https://dogakoleji.k12.tr/basvurular/lgs

19'lar ve bitmeyen umut

Yolu uzun, çetrefilli ve sertti; ama umudu vardı.

cemozel2021@gmail.com




1900 yılında yani 19 yaşındayken 19. yüzyılın bitişine tanık oldu. 20. Yüzyıla girerken umutluydu.

Yıllar hızla ve tüm sertliğiyle geçiyordu.

Şartlar ne kadar sertleşirse sertleşsin umudunu yitirmedi.

O müthiş öngörü sahibi adam 19. Yüzyılda 19 yıl yaşadıktan sonra, bu sefer bir 19 yıl daha yaşayarak, "Geldikleri gibi giderler" düşüncesiyle, 1919'da Samsun'a varmak üzere yola çıktı İstanbul'dan. Bindiği vapurun adı Bandırma idi. “Havadar olur, deniz havası alırız, sahilden geze geze gideriz.” diye değil, o şartsızlıklarda kötünün iyisi diyerek seçtikleri bir yoldu. Gidene kadar bir Kurtuluş Savaşını da Karadeniz'de verdiler. Çok sonraları okuduk ve öğrendik ki boğaza hakim olan İngilizler, bu yolculuk sırasında az uğraşmamışlar; çünkü Çanakkale Boğazını onlara dar eden Mustafa Kemal'in nasıl biri olduğunu gayet iyi biliyorlardı. Şunun da altını çizmek isterim ki, o zamanın İngilteresi bu zamanın Amerikası gibi güçlüydü. İngilizlerin o zamanki gücü, Atatürk ve strateji arkadaşlarının işlerinin ne kadar zor olduğunu çok açık bir şekilde gösterir. 19 Mayıs ruhunu o günkü şartlara göre değerlendirmezsek hep bir eksik kalır. Şimdi nasıl ki Amerika'ya karşı dünyadaki hiçbir ülke kolay kolay bir şey yapamıyor, o zaman da İngiltere'ye yapamıyordu; ama Atatürk, arkadaşları ve ulusumuz hariç.

Yolu uzun, çetrefilli ve sertti; ama umudu vardı.

Yıllardan 1919, günlerden Mayıs 19'du.

Bunca imkansızlıklara, onca vatan hainlerine rağmen en son raddede kendine güvenişi vardı. Özgüveninde, tarifini yine kendi yaptığı bir vatan sevgisi vardı. Bu tarifi ne zaman okusam tüylerim diken diken olur. İsterseniz yine hatırlayalım:

"İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla milli meclise davet etmedim. Herkes kararında özgürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta, hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağı'na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum. Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim!..."

Dün 19 Mayıs'tı. Kızımın koşu yarışı vardı. Bu vesileyle ailecek yarışa gittik ve kendimizi 19 Mayıs coşkusunun içinde bulduk. Hepimize müthiş bir enerji geldi. Marşlar, bayraklar, gençlik coşkusu... Tribünlerde oturanlara bayrak dağıtıyordu görevliler. Öyle bir coşku geldi ki, 'Bu elim boş kaldı." diyerek ikinci bir bayrak istedim. Çıktık açık alınla, diyerek söylediğimiz marşla bayraklarımızı salladık tüm coşkumuzla. Ne çok özlemişiz bu bayram havasını. Masmavi gökyüzünde, bayram coşkumuza katılan beyaz bulutlarda Atamızın siluetini aradım. Emindim. Oradaydı. Bizi izliyordu. Büyük bir hasretle özlemleştik.

Nice 19 Mayıslara... Kutlu olsun...

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)