adscode

Yarın sen ne istersen o olacak

“Ne olacak seçimler sence?” “Sen ne istersen o olacak.”

damlaaktan@gmail.com




67 yıl önce, eski İzmir Çeşme yolu üzerinde -henüz Çeşme otoyolu yapılmamışken- bugün hâlâ var olan bir Manzara Kahve var. Anneannem ve dedemden beridir her yaz tatili yolunda mutlaka ziyaret edip en azından bir çay içmeden geçmediğimiz bu kahvedeki Ahmet amca, bu hayatta tanışma fırsatı bulduğum en yüce gönüllü ve en donanımlı insanlardan biri.

Annemi ve babamı gömdükten sonra ilk kez tek başıma gittiğimden bu yana, hâlâ her ziyaretimde sohbet ederiz. Bir ekmeği bir zeytinyağı var, yemeden geçmeyin derim.

Şimdi size bunu niye anlattım.

Bu amca, hayatımda gördüğüm ve tanıdığım en bilgili insanlardan biri de ondan. Tüm bir hayatını o kahvede geçirmiş, ama her gelenden bir şey almış, dahası her gelene çokça şey öğretmiş bir bilge bence. Her oturduğumuzda, dinden, siyasetten, toplumdan öyle güzel sohbetler ederiz ki, belki bir profesörle bunca güzel konuşmamışımdır.

Gelelim sadede, bugün ona şunu sordum.

“Ne olacak seçimler sence?”

“Sen ne istersen o olacak.”

Cevabı kesin, kısa, net ve bir o kadar anlamlıydı.

“O ne demek? Ah keşke öyle olsa, ben istiyorum da olmuyor…” dedim.

Dedi ki:

“Yeterince istememişsin.”

Ve devam etti.

“Atatürk’ün nutkunun son cümlesi ne der?”

Hani olur, kelimesi kelimesine bildiğiniz şeyi böyle pat diye alakasız bir anda sorduklarında cevap veremez kilitlenir kalırsınız ya. Kalıverdim bir an.

“Sahip olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Hah işte dedi, o nutuk ilk nutkuydu Ata’nın. Sonra, söylediği şeylerin tam anlaşılmadığını görünce Bursa’da ikinci bir nutku var. Onu biliyor musun? “Hayır” dedim, “bilmiyorum.”

Başladı anlatmaya bilgece…

“Atatürk, söylediği şeylerin zıttının yapıldığını görünce bir olay sonucunda Bursa’ya gidiyor ve orada ikinci bir nutuk veriyor. Diyor ki, eğer bir yere haksızlıkla gelmişsen, orada da suçu başkasında değil, ona müsaade eden kendinde arayacaksın.”

İlgimi çekmişti, hemen Google’da arattım. İstediğimiz kadar okumuş olalım, zaman zaman hepimiz eksiğiz çünkü. Şöyle diyor:

“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asil suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”.

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karsı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde       haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”

 İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

 Mustafa Kemal ATATÜRK”

****

Bursa nutku ile ilgili fazlaca söylenti olmuş olsa da, özünde aslında ifade ettiği tek bir şey var bence.

Ez cümle, bu ülke bizim ve biz ne istersek öyle olacak. Seçimlerinizi yaparken lütfen çok iyi düşünün.

Yarın uyan ve güneşli bir gelecek için lütfen doğru olduğuna inandığın şeyi yap. Çünkü o bilge Ahmet amcanın dediği gibi, yarın ve yarından sonra “Sen ne istersen o olacak.”

 

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
Güle güle Mario Levi…
Milyonluk haber: 9.05