adscode

Ülkemizdeki Eğitim Sendikaların Asli Görevleri Nedir?

En basitinden bir Sendikanın varoluş sebebi temsil ettiği meslektaşlarının daha iyi iş-yaşam şartlarına sahip olmaları için çaba ve gayret göstermesinin yanında mensubu olduğu meslek grubunun kalitesinin yükselmesi için Hükümet ve diğer kuruluşlarla işbirliği içinde olmasından geçer.

bpelister@hotmail.com




Bizim eğitim sendikalarımızın temel konusu ise  ‘’Öğretmen atamaları, özlük hakları ‘’ üzerine yoğunlaşmış bir gündemle beraber daha az dozajda da ülkemizin Eğitimle ilgili geleceğini diri tutmak gayretinden ibaret.

Ancak ister Sendika olsun, isterse Dernek yada Vakıf hepsinin ortak zafiyetleri, kurumsal bir kimlik kazandıktan sonra üye sayıları ne olursa olsun bir benlik ve güç hastalığına tutulmaları oluyor.

Bu hastalığında olumsuz yanı ise; asıl ilgi ve ortaya çıkış gayelerini terk edip, sahip oldukları bu gücü kendi politikalarını hükümete kabul ettirme ve kadrolaşma gayretine yada Hükümet ve Bakanlık ne tür bir karar alırsa alsın doğru –yanlış olduğuna bile bakmadan bunu kötüleme ve itibarsızlaştırma gayretlerine dönüşüyor.

Belki yaptıkları bu eylemlerin sonuçları kısa vadede kendilerine ve üyelerine prestij sağlıyor ama uzun vade de yalnızca sendikalarını değil ülkemizi de zora sokacak gayret ve çabalara dönüşüyor.

Tüm bunların örneklerini geçmiş yıllarda hepimiz yaşayarak gördük, şuanda da görüyoruz.

Yönetici ataması kriterlerini kendisi belirlemeyi görev edinen de var, Türkiye’mizin gerçeğini görmeden sırf Hükümeti zorda bırakmak için’’ 400 Bin atama’’ yapılmalı diyen Hayalperestlerde var.

Şu saptamaya hepimiz kesinlikle katlıyoruzdur, ‘’herhangi bir sendikaya üye olmak, bir iş için yeterli olmak anlamına gelmez’’.

Bir işe yeterli olmanın tek ölçü ve standarttı vardır o da  ‘Liyakat’’ tir.

Bilhassa Eğitim grubu için liyakatsiz kişilerin ülkemizin geleceğine verdiği zarar, diğer verilen hiçbir zarara benzemez. Çünkü bu zararın faturasını yalnızca yıllar değil aynı zamanda kaybolan nesillerle öder.

Onun için ülkemizin istediği tek şey, mesleğini seven, hakkını veren kişilerin öğretmen ve idareci olmasıdır.

Bu kadroları da seçmek, atamak, görevlendirmek ile ilgili tek karar veren merci Milli Eğitim Bakanlığımızdır, bırakalım Bakanlığımız işini yapsın.

Yoksa hangi sendikaya üye olursa olsun, liyakatsiz insanların görevlendirilmesine ön ayak olanlar günü geldiğinde bu konu ile ilgili vicdan azabını kalplerinde en derin bir şekilde hissedeceklerdir.


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)