adscode

Şenlikköy Çocukları: İyi ki Eğitim Var

Sabaha beni üzen, kahvaltımı ederken yediklerimi mideme oturtan ve lokmaları boğazımda düğüm düğüm bırakan bir haber okuyarak başladım.

damlaaktan@gmail.com




2014 Ekim ayında Karaman’daki maden faciasında –oğlu Tezcan İşçi’yi kaybeden ve cenazeye yırtık lastik ayakkabılarıyla katılıp yürekleri burkan 79 yaşındaki Recep Gökçe’nin Korona virüsünden hayatını kaybettiği haberi... Ruhu şad olsun Recep amcamın...İtiraf ediyorum, ben bu haberi duymamıştım. 2014 yılında kendi doktora sürecimin ortasında cebelleşirken, eğitimimi tamamlamaya ve kendimi hayata yardım edebilecek bir noktaya taşımaya çalışırken, gündemi kaçırmışım. Ayıp etmişim Recep amcaya... Özür dilerim Recep amcacım, ülkemin geleceği olan çocukları yetiştirmek için kendimi yetiştirmeye çalışırken, senin acını görmediğim o yıl için özür dilerim ruhundan...

Ama geçtiğimiz gün, Cuma akşamüzeri, Florya Şenlikköy İlkokulu çocukları ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi de, bir kez daha hayata hala inanmak için, geleceğe hala inanmak için yüzlerce sebep gördüm. Zehra ve Kayra Kristal Çocuklar kitabının yazarları olarak, Elif Ceren Boelen ile birlikte İstanbul Florya Şenlikköy İlkokulu 4. Sınıf öğrencileri ile biraraya geldik. Tabii Korona’dan dolayı zoom vasıtası ile gerçekleştirdik bu görüşmeyi...Okul müdürü Sayın Bülent Çelik bizi davet ettiğinde çok heyecanlandım. Öyle ya, ilk kez kitaplarımızı henüz okumamış bir grupla hem de zoom aracılığıyla biraraya gelecektik. Nasıl olacaktı? Soruları olabilecek miydi? Kitapları okumadan bize ne sorabilirlerdi? Acaba yeterince aktif olacaklar mıydı? Biz onlara gerçekten vermemiz gerekenleri verebilecek miydik?

Kafamda tonlarca soru vardı ki, hepsi daha ilk dakikadan Şenlikköy okulu çocuklarının pırıltısı sayesinde uçtu gitti. Ayşe Melek, Sedef, Defne, Kuzey, Yağmur, Doruk, Baran, Öykü ve şimdi hepsinin ismini anımsayamadığım 15’den fazla pırıl pırıl çocuk karşımızdaydı! Öyle güzel sorular sordular, öyle heyecanla bizden birşeyler almaya çalıştılar ki, ülkemin geleceği için yeniden umutlandım ben.

Yazı yazmanın önemini yitirmeye başladığı hissedilen bir dönemde –çünkü teknoloji baskın çıkıyor- günlük tutmanın çeşitli faydalarından, alternatif yollarından, özellikle erkek çocuklar eğer yazmayı çok sevmiyorlarsa bilgisayarda kendilerine günlük formatı oluşturabileceklerinden, her gün yazmak zorunda olmadıklarından ama duygularını, deneyimlerini mutlaka ilerde anımsamak üzere satırlara aktarmalarının öneminden, sözün uçup yazının kalıcılığından bahsettik. Sonra en sevdiğimiz yazarlardan, kitaplardan, yazı yazmaktan, kitap okumaktan bahsettik. Gelen sorular bizi öyle mutlu etti ki kelimeler yetmez...

Hele ki aralarında yazı yazan bazı pırıl pırıl yüreklerin bizlerle paylaştıkları şiirler, duyarlılıkları geleceğe hala umutla, inançla bakmamızı sağladı. Yazmanın nesiller arasında bağlayıcı, birleştirici bir gücü olduğunu yeniden hissettirdi. O nedenle Florya Şenlikköy ilkokulu müdürüne eğitimci vizyonu ile çocukları bunca güzel yönlendirdiği, ailelerine yetiştirdikleri pırıl pırıl çocuklar ve o güzel çocuklara pırıl pırıl kalpleri, ruhları için yürekten teşekkür ediyoruz. Onlara tek tavsiyemiz, hayata dokunuşlarıyla şekil verdiklerini hiç unutmadan, kendilerine inanarak, okuyarak ve yazarak hayatta hep iyiye vesile olmaları. Böylece nice Recep amcaların ruhları gülümseyebilecek, güzelliklere vesile oldukları ve dokundukları her kalbe yardımcı olabilecekler ve en önemlisi, insanın değerini, hayattaki önemini ve gücünü bilerek büyüyecekler. Güzel ve eğitimli kalpler sayesinde, hayat daha az acı çekecek ve daha çok yüz gülümseyecek.

İyi ki eğitim var.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)