adscode
adscode
adscode testttt
adscode oguzzz

Türkçe

Türkçe öğretme konusunda eğer samimiysek sadece sınıf geçme notunu yükselterek bu işi başaramayız.

aguclu@milliyet.com.tr




Türkçede sınıf geçme notu 70’e yükseltildi. 70 alamayan, diğer dersleri 100 olsa da sınıfta kalacakmış. Doğru bir karar. Peki işe yarar mı? Sürdürülebilir olur mu? En önemlisi de lise ve üniversiteye girişte de böylesi bir baraj istenecek mi? Test dayatmasına devam mı?

Bırakın öğrencileri yetiştişkinler kaç kelimeyle konuşuyor, kaç kelime ile yazıyor?

Türkçe öğretme konusunda eğer samimiysek sadece sınıf geçme notunu yükselterek bu işi başaramayız.

Bunu dün denedik olmadı, bu haliyle kalırsa yine olmaz!

Türkçe’ye bir ders olarak baktığımız sürece yol kat etmemiz de mümkün değil!

- 4,5 seçenekli testlerle çocuklarımız hayal dünyalarını daralttık,
- Dil öğrenmenin en önemli süreci olan okul öncesi eğitimi zorunlu hale getirmeyerek hataların en büyüğünü yapmıyoruz,
- Çocuklarımızı okumaya, yazmaya özendireceğimize onları hepten soğuttuk,
- Yayın organları ve sosyal medyada Türkçe’nin yozlaşmasına seyirci kaldık,
- Türkçe sadece Türkçe dersinde öğrenilir gibi şaşı bir bakış açısına takılıp kaldık,
- Konuşmaly, yazmayı, düşünmeyi teşvik edeceğimize, suça giden bir yol algısı yarattık,
- Okuyana, yazana, güzel konuşana bırakın saygıyı, değersizleştirdik…

Sadece sınıf geçme notunu yükseltmekle bir şeyin değişmeyeceğine yönelik daha onlarca gerekçe sıralayabiliriz.

Peki bu neyi değiştirir?

Bu konuda top yekün seferberlik olmadığı sürece hiç bir şeyi!


Yeni açılım şart

Eğitimde oldu gibi Türkçe konusunda da yeni bir açılım şart.

Örneğin yeni kelime arayışları, dil üzerine tartışmalar, şiir ve öyküleriyle dile ilgi duyanların elinden düşürmediği kaç dergimiz, kaç radyo ve televizyon programımız, bu konuyu ciddiye alan kaç yazar çizerimiz, sanatçımız, politikacımız, sivil toplum örgümüz var?

Yılda kaç çocuk romanı yayınlanıyor?
Kaç çocuk dergimiz ve RTÜK yasasına göre zorunlu olmasına rağmen kaç çocuk programımız var?


Karamanoğlu Mehmed Bey'in 1277'de yayınladığı "Bundan böyle divanda, dergahta, bargahta, çarşıda, meydanda Türk dilinden başka dille konuşulmayacaktır"
sözü o günden bugüne ne kadar ciddiye alındı?

Sokaktaki tabelalara, şirket ve program isimlerine, kelimelerin telaffuzlarına bir göz atın, 70’in tek başına yetip yetmeyeceğini çok ret anlarsınız…

Peyami Safa'nın "Dilini kaybeden bir millet her şeyini kayıp etmiş demektir" şeklindeki sözleri ve benzerleri ne kadar ciddiye alındı?

Diller arasında etkileşim olmaz mı elbette olur ama bu istila ve yozlaşma boyutlarına asla gelmemeli!

Batılı ülkeler dillerini korumak için özel kanunlar, özel koruma kurulları oluştururken, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da boşverdik gidiyoruz.

Bakalım nereye kadar...


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Şimdi tercih zamanı!
İkinci öğretim?..
Beklentiler?..