adscode
adscode
https://dogakoleji.k12.tr/basvurular/lgs

Hangisi tuhaf bilemedim

Tanrıyı ve kurduğu dengeyi unutmadan her bir varlığa kendi olma ve kendi gibi yaşama hakkını vermeyi unutmadan sınırlarımızı bilerek tanrıya, doğaya ve her bir canlıya saygıyla yaşamayı öğrenebilmeyi becerebilirsek işte o zaman her şey çok güzel olacak.

vedatdemirr@hotmail.com




Geçenlerde sosyal medyadan izlediğim ilginç bir videodan bahsetmek istiyorum. Videoda siyah beyaz ve oldukça sağlıklı ve fit görünen bir kedi, yakaladığı kuşu boğazından sıkıca tutmuş, yiyebileceği sakin bir köşe arıyordu.  Kaydı alan arkadaş, bir yandan kediyi takip ediyor bir yandan da kediye verip veriştiriyordu. Sen misin kedi olup ağzıyla kuş tutan.

Oldu mu şimdi böyle Kedi Bey? Hangi yüzyıldayız, bir kere her köşe başına kedi köpek mamalığı koymadık mı? Her ne kadar hayvanlara karşı yeterli toplumsal bilinç gelişmemişse de hayvan hakları konusunu sürekli gündemde tutmadık mı? Yeri geldiğinde sizi besleyebilmek için bütün mahalleliyi karşımıza almadık mı?  Çeşitli şehirlerde sizler için barınaklar kurulurken, gönüllü vatandaşların sokak hayvanlarını sahiplendiği bir demde hayvan hakları konusunda da ciddi mesafeler de kat edilmişken bu yaptığın hangi kedi vicdanına uyar?

Oldu mu şimdi?  Medeniyetin göbeğinde ulu orta yerde utanmadan, arlanmadan kuş avlamak! Ağzında feryat edip çırpınan kuşla sokak sokak gezmek... Boşuna nankör kedi dememişler. Kulübe mi yapmadık, aş mı vermedik? Ne gerek vardı canım şehrin orta yerinde kasıla kasıla marifetmiş gibi el âlem görsün namım yürüsün diye yaptığın bu eyleme…

Bir an için kaydı yapan arkadaşın penceresinden bakmaya çalıştım.  Tuhaf olan kedinin bu hareketi miydi yoksa kaydı yapan arkadaşın verdiği tepki miydi bilemedim. Bakmayın siz bu olaydan yola çıktığımıza…  Farkında olmadan belgesel izleyince benzer tepkileri pek çoğumuz veriyor aslında.

Mesela eşimle hayvan belgeseli izleyince de tanık olurum benzer tepkilere. Aslana demediğini bırakmaz beddualar, hakaretler peşi sıra sayar durur. Empatik bakışı unutup hayvanların perspektifinden değil de kendi bakış açımızla baktığımızda hata yapmaya başlıyoruz.  Aslan, yavru ceylanı avlarken doğasına aykırı bir eylem yapmıyor. Vejetaryen mi olsun yani? Hayatını devam ettirmek için doğasına uygun olandan farklı bir şey yapmıyor. Buna tanıklık etmek belki biraz yaralayıcı oluyor.

Asıl mesele olaya hangi pencereden baktığımız?  İnşa ettiğimiz uygarlığın penceresinden mi? Doğa kanunlarının mı yoksa kendi duygularımızın ve egolarımızın penceresinden mi?

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki her şeye müdahale etme ve düzeltme cüretini kendimizde buluyoruz. Başkaları adına en doğrusunu biz biliyoruz. O kadar ki türümüz dışındaki canlılara bile müdahale ediyoruz..  Hayvanlar da bizim gibi medenileştirilmeye çalışılıyor. Bulunduğumuz çağda doğa kanunlarına yer yok. Çok acımasız ve vahşi geliyor sanırım.

Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Bence bunların hepsi kibirden öte bir şey değil. Bazı şeyleri değiştirme kudretini elimizde bulduğumuz anda her şeye hâkim olmaya çalışıyoruz. Bilgiyle veya parayla elde ettiğimiz bu güçle dünyayı kendimize göre dizayn etmeye çalışıyoruz. 

Oysa her bir şey kendi haliyle güzel… Tanrıyı ve kurduğu dengeyi unutmadan her bir varlığa kendi olma ve kendi gibi yaşama hakkını vermeyi unutmadan sınırlarımızı bilerek tanrıya, doğaya ve her bir canlıya saygıyla yaşamayı öğrenebilmeyi becerebilirsek işte o zaman her şey çok güzel olacak.

Umarım günün birinde birileri dünyanın şeklini, yörüngesini, eksen eğikliğini ve dönüş yönünü kafaya takıp da düzeltmeye kalkmaz…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)