adscode

Öğretmenlere “Çalışmadan Maaş Alıyorlar” Diye Çıkışmak Ne Kadar Doğru

2019’da başlayan pandemi ile birlikte neredeyse tüm dünya ülkelerinde okullar zorunlu olarak yüz yüze eğitime ara vermek zorunda kaldı. Ne var ki bu durum okulların kapandığı günden bu yana ülkemizde bazı kesimlerin dilinden düşürmediği ve ısrarla gündeme getirdiği bir konu haline geldi.

vedatdemirr@hotmail.com




Neymiş öğretmenler tatil yaparak ve hiç çalışmadan maaş alıyorlar. Bu durumu içine sindiremeyenler salgın sürecinde yoğun çalışma temposu içinde olan doktor, hemşire ve daha başka mesleklerle kıyaslamalar yaparak öğretmenlere karşı bir neredeyse bir karalama kampanyası yürütüyor. Sosyal medyada da taraflar arasında ciddi bir tartışma haline gelen bu konuda birkaç söz söylemeyi değerli öğretmenlerimiz adına şart oldu.

Meslekler arasında sosyal medyada ve toplumda ciddi tartışmalara varacak boyutta kıyaslamaların yapıldığına pek çok kez tanıklık etmişizdir. Oysaki mesleklerin arasında yapılan bu ayrım çok yanlış bir yaklaşım tarzıdır.

Meslekler, bir toplum içerisinde işbölümü ve uzmanlık temelinde işlerin belli bir düzende gerçekleştirilmesini sağlayan toplumsal sistemin önemli yapıtaşlarıdır. Meslekleri insan vücudundaki organlara ve onlara bağlı daha küçük uzuvlara benzetecek olursak meslekler arasındaki ayrımın ne kadar gereksiz ve yersiz bir yaklaşım olduğunu sanırım daha açık bir şekilde ifade etmiş oluruz. Söz gelimi meslekler arasındaki ayrımı insan vücudunun organları arasında da yapınca şunu mu diyeceğiz;  “Sağ elimi, sol elime göre tüm hayatım boyunca daha çok kullanıyorum. Neredeyse tüm işlerimi sağ elimle yapıyorum. Şimdi sağ elim, mideden ve kalpten eşit oranda gıda ve kan takviyesi mi alacak?” Sağ elimizi daha çok kullandığımız için sol elimizi eleştirip yadırgıyor muyuz?  Vücudumuzda en çok çalışan organlar kalp ve beyin olmasına rağmen öteki diğer organları neden bu kadar çok çalışmıyor diye suçlayabilir miyiz?

Bütün organların yükünü neredeyse üstüne alan kalp ve beyin olduğu halde kirpiğimizin, kulak zarımızın, tırnağımızın, parmaklarımızdan birinin ya da işte vücudumuzun herhangi bir yerindeki tüyü hiçbir işe yaramıyor diye eleştirmek ne derece mantıklı gelir soruyorum?  Başka bir örnekle açıklayacak olursak arabanın silecekleri veya yedek lastiğini düşünelim. Şimdi desek ki bu ve benzeri parçalar çok nadir kullanılıyor. Arabada olması, gereksiz ağırlık katıyor ve yakıt sarfiyatını arttırıyor. Sökelim, ihtiyaç olduğunda kullanırız.  Arabanın her çalıştırıldığı anda şanzıman, debriyaj ve fren gibi sürekli çalışmıyor diye kıyaslama yapıp hiçbir işlev görmediği gerekçesiyle bu aksamlarını sökmeyi teklif etmek, çalışmadığı halde niçin maaş alıyor diye öğretmen veya daha başka görev çıkmadıkça kurumda bekleyen itfaiye ve arama kurtarma timi gibi nice meslek erbabını eleştirmeye benzemez mi?

Meslekler de örneklerini verdiğimiz insan vücudundaki uzuvlara ya da ikinci örneğimizde olduğu gibi arabanın çeşitli aksamlarına benzer. Kimi neredeyse her gün faal iken kimi de kritik anlarda hayatı bir müdahale ile görevini bekliyordur.

Söz konusu silecek kış aylarında elzem bir parça iken yaz aylarında ne gereği var boş boş duruyor. Nasıl olsa kirlendiğinde pekâlâ su ve bez yardımıyla yıkayıp temizleyebilirim de denilebilir. Ancak trafikte öyle anlar oluyor ki hayat kurtarıyor. Mesela öndeki araçtan meyve suyunu ya da kolasını camdan boca eden birinin şeftali suyu olduğu gibi camınızı sıcak bir yaz gününde saatte 120 km hızla ilerlerken kapladığını düşünün veyahut da tarladan taşan çamurlu suyun öndeki aracın tekerinden sıçrayarak camınızı kapladığını… Görüşü neredeyse sıfıra indiren bu durumda sileceğin hayati görevi göz ardı edilemez.

Öte yandan kimse işini yapmamaktan ve çalışmamaktan hoşnut olmaz olamaz. Bu zaten insanın doğasına aykırıdır. İşlemeyen demir pas tutar. İşleyen demir ışıldar misali…

Pandemi koşulları içerisinde değerlendirildiğinde bugün öğretmenlerimiz salgın koşullardan dolayı mesleğini icra edemiyor, okula gidemiyor diye hedef tahtasına oturtup olumsuz tepkiler göstermek büyük bir hata ve haksızlıktır. Şunu hatırlatmak isterim ki öğretmenlerin çalışamaması en başta onları rahatsız ediyor.

Salgın sürecinde uzaktan eğitim ile görevini yapan ve biran önce sağlıklı ve güvenli günlerde olduğu gibi göreve dönmeyi bekleyen öğretmenlerimizin hissiyatını ve rahatsızlılığını uzun süre yatakta yatan hastanın yatak yaralarından duyduğu rahatsızlığa benzetebiliriz.

Sonuç olarak meslekler arası herhangi bir ayrım veya karşılaştırma yapmak vücudumuzdaki organları karşılaştırma yapmaya benzer ki hangi birimiz kendi vücudundaki en basit bir uzvundan bile vazgeçebilir? İnsan nasıl ki kendi vücudundaki uzuvlarının hikmetlerini anlayarak, vücudunu benimseyip bütün bir beden bilinciyle kendine değer veriyorsa toplum bilincine de o denli erişip bütün bir millet anlayışı ile toplumsal sistemde rolünü alan her bir mesleğe aktif veya pasif olsun kıyas yapmadan toplumsal yaşamın gereği olduğunu bilerek saygı ile sahiplenip değer vermelidir.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)