adscode

Türkiye’nin hayalini Yasemin gerçekleştirdi

Yasemin, bu başarısıyla ülkemizi gururlandırmanın yanı sıra kendisi de İngiltere'de doktora yapan babası Prof. Dr. Sabri Arık'ın en büyük hayalini de hayata geçirdi.

Türkiye’nin hayalini  Yasemin gerçekleştirdi
Milliyet Diyalog
Güncelleme : 08-May-24 09:35

Ülke olarak en büyük hayallerimizden biri de dünyanın en iyi üniversiteleri arasına girmekti.

Bu arzumuz, 2023 Vizyonu'nda da özellikle vurgulandı.

Buna rağmen ne YÖK ne de üniversitelerimiz bu konuda arpa boyu yol alabildi.

Bırakın ilk 100'ü, 300, 500 bile hayal oldu!

İşte böylesi bir ortamda Yasemin Arık, sadece dünyanın en iyi üniversitesine girmekle kalmadı, ilk 100'e giren çok sayıda üniversiteden de kabul aldı.

Yasemin, bu başarısıyla ülkemizi gururlandırmanın yanı sıra kendisi de İngiltere'de doktora yapan babası Prof. Dr. Sabri Arık'ın en büyük hayalini de hayata geçirdi.

Yasemin'i 5 yıl önce liseye kaydettirirken, öğrenci tanıma formunda kendisine "Çocuğunuz için nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?" sorusu sorulmuş, o da "Oxford Üniversitesi’nde eğitim alması" demişti.

Ve o hayal, o öngörü, o mücadele gerçek oldu.

Bir baba için daha büyük bir mutluluk ne olabilir ki!..

 

Kaderini kendi çizdi

 

İyi öğrenci her koşulda geleceğine kendi yön verebiliyor.

Koşullar da elbette çok önemli ama her şey onda bitiyor.

Suyun akıp yolunu bulduğu gibi onlar da hayalini kurdukları yolu buluyorlar.

Yasemin, İngiltere ve ABD başta olmak üzere pek çok ülkenin dünya sıralamasının en tepelerinde yer alan çok sayıda üniversiteden de kabul aldı.

Tercihi, dünyanın en iyi üniversitesi olarak kabul edilen Oxford Üniversitesi'nin kabul oranı en düşük bölümü olan  Computer Science'tı, onda karar kıldı.

Yasemin, bilindiği kadarıyla bu bölüme kabul edilmiş ilk Türk kız öğrenci.

Oxford Üniversitesi'nin yayınladığı son üç yıldaki istatistiklere göre her yıl bu bölüme kabul edilen öğrenci sayısı ortalama 40 ve bu yıl alınan 40 öğrenciden sadece ikisi kız!

Yasemin’in kabul aldığı diğer üniversiteler ve dünya sıralamaları da şöyle:

İngiltere'den kabul aldığı üniversiteler:

* Oxford University (1)

* Imperial College London (8)

* University College London (22)

* King's College London (38)

* Manchester University (51)

Kanada'dan kabul aldığı üniversite:

* Toronto University (21)

Toronto Üniversitesi, ücretsiz öğrenimin yanı sıra kayıt yaptırması durumunda Yasemin'e 100.000 Kanada Doları nakit para ödülü teklifi de getirmiş ama Oxford hayali ağır basmış.

Amerika'dan kabul aldığı üniversite:

* University of California, San Diego (34)

Amerika'da yedek listeye girdiği ve her an davetiye alabileceği diğer üniversiteler de şunlar:

* Yale University (10) (Tam burslu başvuru)

* Columbia University (17) (Tam burslu başvuru)

* Cornell University (20) (Tam burslu başvuru)

* University of California, Berkeley (9)

* University of California, Los Angeles (18)

Yasemin, üstün başarısı nedeniyle Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi'nde de 5 yıldır tam burslu olarak öğrenim görüyor...

Hayali de zamanla şekillenecek ama görünen o ki Oxford'da yapacağı lisans ve yüksek lisanstan sonra yine bir İngiliz üniversitesinde doktora yapmak ve Yapay Zekâ Çağı'nın çok önemli oyuncularından biri olmak.

Başarır mı? Başarır.

Tıpkı ne istediğini bilen diğer gençler gibi...

 

Öğretmen atamaları

 

Öğretmenlerimiz adeta şokta.

Ne istediklerine yakın bir kadro açıklandı ne de mülakat kalktı.

Tasarruf şart mı, şart ama faturası eğitime çıkmamalıydı.

Mademki tasarruf olmazsa olmazımız haline geldi o zaman herkes, her alanda taşın altına elini koymalı.

Yük hep birlikte paylaşılırsa anlam kazanır. İstenilen netice alınır!..

Sokrates “Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın” demiş.

Hem de binlerce yıl önce.

Bu yüzden her şeyden kısalım ama eğitimden asla!..

2000’li yılların başında KPSS’ye giren öğretmenlerin yarıya yakını atanırken bugün gelinen noktada yüzde 5 bile değil.

Asıl üzerinde durulması gereken konu bu.

Mademki atamayacağız neden bu kadar çok mezun veriyoruz, neden formasyonun önünü açıyoruz?..

Hadi bu yıl böyle geçti, gelecek yıl ve yıllarda ne olacak?

Öğretmen yetiştirme, atama ve kariyer kriterleri liyakate dayalı bir şekilde yeniden ele alınmalı ve kontenjanları olabildiğince azaltarak yeni bir istihdam modeli oluşturmalıyız.

En büyük hayali ve ideali öğretmenlik olan yüzbinlerce öğretmenimiz için kabullenilmesi zor bir süreç.

Zor dönemler her zaman olur, olmaya da devam edecektir.

Bu yüzden ne kadar zor olsa da asla pes etmeden yolumuza devam etmeliyiz.

Mülakata gelince, getirenler, uygulamada yaşanacaklar nedeniyle umarız 2016'da olduğu gibi getirdiklerine bin pişman olmazlar.

Ayrıca yüzde 50/50 çok adil bir denge değil!

Bir yanda YKS, 4 yıllık üniversite eğitimi, staj ve yıllarca süren KPSS işkencesi öte yanda 40 dakikalık bir mülakat!

İlle de olacaksa, oran bu olmamalıydı!

Mülakatın sürdürülebilir olması isteniyorsa, en son aşamada değil, eğitim fakültesine öğrenci alırken ya da mezun ederken olmalı. Atama öncesi yapılanlar hiçbir dönemde adil ve kalıcı olmadı...

Daha da önemlisi tam da atama süreci başlamışken kurallar değiştirilemez.

Nasıl ki yeni müfredat mevcut öğrencilere değil, yeni öğrenciler için düşünülüyorsa, mülakat da ille de olacaksa sonraki atama dönemleri için söz konusu olmalıydı!..

Özetin özeti: Eğitimde neleri konuşmamız gerekirken, neleri konuşuyoruz!..

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)