adscode
adscode

Eğitimde değişim ve öğretmenlerden öneriler

Eğitimdeki değişim ve dönüşümün sonuçlarını diğer alanlarda olduğu gibi kısa sürede görmek mümkün değildir.

ikegitmeni@hotmail.com




Eğitimde belirli alanlarda, sürekli olarak devam eden ve bir türlü dikiş tutturulamayan, değişim ve dönüşüm çabası içerisindeyiz. Bu nedenle, eğitim sistemimizdeki değişimi arayışları ve çalışmalarını, döngü olarak tanımlamanın yanlış olmayacağını düşünüyorum. Milli Eğitim Bakanlığı’nda, her bakan değişiminde belirli konu başlıklarındaki değişim ve dönüşüm çalışmaları, süreklilik halini almış durumdadır. Eğitimde değişim ve dönüşüm, diğer alanlara göre çok maliyetlidir. Eğitimdeki değişim ve dönüşümün sonuçlarını diğer alanlarda olduğu gibi kısa sürede görmek mümkün değildir. Eğitimdeki değişim ve dönüşümün bedelini, toplumla birlikte bir kuşak ya da kuşaklar ödemektedirler. Bu nedenle; eğitimde değişim ve dönüşüm; farklı parametrelerle birlikte eğitim paydaşlarının görüşleri alınarak, detaylı analitik değerlendirmelerden sonra yapılmalıdır. Peki, uluslararası başarı sıralamalarında en üst sıralarda yer alan ülkelerde eğitim sistemlerindeki değişim ve dönüşüm çalışmaları nasıl yapılmaktadır?

Küresel rekabet ortamında en üst sıralarda yer alan ülkelerin eğitim politikalarının siyasal yapılara bağlı olarak sık sık değişmediği ve buna bağlı olarak, eğitim sistemlerinin de eğitim bakanlarının değişiminden çok etkilenmediği görülmektedir. Peki, eğitim sistemimizdeki değişim ve dönüşüm ihtiyacının sürekliliğini nasıl yorumlamak gerekir?

Eğitim sistemimizde değişim ve dönüşümün bir döngü haline gelmesinin nedeni; eğitimde bir türlü çözüme kavuşamayan sorunlar ve toplumsal beklentilerin karşılanamaması olduğunu düşünüyorum. Eğitim sistemimizdeki sorunlarla ilgili çözüm arayışları, yıllardır devam etmektedir. Ancak, ne gariptir ki; eğitimdeki sorunlarını çözümünü, geçmişte kullanılan ve bir türlü sonuç alınamayan yöntemlerle çözme arayışı ve çabası içerisindeyiz.  Aynı yöntemlerle aynı şeyleri tekrar tekrar yaparak, farklı sonuçlar beklemek, ne kadar rasyonel, ne kadar eğitim bilimi ilkeleriyle uyuşmaktadır?..

Eğitimdeki son hararetli tartışmalar ise Eğitim Müfredatı üzerine yapılmaktadır. Peki, Eğitim Müfredatı nedir? Birçok eğitim sendikası ve siyasi çevreler, neye itiraz etmektedirler? Müfredat kelimesi, Türk Dil Kurumu açısından ele alındığında, “eğitim ve öğretim programı” olarak değerlendirilmektedir.  Eğitim öğretim kurumları için okul müfredatı; planlanmış, açık seçik belirlenmiş, yazılı ders hedefi ve amaçlarını ifade etmektedir. Bu nedenle, eğitim öğretim kurumlarında bir dersin müfredatı; eğitim kurumunda okutulan bir dersin amaçları, hedefleri, kazanımları açık olarak planlanmış bir çalışmayı ifade etmektedir.                         

Müfredat kavramı yerine daha önceki yıllarda eğitim programı kavramı kullanılırdı. Ülkemizde, eğitim programıyla ilgili değişiklikler; 2006/2007 yıllarında yaşanırken, 2017/2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün öğretim programları bir kez daha değiştirilip, yeni uygulamalara gidildi. Eğitim müfredatı ve değişiklikleriyle ilgili tartışmalar, 2017/2018 yılında da benzer şekilde yapılmıştı. Eğitim çevreleri eğitim programıyla ilgili değişimlerin, eğitim paydaşları ve eğitim bilimi çevrelerince kapsamlı değerlendirmeler sonucunda yapılması gerektiği konusunda görüşler ileri sürmüşlerdi…

Milli Eğitim Bakanlığı, tüm öğretim kademelerindeki zorunlu derslere ait “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”  adını verdiği yeni eğitim programı ya da müfredat taslağını kamuoyuyla paylaştı. Eğitim Sen ve Eğitim İş; Milli Eğitim Bakanı’nın STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla, ÇEDES projesiyle tamamen dini değerlere dayalı “değerler eğitimi” uygulamasının eğitimin tüm kademelerinde hayata geçirilmesi hedeflendiğini ifade etmektedirler.  Türk Eğitim Sen, kurumsal web sitesinde üyelerine yönelik anket düzenleyerek, yeni müfredata ilişkin görüşlerini Milli Eğitim Bakanlığı’na bildireceğini ifade etmektedir. Eğitim Bir Sen ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın  “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni desteklediğini açıklamıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın  “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla paylaştığı yeni eğitim öğretim programıyla ilgili eğitim öğretim sürecinin içinde yer alan ve yıllarını eğitim öğretime adamış öğretmenlerin görüş ve önerilerini paylaşmak da yarar görüyorum. Eğitim öğretim sürecinin içinde yer alan, görüştüğüm öğretmenlerin tamamına yakını; değişim ve dönüşüm çalışmalarında, karar süreçlerinde görüşlerinin alınmamalarından yakınmaktadırlar. Öğretmenler, içinde bulunduğumuz bilişim ve teknoloji çağında, bilişim teknolojileri kullanılarak, birçok konuda görüşlerinin alınabileceklerini ve karar süreçlerine daha etkin katılabileceklerini ifade etmektedirler. Mesleğinde deneyimli öğretmenler; öğrenci davranışlarında ciddi dejenerasyonun baş gösterdiğini, öğrencilerin konuştukları dillerinin çok bozulduğunu, geçmişteki öğrenci profilleriyle kıyaslanamayacak kadar olumsuz davranışlar sergilediklerini ifade etmektedirler. Değerler eğitimi projesini sorduğumda ise; değerler rol model olunarak ve yaşanarak öğretilir. Değer öğretmek için sunu, film, pano vb. materyaller hazırlamak yerine, biz öğretmenlerin, devlet yöneticilerinin, anne- babaların, toplumdaki ileri gelenlerin, medyanın, kısacası toplumdaki herkesin rol model olmaları gerektiğini ifade etmektedirler. Öğretmenler; “öğretmenlerin şamar oğlana dönüştürüldüğü, hak ve haklılığın yok sayıldığı, kısa yoldan zengin olmanın ya da köşe dönmenin neredeyse reklam olarak sunulduğu günümüzde, okullarda doküman temelli bir projeyle hangi değerler öğretilebilir?..” diye bana sordular…

Öğretmenler, eğitim öğretimdeki en temel sorunlara ilişkin önerilerini şu şekilde sıralamaktadırlar:

- Öğretmenlere hak edilen değerin verilmesi,

- Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda revize edilmesi,

- Öğretmenleri her türlü şiddetten koruyacak yasal düzenlemelerin yapılması,

- Eğitim öğretim kurumlarının yönetimlerinde kariyer ve liyakat ilkelerinin esas alınması,

- Ders sayısının fazlalığı ya da ders konularının seyreltilmesi yerine, eğitim bilimi esaslarına uygun eğitim programlarının geliştirilmesi,

- Eğitim sistemimizi sınav odaklı yapıdan kurtararak, bireysel gelişimleri ön planda tutan yöneltme ve yönlendirme sisteminin geliştirilmesi,

-Eğitim öğretimde fiziki ortamların iyileştirilmesi, laboratuar ve teknolojik imkânların geliştirilmesi,

- Uygulamalı eğitime ağırlık verilmesi,

- Eğitim öğretim kurumlarında öğrencileri 8 ya da 9 saat kapalı sınıflarda tutmak yerine, ders sayıları ve sürelerinin pedagojik ilkelere göre belirlenmesi,

- Sanatsal, sportif ve sosyal alanların geliştirilmesi gibi bir dizi önerileri sıralamaktadırlar.

Sonuç olarak; eğitim sistemimizin temel sorunları, eğitim programlarında yapılan değişimle gideriliyorsa, bugüne kadar yapılan değişimlerle sorunlar neden giderilemedi?.. Eğitimde sorunun temelini sadece amaç, içerik, konu dağılımı, kazanım ve hedeflerde aramak ne kadar gerçekçi?.. Eğitim sistemimizde sorunların süreçleri ayrıntılı analiz edilmeden yapılan değişim ve dönüşüm çalışmaları,   çözüm üretmek yerine, yeni sorunlara yol açacaktır.   Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 

Ali Güngör

ikegitmeni@hotmail.com


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)