı bir psiko sosyal destek programının uygulanması  yararlı olacaktır.Böylece okuldan uzaklaşma ,yabancılaşma ve duygusal kopuşun önüne geçmeyi sağlamış,kesintiye uğramış olan ait olma bağını yeniden kurmuş olacağız.Bu düşünceden hareketle Eylül ayında başlatılması planlanan telafi eğitimlerini haftada 3 gün yüz yüze diğer günler uzaktan eğitim olacak şekilde ve psiko sosyal destek eğitimleri ile birlikte planlanmak gerekmektedir.

 

-2020-21 Eğitim öğretim yılının birinci döneminde dersler Salı,Çarşamba ve Perşembe günleri yüz yüze günde 5 ders, diğer  günler uzaktan eğitim yapılacak şekilde veya her gün önceliğin temel derslere verildiği bir program kapsamında seyreltilerek ve sınıflar ikiye bölünerek 3’er saat olacak şekilde planlanmalıdır.Düzenlemeler yapılırken öğretmenlerin çalışma saatlerinin korunmasına özen gösterilmelidir.

 

-Bu  yıl geçmiş yıllardan farklı olarak LGS’ye giren fazladan 480 bin öğrencinin katılması ve sınıf tekrarına kalacaklarla  birlikte lise dokuzuncu sınıfta 1.8 milyon öğrenci olacaktır. 480 bin öğrencinin liselere yerleşecek olmasının yaratacağı yoğunluk mevcut derslikleri yetersiz bırakabilir.Sınıfların kalabalık olmasını veya ikili öğretim yapılmasını önlemek için yapımı devam eden derslikler hızla bitirilerek hizmete alınmalıdır.Öğrencileri servisler ile okullara taşımak yerine,mobil konteyner sınıflar kurarak özellikle dezavantajlı grupların yaşadığı yerleşim birimlerine sınıfları götürecek çalışmalar yapılmalıdır.  

-EBA TV Uzaktan Eğitim sistemini öğrencilerin %49’u aktif olarak kullanmıştır.Aktif kullanım oranını yükseltmek için öğrenci devamını sağlayacak,öğretmenlerin sınıf ortamından süreci yönetip yönlendireceği bir model uygulamaya konulmalıdır. 

 

-Yatılı ve taşımalı eğitim yapılan okullarda hem yurtlarda hem de yemekhanelerde ve servislerde ilave tedbirler alınmalıdır.Öğrencileri taşımak yerine olanakları ve alt yapıları yeterli olan köy okullarına bu eğitim yılının birinci  dönemine mahsus olmak üzere öğretmenleri taşımak riskleri azaltmada yararlı olacaktır.

 

-Gerek yüz yüze gerekse uzaktan eğitim süreçlerinde dezavantajlı gruplar zincirin en zayıf halkasını oluşturmaktadır.Zincirin bu halkasının kopuşuna izin vermemenin yolu bu halkayı her bakımdan güçlendirecek politikalar uygulanmasına bağlıdır.Bu süreçte yürütülecek politikalarda söz konusu gruplara özel önem ve öncelik vermek gerekmektedir.

 

                                    Değerli hocam son olarak neler söylemek istersiniz?

 

Sonuç olarak,eğitimi içeren MASLOW’un İHTİYAÇLAR  HİYERARŞİSİ’nin tam ve eksiksiz olması eğitim hakkına erişimin adalet, eşitlik ve kamusallık esası üzerinden yürütülmesini gerekli kılmaktadır. İletişim ve bilişim teknolojileri kullanılarak eğitime erişip yararlanma noktasında fırsat eşitliğini ve adaleti sağlamanın iddia edildiği gibi çokta kolay olmadığını bu dönemde deneyimleyerek yaşamış olduk. Deneyimleyerek yaşadığımız bu olgunun yanında, EBA’ya aktif katılım sağlamayan ve dolayısıyla ikinci dönem eğitimlerinden yoksun kalan milyonlarca öğrenci için geriye dönük tekrar veya telafilerin  yarar sağlayıp sağlamayacağı da ayrı bir tartışma konusudur. An itibarıyla salgınla ilgili oluşan göstergeler tehdit ve tehlikenin hem küresel hem de ulusal ölçekte sürmekte olduğunu göstermektedir. Salgının vaka sayısının azalması,buna paralel okulların açılması en büyük arzumuz.Ancak böyle devam ettiği sürece okulları açmakta ve yüz yüze eğitim yapmakta zor olacak gibi görünmektedir.Dolayısıyla yaz dönemi taraf olan bütün muhatapların katılacağı uzaktan eğitimin yanında teknolojik destek, kapsayıcılık,yeni içerikler ve programlara devamı takip edecek farklı alternatif yöntemlerin arayışını içerecek araştırma ve tartışmaların yapılacağı bir dönem olarak değerlendirilmelidir.Türkiye Hepimizin,Eğitim Hepimizin…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)