adscode

Sözleşmeli Uygulaması, Çekilen Çileye Değiyor mu?  

Sözleşmeli öğretmenlerin çektiği çile görünen o ki, Ankara’da kimsenin umurunda değil! Ziya Hoca, uygulamanın devam edeceğini söylüyor. Parçalanmış öğretmen aileleri ise kıvranmaya devam ediyor. Peki bu sistem yararlı mı?..

aguclu@milliyet.com.tr




Sözleşmeli uygulamasının artıları, eksileri mutlaka araştırılmalı.

Öylesine mektuplar geliyor ki, uygulamanın yarardan çok zarar getirdiği yönünde.

Abartı var mı?

Hiç sanmıyoruz.

Örneğin mastırlı bir Bilgisayar öğretmenini, hiç bilgisayarı olmayan bir köye göndermenin sağladığı yarar ne olabilir?

Ve işte üniversiteden bir hocamızın tespitleri:

Yarardan Çok Zararı var!

Bildiğiniz üzere sözleşmeli öğretmenlik denilen bir uygulama var.

Bu modelde 3+1= 4 yıl zorunlu görev süresi mevcut.

Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ancak MEB kulaklarını tıkamış durumda.

Bu sistemde Aile dramları yaşanıyor.

Evli-çocuklu aileler için eş durumu tayin hakkı verilmiyor.

Ben akademisyenim, tayin hakkım yok. 2,5 yaşında bir evladım var ve eşim 1500 km uzakta görev yapıyor.

Ancak sürenin uzunluğu Aile birliğimize ciddi zarar veriyor.

Kadrolu öğretmenler için bu süre 1 yıl.

Onların eşi eş, çocukları çocuk ta bizimkiler ne?

Yaşımız ilerliyor, 2. çocuğu düşünüyoruz ancak bu şartlarda imkansız.

Bu uygulama Sn Cumhurbaşkanımızın 3 çocuk önerisine adeta zıt bir uygulama.

Evlenmeyin, çocuk yapmayın demenin başka bir ifadesi.

Doğuda öğretmen durmuyor denilip çıkarılan ve bu gerekçe ile savunulan bir model. 

Sınıf öğretmeni 4 yıl boyunca aynı öğretmenden ders işleyecekmiş.

Peki Batı’da ya da başka bir yerde görev yapan Kadrolu öğretmen 1. Sınıfta okuttuğu sınıfı 2. sınıfta eş durumu ile bırakıp gidebiliyor mu?

Evet.

Bu tez çürüdü.

Benim ilkokulda dört farklı öğretmenim oldu, başarısız olmadım, hayatım taktir almakla geçti.

Esasında bürokrasinin oturup işini iyi yapmak ve farklı denklemler, modeller geliştirmek yerine bir bakıma zorla ve dayatma ile iş kaygısı oluşturarak öğretmeni çalıştırma modeli şeklinde ortaya koyduğu bu model tam bir fiyasko ve yutturmaca.

Kısa yoldan çözüm.

Ancak birçok sorunu beraberinde getiren bir uygulama.

Doğuda öğretmen sorunu varsa neden bu sadece 60 bin sözleşmeli öğretmene yüklenmeye çalışılıyor.

1 milyon kadrolu öğretmen var.

Bilerek tercih ettiniz deniliyor.

Ortada tek tercih var.

İnsanın aklıyla alay ediyorlar adeta.

MEB bu oyuna bir son vermeli.

Bürokrasi siyasileri kandırmayı bırakmalı. Sizden ricamız bu konuyu gündeme yeniden taşımanız, bizlere destek olmanız, Saygılarımızı sunarız.

 

Çelişkiler:

“Kadrolu öğretmeni buralarda tutamıyoruz” deniliyor

Peki, kadrolu öğretmenin durmadığı yerlerde sözleşmeli öğretmen nasıl duracak?

Öğretmenin durmama nedeni gerçekten “öğretmen” mi?

Öğretmenin durmama nedenlerini çözmeyip, bir bakıma “dayatma” ile buralarda öğretmen tutmak ne kadar adaletli bir uygulama?

“İlkokulda öğretmen 1. sınıftan başlar 4. sınıfa kadar aynı öğretmen ile devam eder” deniliyor.

O zaman neden sınıf öğretmenlerinin dışındaki branşların tamamına bu kural (3+1) uygulanıyor. (Ör: Meslek liseleri hocası, Halk eğitimde görev yapan öğretmenler vb.)

Batıdaki ilkokullar için neden aynı şart getirilmiyor? Kadrolu öğretmenin 1. Sınıfta okutmaya başladığı bir sınıftan 2. sınıfa geçerken eş durumu tayini isteyebiliyor? Bu çelişki değil mi?

“Şatları biliyordunuz” ve “bilerek seçtiniz” deniliyor.

Tek seçenek vardı. O da sözleşmeli

öğretmenlik.

Farklı seçenekler yoktu.

KPSS+Mülakattan geçip tercih yaptık.

Kadrolu öğretmene yılda bir-iki kez eş durumu tayin imkanı verilirken, sözleşmeli öğretmene neden eş durumu tayin hakkı verilmiyor?

Soruyorum buradan;

Bizim eşimiz “EŞ”

Bizim evladımız “EVLAT” değil mi?

Bizim Aile olmaya hakkımız yok mu?

“Şartları bilerek tercih” yapın deniliyor.

Evlendik, çocuk sahibi olduk, evimizin geçimini nasıl sağlayalım, mesleğimizi yapmayıp ne yapalım? Neden yıllarca okuduk? Bu diplomaları niye aldık?

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    3 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (3)